Usuldan usuldan vurmaya başlayınca lodos rüzgarı yüzüme, tahmin ettim yağmurun yağacağını.. Üstümde inceydi, oturduğum yerden şal aldım. "Belki yağmaz belli mi olur ? Biraz tadını çıkarayım şu havanın " dedim.. Oldum olası sevmem tek başıma gök gürültüsünü, şimşeği.. Bilen bilir.. Durudan yağmur yağsın isterim hep. Ama hep korktuğun başına gelir ya hani.. Beni de hep yalnızlıklarımda yakalar o gök gürültülü sağanaklar.. O sırada neden korktuğumu anlatmayı hiç beceremem ben.. Bazen şarkı mırıldanırım içimden bazen kulaklarımı tıkarım.. Ama diyeceğim şu ki; hiçbir acınızı korkup ertelemeyin. O acı çekmeden bitmiyor.. Ben hep erteledim.. Kabusları, içimden avaz avaz bağrışları.. Hani içinde boğulur gibi olursunda nefes alamazsın ya.. Ben hep yutkundum, erteledim.. Pazartesiye ertelenen diyet gibi, uyku güzel gelince alarmı 5 dk sonraya kurup işe geç kalmak gibi, iş güç dedim, tatil dedim, bayram dedim hep erteledim. Sonra her ertelediğim gün için hayata kazık bir faiz ödedim. Yağmur yağarken şemsiye tutmaya üşendiğim gibi çatıların altından değilde yolun ortasından bodoslama gittim. Eve sırılsıklam gidince anladım ki kalbimi, hayatımı fena halde kronik bronşit ettim.. Belki güçlü olmasam, sevdiklerim olmasa kendimi bu kadar kolay tedavi edemezdim. Bugece yalnız başıma üşüyünce aklıma geldi.. Belki diyen vardır "ne yaşadı bu, bu kadar ? " diye.. Hem bir yazasım geldi yine.. Hemde benim bu kadar güçlü olmamı sağlayanlara bir teşekkür edeyim dedim.. Siz yapmayın.. Islanmadan evinize gidin istedim..