seen from India
seen from Mexico

seen from United States

seen from United States
seen from Latvia
seen from United States
seen from China

seen from Philippines
seen from Latvia

seen from United Kingdom
seen from China
seen from Russia
seen from China
seen from Yemen
seen from Uzbekistan

seen from Maldives
seen from United States
seen from Malaysia
seen from China

seen from China
Mujer vivió en Siberia alejada de la sociedad por varias décadas, sin enterarse de la Segunda Guerra Mundial
Mujer vivió en Siberia alejada de la sociedad por varias décadas, sin enterarse de la Segunda Guerra Mundial
Por todo el mundo es posible hallar tribus y comunidades que viven totalmente aisladas del resto de la sociedad, en lo profundo de la selva o en las cumbres de las montañas. Ahora bien, que un solo individuo o grupo familiar decida aislarse es poco común, pero puede ocurrir. Tal es el caso de Agafia […]
LEE MÁS
1978 yılında; Sibirya’nın uçsuz bucaksız taygalarında jeolojik araştırmalar yapan 4 jeolog, helikopterleri için uygun bir iniş yeri ararken, derin bir vadide, çam ve huş ağaçları arasında tuhaf bir kulübe görürler. Kulübeyi tuhaf kılan, en yakın yerleşim yerine 250 km. mesafede olması ve hiç bir ulaşım imkanı bulunmamasıdır. Üstelik kışın bu bölgede sıcaklık – 40 C derecelere kadar düşmektedir. Yani burası yaşanabilecek bir yer değildir.
Sibirya’nın güney batısında, Rusya Federasyonu’na bağlı Hakasya (Khakassia) Cumhuriyeti kırsalında keşfedilen bu kulübe, doğal olarak jeologların ilgisini çeker.
******************************
Helikopterle bölgeye inen 4 jeolog, insan izlerini takip ederek derme çatma kulübeyi bulurlar. Kulübeye yaklaşırken kapı açılır ve tuhaf kıyafetler içerisinde, saçları, sakalları karışmış yaşlı bir adam, yalınayak dışarı çıkar. Jeologlar ”Selam dede, ziyarete geldik” diye seslenirler. Onları gören yaşlı adam bir müddet hiç kıpırdamadan durur ve sonra ”Madem buraya kadar geldiniz, içeri gelin” diyerek onları kulübeye davet eder.
Kulübenin küçük bir penceresi vardır ve bu nedenle içerisi loştur. Zemin patates ve çam fıstığı kabukları ile kaplanmıştır. Ekip üyeleri, gözleri karanlığa alışınca içeride orta yaşlı iki kadının daha bulunduğunu fark ederler. Kadınlar ise dehşet içindedirler ve içlerinden bir tanesi sürekli sallanarak, ‘‘bunlar hep günahlarımız yüzünden, bunlar hep günahlarımız yüzünden……..” diyerek dua etmeye başlar. Bunun üzerine ekip üyeleri, kadınları korkutmamak için tekrar dışarı çıkar ve kulübenin yanında yemeklerini yemeye başlarlar.
Natalia ve Agafia Lykov (Kulübede ki kız kardeşler)
Yaklaşık 30 dakika sonra kulübenin kapısı açılır ve tüm aile bireyleri dışarı çıkarlar ve korkarak onlara yaklaşırlar. Kadınlar ağır ağır, sanki öter gibi, tuhaf bir şekilde konuşmaktadırlar. Jeologlar, onlara da yiyecek ikram ederler. Kadınlar kendilerine ikram edilen çay, ekmek ve reçele hayretle bakarlar. Yaşlı adam ”Ben ekmek gördüm, ama onlar hiç görmedi” der.
Sohbet ilerledikçe, bu ailenin insanı şoke eden hikayesi yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlar.
Gazeteci Vasily Peskov, 1982 yılında ”Komsomolskaya Pravda” gazetesinde, bir seri röportaj ile Lykov ailesinin hikayesini dünyaya duyurmaya başlar. (Vasily Peskov bu hikayeyi, 1994 yılında ”Lost in the Taiga” isimli bir kitap haline dönüştürür ve kitap Fransa’da best-seller olur. Bunun üzerine ünlü yönetmen Jean Jacques Arnauld tarafundan kitabın film hakları satın alınır.)
Kitabın kapağı ve Karp Lykov
******************************
İşte Lykov ailesinin insanı hayretler içinde bırakan hikayesi…
Rusya’da fanatik bir Ortodoks mezhebi olan ”Eski İnananlar Kilisesi”nin sıkı bir müridi olan Karp Laykov, devrim sonrası, Bolşeviklerin din karşıtı politikaları nedeniyle zor günler yaşamaya başlar. 1936 yılında kardeşi bir komünist devriyesi tarafından haksız yere öldürülür. Bunun üzerine Karp, karısı Akulina ve çocukları Savin (9) ile Natalia (2)‘yı da alarak kaçar. Sibirya’nın güney batısında, Erinat Nehri kenarında ıssız bir tayga bölgesine yerleşirler. Burası Moğolistan sınırına 100 km. mesafede ve en yakın yerleşim yerine 250 km. uzaklıkta, tamamen yalıtılmış bir bölgedir.
Lykov’ların doğru düzgün alet edevatları ve silahları yoktur. Neredeyse her şeyi doğadan ve elleriyle yapmak zorundadırlar. Kurdukları tuzaklar ile çok nadiren avlanabilmektedirler. (Bir yıl boyunca hiç et yemedikleri zamanlar olduğunu söylemişlerdir.) Uzun Sibirya kışlarında ise neredeyse tek yiyecekleri, yazın yetiştirdikleri patates ve çavdardır. Ancak bazen bir don tüm ürünlerini mahvedebilmekte ve kışın onları açlığa mahkum edebilmektedir.
Zaman içerisinde elbiseleri de parçalanır. Yanlarında getirdikleri bir çıkrıkla, kendi yetiştirdikleri kenevirden kaba bir kumaş dokuyarak kıyafetler yaparlar. Ayakkabıları da doğadan, huş ağacı kabuklarındandır.
Ailenin burada yaşarken iki çocuğu daha olur ve nüfus 6 kişiye çıkar. İşte 6 kişilik Lykov ailesinin tüm bireyleri:
Karp Osipovick Lykov (1901-1988)
Akulina Lykov (Doğum tarihi bilinmiyor. Ölümü 1961)
Savin Lykov (1927-1981)
Natalia Lykov (1934-1981)
Dimitri Lykov (1940-1981)
Agafia Lykov (1943-1981)
Lykovların Kulübesi
Gene soğuğun tüm ürünlerini mahvettiği bir yılda, 1961 kışında, anne Akulina Lykov açlıktan ölür. Üstelik gelecek yıl ürün yetiştirecek hiç çavdar tohumları da kalmamıştır. Ancak aile felaketten, tesadüfen kulübelerinin içinde buldukları tek bir çavdar tohumu ile kurtulurlar. Bu tohumu tüm kış boyunca soğuktan ve farelerden özenle korurlar ve yazın filizlendirerek tekrar çavdar yetiştirmeye başlarlar.
Anne Akulina öldükten sonra anne rolünü büyük kız Natalia üstlenir ve 1978 yılında bulunana kadar da aile 5 kişi olarak taygada alıştığı yaşama devam eder.
Lykov ailesi, 42 yıl boyunca hiç bir insanla temas etmemiştir ve bu 4 jeolog yıllar sonra onların gördükleri ilk insanlardır. Hatta taigada doğan Dimitri ve Agafia, aileleri haricinde başka bir insanı ilk defa görmektedirler. Anne ve babalarının anlattıklarından şehirlerin olduğunu, oralarda pek çok insanın yaşadığını bilmektedirler, ancak henüz tek bir insan, ev, sokak araç görmemişlerdir. II. Dünya savaşından hiç haberleri yoktur. Aya gidildiği söylendiğinde kesinlikle inanmazlar. Karp Lykov‘u en çok şaşırtan ise şeffaf bir selefon paket olur. Karp Lykov bunu kırışabilen, buruşturulabilen bir cam zannederek çok şaşırır. Kendilerine verilen hediyeler arasından en çok tuz aileyi sevindirir. Daha önceden tuzun tadını da bilen baba Karp, tuzsuz geçen bu 42 yılın tam bir eziyet olduğunu söylemiştir.
Solda Dimitri ve Savin, sağda Agafia
Aile, bu ıssız coğrafya da hayatta kalabilmek için kendince yeni yollar üretir. Örneğin zamanı kendi buldukları bir usulle, gerçeğe çok yakın takip edebiliyorlardı. En küçükleri olan Dimitri ise ailenin tam anlamı ile mucidi idi. Bilim adamlarının dikkatini çekecek derecede inanılmaz ahşap işleme yöntemleri, araçları geliştirmişti. Dimitri’nin bu buluşları, Rusya’da doğada hayatta kalma okulları müfredatlarına sokulur.
Lykov ailesi, kendilerine yapılan medeniyete dönme çağırılarını redder. Onlar burada mutludurlar.
Ancak modern yaşamla temas onlar için çok iyi olmaz. Ailenin 3 çocuğu 1981 yılında, birbirini takip eden bir kaç gün içinde ölür. Bunlardan Dimitri diğer insanlardan bulaşan zaatürre sonucu, Savin ve Natalia ise muhtemelen iyi beslenememekten kaynaklanan böbrek yetmezliği sonucu ölürler. Aile tedavi için onların helikopter ile hastaneye nakledilmelerini kabul etmez.
1988 yılında da baba Karp Lykov uykusunda ölür. En küçükleri Agafia Lykov yalnız kalır ancak gene de taygayı terk etmez. Sadece 6 kez, o da çok kısa süreler ile modern yaşamla irtibat kurar. Her seferinde de, sokakların ve kalabalığın kendisini hasta ettiğini söyleyerek planlanan süreden önce geri döner.
Agafia Lykob bugün 72 yaşındadır ve taigada tek başına yaşamaya devam etmektedir. İyice yaşlanmış olması nedeniyle, gönüllü insanların yardımları ile yaşamını sürdürmekte, ancak gene de taygayı terketmemektedir.
LYKOV AİLESİ ALBÜMÜ:
#gallery-0-5 { margin: auto; } #gallery-0-5 .gallery-item { float: left; margin-top: 10px; text-align: center; width: 33%; } #gallery-0-5 img { border: 2px solid #cfcfcf; } #gallery-0-5 .gallery-caption { margin-left: 0; } /* see gallery_shortcode() in wp-includes/media.php */
Lykov Ailesinin yaşadığı bölge
Helikopterden yapılan ilk keşfin fotoğrafı
Helikopter fotoğrafı
Lykov ailesinin yaşadığı ve depo olarak kullandığı kulübeler
Yaşadıkları Kulübe
Kulübeleri
Karp Lykov
Natalia ve Agafia Lykov
Agafia ve Natalia
Savin ve Dimitri
Savin ve Dimitri
Lykov Ailesi bayan jeoloıgla
Karp Lykov jeologlarla sohbet ediyor
Agafia ve Dimitri
Karp Lykov Jeologlar ile birlikte
Jeologlar ile birlikte
Agafia Lykov babası ile..
Lykov Aile mezarlığı
Karp ve Agafia Lykov gazeteci Vasily Peskov ile birlikte
Lykovlar ziyaretçi ağırlıyorlar
Karp Lykov kulübe penceresinde
Kitap ve Karp Lykov
Agafia Lykov
Agafia kulübesinin içinde
Agafia Lykov
Karp ve Agafia Lykov
Agafia kendisine yardıma gelen gönüllülerle
Agafia kendisine yardıma gelen gönüllülerle
Agafia Lykov belgesel çekiminde
Agafşa Lykov
Karp Lykov
Kulübenin içi
Agafia Lykov
LYKOV AİLESİ BELGESELİ (Agafia anlatıyor):
LYKOV AİLESİ – TAYGA’DA 42 YILLIK İZOLE BİR YAŞAM 1978 yılında; Sibirya'nın uçsuz bucaksız taygalarında jeolojik araştırmalar yapan 4 jeolog, helikopterleri için uygun bir iniş yeri ararken, derin bir vadide, çam ve huş ağaçları arasında tuhaf bir kulübe görürler.
The Lykov family, or Lykova family, were a family member of a fundamentalist Russian Orthodox sect called Old Believers, who protested against the reforms of the Russian Orthodox Church by Patriarch Nikon. The sect was persecuted since the days of Peter the Great.
When the atheist Bolsheviks took power in Russia, a Christianity purge begun in the 1930s that made the Lykov family - Karp, father; Akulina, mother; Savin, 9 year-old boy; and Natalia, 2 year-old girl - flee into the Taiga forest, taking their possessions and some seeds.
After ten years of isolation, the Lykovs grew with the birth of Dimitry, 1940, and Agafia, 1943. The six of them struggled with hunger, on the edge of famine until the late 1950s when Dimitry reached manhood and started hunting animals. Still, in the cold winters, wild animals ate some of the seeds sowed in their garden and the rest was killed by the hard frost of the 1961 snowfall.
That same year Akulina died of starvation, choosing to see her children fed than to eat. The rest of the family survived for what they regarded as a miracle, a single grain of rye sprouted in their pea patch.
They lived on a diet based on a potato, rye and hemp seeds until the summer of 1978 when a group of geologists found them by pure chance. During this visit, and over time, the Lykovs accepted a few gifts from them like salt, forks, knives, grain, paper and pen.
Three years after the geologists left, Savin, Dimitry and Natalia died within a few days of each other. Natalia and Savin suffered from kidney failure as a result from their diet, Dimitry however died from pneumonia, an infection acquired from the geologists.
The only remaining survivor of the Lykovs is a septuagenarian Agafia that lives alone in the Taiga forest, after her father, Karp, died in his sleep on February 16, 1988. With an advanced age, Agafia is seeking for someone to help her in her daily life.
In a letter to RT, the global news and documentary channel, Agafia writes:
Our Lord Jesus Christ, son of God, have mercy on us. Amen. This is the letter of Agafia Lykova to brothers and sisters. I wish that God grants you all good health but, first and foremost, salvation of your souls and all kinds of well-being. Another thing I must tell you, my fathers and brothers and sisters in God, is that I live alone, I’m an orphan, my health is waning. My age is advanced. I need a person to help me. Please, don’t leave me, for Christ’s sake, I’m a humble orphan in need. There are still kind Christian people and old believers out there. June 21st, 7522 since Adam
Surviving in the Siberian Wilderness for 70 Years (Full Length)
In 1936, a family of Russian Old Believers journeyed deep into Siberia's vast taiga to escape persecution and protect their way of life. The Lykovs eventually settled in the Sayan Mountains, 160 miles from any other sign of civilization. In 1944, Agafia Lykov was born into this wilderness. Today, she is the last surviving Lykov, remaining steadfast in her seclusion. In this episode of Far Out, the VICE crew travels to Agafia to learn about her taiga lifestyle and the encroaching influence of the outside world.
Published on Apr 9, 2013 by Vice
Life of a lone woman in the Siberian Wilderness ...
Agafia Lykov born in 1944 in the Russian Taiga, and her cat, Little Drawing.
via Vice