"Anneyle aynı yaşta olmak" demiştim bir zaman. O zaman küçüklüğümüzün ayrık kulaklarından yola çıkmıştım, şimdi gerçekten ânımızdan, zamanımızdan ve mekânımızdan yola çıkıyorum. Uzun yılları birlikte geçiren çiftlerin sûreten birbirine benzemesi gibi, biz daima beraber olamasak, hatta fiziksel uzaklıklarımız yakınlıklarımızdan daha ziyade olsa da tevatüren sabit ki ben de eskiden hiç benzetilmediğim anneme benziyorum artık. Geçtim. İşte belki en çok bu fiziki yakınsızlıklarımızdan ve küçüklüğün, hem de şimdiliğin (böyle kelimeler kullanınca kendimi Leylâ Erbilmişim de 'şey' değil de 'nen' diyormuşum gibi hissediyorum) ekstra ana-kız dertleşmelerinden, benzeşmelerinden, omuzda ağlamalarından, bozuşmalarından vesâire, dolayı şimdi gerçekten annemin yaşına yaklaşıyorum. (Buna ikimiz bir şeyleri aşarak düşünürsek çok seviniyoruz, "Yok ben bir şeylere kızıcam üleyn!" dersek çok üzülüyoruz muhtemelen -böyle bir şey konuşmadık. Ve yine muhtemelen annem benden çok daha fazla üzülüyor bittabî.) Son muhtemelen: Anneme, yıllar sonra bir anda, hunharca bağrına bastığı birden fazla kızı olması şoku! Akdeniz Şivesi 101 bilgileri ile: "Ayeen bi seyil gız oldu horda!" İşbu gönderi, bir bütünbiryılıtekbirgünesığdırma meselesi değil, aksine, yoğunlaştırılmış bir hatırlama ve miskin bir hafta sonunda anne mutluluğunu ufacık da olsa tesis edebilme meselesidir. Ve sizi üç muhtemelenle uğurluyoruz; boğazımda, ince ve kalın bağırsaklarımda, dişlerimin arasında, karıncık ve kulakçıklarımda #annemle.