The Spectacular Now'i bu dersin ilk filmi olarak seçmemin nedeni film izleme deneyimlerimizin hafızamızın veya kişisel deneyimlerimizin aktif bir parçası olmasındandı sanırım. Yani nasıl bize ait dediğimiz deneyimlerin hafızası her hatırlama eylemiyle tekrar kuruluyorsa, beğenilerimiz de hafıza gibi her beğenme ve kıyaslama eylemiyle tekrar kuruluyor olsa gerek. İzlediğimiz filmler de "bize ait anı" sandığımız hareketli bir hatırlama bulutunun içinde hareketli parçalardan ibaret. Bu filmin öyküsü de benim için "kişisel bir anı" haline gelmiş durumda, en azından şimdilerde böyle.
Film yüzlerce kez anlatılmış bir "yetişkinliğe geçiş" öykü şablonunu kullanıyor ama bir yandan hem gerçek hissettiren hem de farklı bir büyüme biçimi tarif eden bir öykü anlatmayı başarıyor. Belki de yalnızca filmin sakin ve "natüralist" tonu değil bu "farklı bir büyüme biçimi" tam da filmi yakin hissettiren şeyin kendisi. Bu da sanat eserleri ile ilgili tuhaf şeylerden bir diğeri zahir.
Farklı bir büyüme biçimi de söyle: "sevgisinde samimi olan ve her insan kendi farklılığıyla sevmeyi başarabilen birisi yine de mutsuz olabilir mi?" Bu soru ilginç çünkü (veya bana öyle geliyor ki) çoğu kez mutsuzluk böyle bir sevme alışkanlığının önüne geçer, böyle bir sevme alışkanlığının kaybı da mutluluğun önüne geçer. [En azından bunu böyle kabul eden bir çok "self-help" dinselliğin olduğunu biliyoruz. ]
Sutter Keely, hem böyle bir sevgiyi doğal olarak yasayabildiği, hem de an'lara önem verdiği için az bulunur bir karakter. Buna rağmen bazı sorunları var, çevresindeki insanların sevgisini kolayca kazanırken güven iliksilerinde kaybetmeye devam ediyor, "seviliyor olduğu" ile ilgili çelişkili fikirleri var, alkol sorunuyla yüzleşemiyor ve gelecekle ilgili bir arzu geliştiremiyor.
Filmin mesajının benim ilgimi çeken yani da buradan ve Sutter'in deneyiminden yola çıkarak "sevginin daha karmaşık bir tanımı var" demesi. Bunun dışında güzel çekilmiş, çok iyi oynanmış bir film ve hikayesini gösterişli plot numaralarına başvurmadan anlatıyor.
Sut ter'in değişimine eleştirel yaklaşımı için Sümeyye'nin yorumunu da bekliyorum.
Buraya seçtiğim sahne Sutter'ın film boyunca yanındaki insanlarla "ânı yaşama" fikrini paylaştığı yerlerden birisi. (Bunlardan duyguları en fazla harekete geçireni baloda olanıydı ama onu saklamayı tercih ettim) Burada bir önceki sekansda Sutter'ın işine yaramayan formül Marcus için başka bir şeye dönüşüyor