The Stories Series by RKAMARI https://flic.kr/p/2nESoZk

seen from Brazil
seen from United States
seen from China

seen from Türkiye

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United Kingdom

seen from United States

seen from Malaysia

seen from Malaysia

seen from United Kingdom

seen from Malaysia

seen from United Kingdom
seen from United Kingdom

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Netherlands

seen from Malaysia
seen from Brazil
The Stories Series by RKAMARI https://flic.kr/p/2nESoZk
You’re amazing and lovely and sweet and I love you ❤️
AFSAD ve Odamiz isbirligi ile yapilan " "Sigorta Sektorunde Konusulmayanlari Konusuyoruz" konulu toplantimizi yapıyoruz. #saik #tobbiletisim #tobb #dinartso #afsad (Budan Thermal Spa Hotel) https://www.instagram.com/p/B3PNLx8l2rSY-dV1JU7VOgb80jT5AqvsQB3MPc0/?igshid=1o82dcddgplw2
AFSAD "Yakın Plan Fotoğrafçılık Sergisi" Kütüphanemizde!
AFSAD “Yakın Plan Fotoğrafçılık Sergisi” Kütüphanemizde!
View On WordPress
AFSAD "İran Sergisi" Kütüphanemizde!
AFSAD “İran Sergisi” Kütüphanemizde!
View On WordPress
AFSAD "Sokak Atölyesi Sergisi" Kütüphanemizde!
AFSAD “Sokak Atölyesi Sergisi” Kütüphanemizde!
View On WordPress
Merter Oral’ın Belgeselciliği
Merter Oral’ın Ardından başlıklı sunumu Fotoğraf Vakfı’nın 3. sünü düzenlediği Belgesel Fotoğraf Günleri’nde sundum. Her bir slayt o başlığı anlatıyor. Onu anlatmaya çalıştım. Sevdiği dostları da vardı, onlar da çok şey kattılar. Anılar paylaşıldı. Kötü niyetlilere inat, ben Merter Hocamı anlatmaya, onu tanıtmaya ve Türkiye Belgesel Fotoğraf Tarihi’ndeki önemini örneklerle tasvir etmeye devam edicem. Aşağıdaki metin’de onun anlatırken derlediğim kısa bir metin. Merter hocanın fotoğraflarla dolu hayatı ise metnin görselleştirmesi. Ruhu Şadolsun.
“1955 İzmit doğumlu. Orta öğrenimini Kurtuluş Ortaokulu, Robert ve Yükseliş Liselerinde tamamladı. Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesi Ekonomi Bölümü mezunu (1981). Fotoğrafçılığa 1975 yılında Ankara Çankaya Halkevi’nde katıldığı bir kursla başladı. Fotoğrafı Tansu Gürpınar’ dan öğrenmiş aynı zamanda Çankaya Halkevi ve Halkevleri Genel Merkezi’nde fotoğraf dersleri vermiştir.”
Halkevleri, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş döneminde, devrimin ilkelerini ve anlayışını halka iletmek için oluşturulmuş örgütlerdir. Ancak tek parti döneminde partiye bağlı olarak kurulan halkevleri, çok partili yaşama geçildikten sonra iktidara gelen Demokrat Parti tarafından, CHP’nin ulusal çapta örgütlenmesini kırmak için 1952 yılında kapatılmıştır. 27 Mayıs müdahalesinden sonra yeni yönetimin kitle desteği arayışı, halkevlerinin Türk Kültür Ocakları adıyla yeniden açılmasına neden olmuştur. Kısa bir süre sonra adı Halkevleri Derneği olarak degiştirilmiştir. 1962 yılından sonra ise gönüllülük temelinde çalışan halkevleri, 1960’li yılların ikinci yarısında ülkeyi etkisi altına alan sol ideolojiden etkilenmiştir. 1970’lerde yeni yönetim ile birlikte halkevlerinin işlevinin ne olması gerektiği tartışmaları başlamış, bir danışma kurulu oluşturularak, kültür, sanat ve eğitim alanında önemli isimler, bu kurul aracılığıyla plan ve programda olması gerekenleri belirlemişlerdir. Böylelikle “klasik halkevcilik anlayışı terk edilerek muhalif halkevcilik anlayısına geçilmistir.”
1970’li yıllarda ise halkevlerinin gönüllü çalışmalarıyla yürütülmesi gönüllü fotoğraf eğitmenlerinin halkevlerinde çalışmasına neden olmuştur. Bu dönemlerde sol ideolojiyi benimseyen halkevleri, miting, grev ve işçi fotoğrafları ile kendini göstermiştir. Propaganda çalışmalarını dönemin halkevlerinde, sol ideolojiyi benimseyerek, toplumsal duyarlılıkla gerçekleştirdiklerini belirten Özcan Yurdalan, Çankaya Halkevi’nde ürettikleri fotoğraf çalışmaları ve amaçlarını örneklerle şöyle açıklamıştır:
“Çankaya halkevinde uzun süre süren fotoğraf seminerleri vardı, Merter Oral ve ben Çankaya halkevinde çalışıyorduk Dönem itibariyle Çankaya halkevinin yaptığı fotoğraf çalışmaları da sadece kurslarla sınırlı değildi. Fotoğrafı hakikaten bir amaç olarak değil de bir takım toplumsal niyetler üstünden araç olarak kullanıyorduk Mesela Muradiye’de deprem olmuştu. Eşya toplayıp, deprem bölgesine gittik. Eşyaları dağıtıp aynı zamandan orda fotoğraf çekerek o insanların yasadıkları koşulları belgeleyip, Ankara’da sergiledik. Dolayısıyla aynı zamanda alternatif medya olarak da çalışıyorduk. Bu haliyle bizim fotoğrafımız sadece sergilerle sınırlı kalmamıştı. Yaygın olarak radyolarda konuşma yapıyorduk, paneller düzenliyorduk, oraya buraya gidiyorduk. Ve sergiler de çok geziyordu. Hem fotoğraf sergiliyorduk hem de kampanya üretiyorduk.”
· 1970’Lİ YILLARIN TÜRKİYE’SİNDE FOTOĞRAF
Her ne kadar 1970’li yıllarda dernekleşmelere ve örgütlenmelere kısıtlamalar getirildiyse de, fotoğraf alanında bireysel tavır, yerini örgütlü gruplara bırakmıştır. Kitlesel hareketler ve dönemin siyasi yapısı fotoğrafı da etkilemiş, “kitle fotoğrafı”, “sosyalist fotoğraf”, “burjuva fotoğrafı”, “sümüklü çocuk fotoğrafı” tanımlamaları kullanılmaya başlanmıştır.
Vatan gazetesinde yayınladığı yazıyla İrfan Demirkol burjuva sanatı ve sosyalist sanat arasındaki derin ayrımı anlatır ve 20 ağustos 1977 yılında Cumhuriyet gazetesinde 3 fotoğraf sanatçısı ile yapılan mini oturuma eleştiri getirir. Ara Güler’in “Türkiyedeki fotoğraf çalışmalarına politik elbiseler giydirildildiği” eleştirerek, aslına sosyalist sanatı savunur. Ideolojinin yansıdığı bir sanat görüşü vardır, bağımsız sanat diye birşey yoktur. Şahin Kaygun’un yaptığı gibi de fotoğraf sanatı ve sosyalist gerçeklikle üretilmiş sanat karşılatırılamaz. Burjuva burjuva gözüyle, sosyalist sosyalist gözüyle çeker. Bir örnek verir, Burjuva sanatının uzantısı eleştirel gerçekçi bir sanatçı grev fotoğrafı çekerse, yıkık bitkin işçileri fotoğraflar, sosyalist gerçekçi bir sanatçı grevdekileri umutlu, kararlı ve omuz omuza fotoğraflar.aradaki fark budur. Şahin kaygun ise, “toplumdan uzak toplumcular” diyerek “toplumcular” tarafında çekilen fotografların gerçegi yansıtmadıgını ve teknik açıdan yetersiz olduklarını vurgulamıştır. Onat Kutlar ise her iki grubun da eksiklikleri olduğunu söyleyerek, “Eger insan bir silahı kullanıyorsa, o silahı iyi kullanmasını ögrenmelidir.... En devrimci, en çarpıcı konuyu da k.tü bir biçimle, k.tü bir teknikle sunuyorlarsa o da büyük bir yanlıslık olur”
Merter Oral ise; belgesel fotoğrafın konusunu yaşamsal gerçeklikten aldığını ve özünde insanı belgelenmesi açısından önemli bir fotoğraf dalı olduğunu belirtmiştir (Fotoğraf Dergisi, 1979).
Fotoğraf sanatçısının da içinde bulunduğu ortamdan etkileneceğini vurgulayan Oral, “fotoğraf bakaçtan bakan gözün ve beynin, gördüğünü özümsemesi ve yorumlaması ile çekilir. Yani sadece fotoğraf makinesinin işi değil, ardındaki beynin de işidir. İş böyle olunca objektifin çevrildiği konu büyük önem kazanıyor” (Fotoğraf Dergisi, 1979)
AFSAD Kuruluyor...
Ankara Sinematek Dernegi’nin 24 Şubat 1977’de Çağdaş Sahne Kültür Merkezi’nde düzenlediği “Fotoğraf Sanatının Sorunları” konulu toplantı, Ankara Fotoğraf Sanatçıları Dernegi’nin (AFSAD) kuruluş düşüncesini doğuran bir etken olmuştur. Çankaya Halkevi ve Çağdaş Sahne gruplarının bir araya gelerek oluşturdukları bu oluşumun ortak niyeti, fotoğrafı toplumsal degişime ve dönüşüme katkı sağlayacak bir araç haline getirmektir. Çankaya Halkevi sadece fotoğraf seminerleri ve kursları veren bir örgüt degil aynı zamanda “fotografı bir takım toplumsal niyetler üstünden araç olarak” kullanan bir örgüttür. Çagdas Sahne’deki grup da benzer çabalarla fotograf çeken kisilerden olusmaktadır.
Solun farklı fraksiyonlarını benimseyen fotografçılardan oluşan AFSAD’da, bir grup üyenin Maden-İş’in MESS’e karsı yürüttügü grevi fotoğraflayıp Çağdaş Sahne’de sergileyince tartışmalar meydana gelmiştir. Özcan Yurdalan, Kemal Cengizkan, Ercan Öztürk ve Alpaslan Aydın’ın içinde bulunduğu grup, isçi sınıfı mücadelesini desteklediklerini belirtmişlerdir. AFSAD, bu bölünmenin ardından Çağdaş Sahne’den ayrılarak, Evrensel Kitabevi’nin bodrum katına taşınmış, faaliyetlerini burada sürdürmeye devam etmiştir. Yönetimin istifa etmesi üzerine yapılan, AFSAD Olaganüstü Genel Kurul’unda ise Baskanlıga Fikret Otyam seçilmistir. Fikret Otyam bir süre başkanlık yaptıktan sonra derneğin başkanlığını Kemal Cengizkan devralmıştır. Merter Oral, yönetimi destekleyerek, çalışmalarına bu çatı altında devam etmiştir.
AFSAD üyeleri Merter Oral, Kemal Cengizkan, Sevim İpekçi, Özcan Yurdalan’ın “Selam Yaratana” adlı sergileri 16 Ekim 1978’de Kızılay’daki sergi çadırında açıldıktan sonra Ankara Belediyesi’nin hazırladıgı otobüs ile sanayi bölgesini gezmiştir. “Bulutlar Adam öldürmesin” sergisi de Dünya Barış Günü kutlamaları çerçevesinde İstanbul Belediye Sarayı’nda ve Çamlıtepe Gecekondu Mahallesi’nde açılmıştır.
Türkiye’de Fotoğraf Sanatının İşlevi” adlı toplantı düzenlenmiştir. Bu toplantı, sonraki yıllarda geleneksel hale gelecek olan “AFSAD Fotoğraf Sempozyumları”nın da başlangıcını oluşturur. Bir diğer önemli çalışma da, Merter Oral’ın fikri olan “Fotograf” dergisinin Kasım 1978’de yayınlanmaya başlamasıdır. Oral, fotoğraf ile ilgili çevirilerini ve yazılarını o yıllarda fotoğraf dergisinde yayınlamıştır.
1980 darbesi ile birlikte dergi kapansa da AFSAD çalışmalarına devam etmiş, Merter Oral da AFSAD’da eğitimlere devam etmiş, bir süre ILFORD’un Ankara temsilciğini yapmış, kısa bir süre sonra da ILFIRD’un İstanbul’daki Türkiye temsilciği görevini yürütmüştür.
1992 yılından onu kaybedene kadar Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başlamış, farklı üniversitelerden iletişim ve güzel sanatlar fakültesi öğrencilerinin katıldığı “Anadolu Genç Fotoğrafçılar Buluşması” adlı etkinliğin ilkini 1996, ikincisini 1997 yılında düzenlemiştir.
EFSAD’ın kuruculuğunu üstlenmiş, 1995 yılında Eskişehir Fotoğraf Sanatı Derneği’ni kurucu üyesi olarak uzun yılllar, eğitimlere katılmış, Fotoğraf Haftası düzenlenmesinde katkıda bulunmuştur. Merter hoca ile fotoğrafı hayatının merkezine yerleşen öğrenciler, EFSAD’a en büyük gücünü oluşturmuştur.
Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi, 5 - 7 Nisan 2000 tarihleri arasında "Habercilik Eğitimi ve Medyada Haber" başlıklı etkinlikler düzenlemiş, Orali Amerikalı Life dergisinin ünlü fotoğraf editörü John G. Morris davet etmiş ve açılış konuşmasını yapmasını sağlamıştır. Onunla gerçekleştirdiği görüşmeyi kaydederek, John G. Morris ile Sözlü Tarih Belgeseli’ni gerçekleştirmiştir.
Öğrencileri ile birlikte 2000 yılı Haziran ayında “Hasankeyf” belgeselini gerçekleştirdi; yanı sıra bir video belgeselinin de yapım sorumluluğunu üstlendi.
“Yirmi Sekiz Portre” isimli sergisini Aralık 2004’te, İstanbul’da Fotoğraf Vakfı’nda açtı. Oral'ın 1976’dan bu yana çektiği siyah/beyaz fotoğraflardan oluşan “YİRMİSEKİZ PORTRE” isimli sergi, fotoğrafçının ilk kişisel fotoğraf sergisidir. “Zeytinlik 2004” isimli sergisini de Eskişehir ION Sanat Galerisi’nde açmıştır. “Zeytinlik 2004”, Artvin’de Deriner barajı altında kalacak Zeytinlik (eski adıyla Sirya) köyünde gerçekleştirdiği belgesel fotoğraf çalışmasıdır.
Yüksek Lisansını Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Toplumsal Belgeci Fotoğraf ve Fikret Otyam Örneği” adlı teziyle tamamlamıştır (1996). Toplumsal Belgeci Fotoğrafı tanımlamış, ne olduğunu anlatmıştır. Fikret Otyam’ın fotoğrafçı yönünü Toplumsal Belgeci fotoğraf anlayışı bağlamında tanıtmıştır. Fikret Otyamın önemini vurgulamıştır. Doktora çalışmasını yine aynı Enstitüde “Weimar Cumhuriyeti’nden Günümüze Fotoğraf Ajanslarının Fotojurnalizme Katkıları” adlı çalışma ile bitirmiştir (2000). Basın Fotoğrafçılığı tarihini ajanslar bağlamında anlatmış ve Weimar Cumhuriyeti’nin Fotojournalizme katkısı başlığıyla kavramsallaştırmıştır. Tezleri ESPAS yayınevi tarafından 2011′de yayınlanmıştır.
Kaynakça
Gülbin Özdamar, “Belgesel Fotoğrafın Propagandacı Tavrı: AFSAD Fotoğraf Dergisindeki İşçi Fotoğraflarının İncelenmesi" , Eskişehir; Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, 2005.
Hürü Kaya, Halkevlerinin Etkinlikleri İçinde Fotoğrafın Kullanımı ve Yeri, Fotoğraf Dergisi, Sayı: 64, s. 108.
İrfan Demirkol, Sosyalist Fotoğraf, Vatan Gazetesi, 1977. Cumhuriyet Gazetesi, 20 ağustos 1977.
Devrimci Belediyeler Yayın Organıi 1977.
Fotoğraf Dergisi, 1979. Özcan Yurdalan ile Görüşme, 2005.