Hemen hiç kimse zamanın kendine mahsus çerçevesi içinde kalmaya razı olmaz. hal içinde yaşayanların bir kısmı istikbale vurgun, bir kısmı da maziye aşıktır. gençlerin çoğu tahayyül ettikleri bir âtide ve yaşlıların çoğu, daha emin olarak, hatırladıkları bir geçmişte yaşarlar. en güzel zamanımız ya hayalimizde âtiyi kurduğumuz, ya hafızamızda maziye konduğumuz zamandır. hemen herkes, uzun müddet, umduğuna göre geleceğini sandığı bir zaman kolladıktan sonra, yavaş yavaş, kendi gençliğinde geçmiş olan zamanları aramaya koyulur. Belki geçmiş kendi gençlik çağlarını özleyen yaşlılarımız, bize daima evvelki mehabetli mehtap âlemlerinin ihtişamından bahsederler ve bizim iştirak ettiğimiz bu gecelerin onlara nispetle sönük kaldığını, ziyafetin sonlarına yetiştiğimizi, sofranın son kırıntılarını yediğimizi ve son sohbetleri işittiğimizi söylerlerdi.
Boğaziçi Mehtapları, Abdülhak Şinasi Hisar












