Got two prints on canvas stretched on wood and ready for a collector. If you're interested in these giclees you can find them in my big cartel store (link in profile). #prints #giclee #gicleeprint #painting #nativeamerican #nativeamericangothic #arkhaios #pattern #patternrecognition #asabovesobelow #reiniergamboa (at Wynwood)
If people are looking for more things regarding the Brontës, I'd recommend the play "Brontë" by Polly Teale! It mostly focuses on the sisters but Branwell also plays a large part; we're doing it in our drama class at the moment and it's a great exploration of the girls' relationships with each other, their works, their family, and the world around them. I don't think it's put on professionally very often, but finding a copy shouldn't be hard and it's definitely worth a read !!
Ooh, it sounds delightful! Thank you for the recommendation! c:
Sağa bak, sola bak, aşağıya bak, yukarı bak. Bak, sadece bak! Durmadan bak. Ha diyorsan ben o sıfat tamlamasındaki kim sorusunu karşılayan avanak olacağım; seni tutan yok! Bak dur avanak!
Suya bak: sigara yak bak, çay iç bak, sevgilinle sarıl bak, ayrıldın hüzünlü bak, güneşin doğuşuna batışına bak. E yeter biraz da içine bak! Ne imiş? İki hidrojen bir oksijen; günde 3 öğün.
Anlayarak bak; çünkü su bunu fazlasıyla hakediyor!
Bak; çünkü sularda 5 bin yıldır her yıl 5 gemi batmış olsa, 25 bin batığımız var! Arkeoloji'ye daha doğrusu bilime bu kadar yabancıyız hadi; ama gün içinde ve hergün içtiğimiz suya neden bu kadar yabancıyız?
Orada Sualtı Arkeolojisi var! Su ile bağlantılı bir Arkeoloji!
Arkeologlar iyi bilirler Eski Yunanca'da arkhaios, eski demektir. Logos ise, bilgi; yani eskinin bilgisi-bilimi. Logos'u su ile alakalı konuştuğumuz için biraz daha açalım: Antik Çağ limanlarında seyahatden dönen gemiciler, gezdikleri topraklar ve sular hakkında edindikleri bilgiyi, sohbet şeklinde halka sunardı. Logos aynı zamanda bu açıklamayı da karşılar.
Anadolu'ya bir bakıyorsunuz, üç tarafı sularla çevrili (çok küçük yaşlardan beri sık sık duyduğumuz ama içeriğini merak etmediğimiz, adeta, bir tekerleme). Bir o kadar deniz kültürüne yabancılık. Kıyıların hali, zaten, vahim: Çarpık ve anlamsız yapılaşmalar, foseptik ve sanayi atıkları, topografyayı adeta zehirleyen her türlü katkı.
Yabancı bilim insanları geliyor, yönetimlerinde sualtı araştırılıyor; lakin yeterli değil. Belirli ciddi bir planımız ve programımız yok. Bu konuda kurumsallaşmamız yetersiz. Nasıl düzelir? Bu konuda ihtisas sahibi elemanların yetiştirilmesi ile.
Dünya'ya bir bakıyorsunuz, konu oldukça ciddiye alınıyor (beklendik bir çıkış). Bugün belli bir kıvama geldiler; ama unutulmamalıdır ki, geldikleri bu kıvama Anadolu sularında yaptıkları araştırmalar ciddi katkılar sunmuştur.
Arkeoloji sadece somut kalıntılarla ilgilenmez (kimi kaynaklarda sadece somut kalıntılarla ilgilenir yazılıdır, bu bilgisizliğin görgüsüzlüğüdür). Su altında bunu bir bakıma somutluğa dayandırabiliriz (tam olmasa da, büyük bir kısım anlamında). Geçmişteki somutluk, insan emeğidir. Suyun altında ciddi bir emek, heba olup gidiyor.
Sualtı Arkeolojisi çok önemlidir. Denizlerin, göllerin, nehirlerin, doğal ya da yapay havuzların kısaca su ile bağlantılı kalıntıların incelenmesini Sualtı Arkeolojisi üstlenir.
Gemi Arkeolojisi vardır, eski çağlarda yapılmış gemileri konu edinir. Örnek verecek olur isek Marmaray Projesi esnasında İstanbul Yenikapı'da toprak altından çıkan antik liman batıkları şu an için dünya çapında en güncel örnekleri oluştururlar.
Nehir Arkeolojisi vardır, Sualtı Arkeolojisi kapsamında değerlendirilir.
Arazi ile su koşulları ve çalışma metodları bir değildir. Farklı bir teknik ile ele alınarak bir çıkarıma gidilir. Arkeometri bu bağlamda son derece önemlidir (ölçme ve değerlendirme ile).
Yine konservasyon ve restorasyon Sualtı Arkeolojisi'nin olmaz ise olmazlarıdır.
Dünya standartlarına hatta ilerisine geçmek istiyorsak bilgi, olanak ve deneyimi iyi değerlendirmek zorundayız. Yoksa suya, sadece bakmaya devam ederiz.
Sadece bakmak için değil, anlamak için bak... (Kaynak: Evrim Ağacı - Mehmet Arif Sökmen)