AUSTRALOPİTHECUS FOSİLLERİ
İnsanın evrimleşmesi evrim teorisinin en önemli bölümüdür. Darwin bu bölümü ayrı bir kitapta işleyerek özel bir önem vermiştir. Bir bakıma evrim teorisi canlılığın ortaya çıkışı ile insan evrimleşmesine odaklanmıştır denilebilir.
Evrim teorisince maymundan insana evriminde bir ara format olarak yaşadığı iddia edilen Australopithecus adı verilen canlının bazı türleri vardır ve bu türlerden bazıları yine bu teoriye göre insanlar gibi dik yürüyebilmektedir.
İki ayağı üzerinde dik yürüyebilme ise insan olma özelliklerinden birisidir. Bu nedenle teoriye göre Australopithecus’un bu türü insanın atası olduğunun en büyük kanıtıdır.
Evrim taraftarlarınca öne sürülen bu iddia bir grup bilim adamı tarafından ciddiye alınmış, çeşitli araştırmalar yapılmıştır.
Günümüzde yaşayan şempanze kafatası ile Australopithecus kafatası fosilleri…. Görüleceği gibi aralarında pek fark yok.
= = = =
1994 yılında Fred Spoor, Bernard Wood ve Frans Zonneveld adlı üç anatomi uzmanı, insan ve maymunların iç kulaklarında yer alan ve denge sağlamaya yarayan yarı çembersel kanalları karşılaştırmalı olarak analiz ettiler.
Dik yürüyen insanların kanalları ile, eğik yürüyen maymunların kanalları birbirlerinden bazı somut farklılıklarla ayrılıyorlardı.
Spoor, Wood ve Zonneveld'in, inceledikleri tüm Australopithecus ve dahası Homo habilis örneklerinin iç kulak kanalları günümüz maymunlarınınkiyle aynıydı.
Teoriye göre maymundan insana evriminin üçüncü aşamasındaki ara format olan Homo Erectus'un iç kulak kanalları ise, aynı günümüz insanlarındaki gibiydi. Bu da şu gerçeği göstermektedir.
Bulunan fosillere göre Australopithecus ile Homo Habilis iki ayağı üzerinde insan gibi dik yürüyemezler. Fakat Homo Erectus yürüyebilir.
Bu nedenle Australopithecus ile Homo Habilis gerçek bir maymun, Homo Erectus ise gerçek bir insandır.
Bu sonuç tersinim teorisinin bulduğu ve daha önceki yazılarımızda ifade ettiğimiz; ara format olduğu iddia edilen homo habilisin tam bir maymun, homo erectusun ise tam bir insan olduğu sonucunu onaylar.
Homo Habilis ile Homo Erectus arasında ise yarı maymun, yarı insan bir ara format canlısı yoktur.
= = = =
Lucy iskelet fosili. 3.5 milyon yıllık olduğu belirlenen bu fosilden daha yaşlı fakat daha insansı fosiller bulununca Lucy fosilinin bir önemi kalmamıştır.
= = = =
Evrim aşamasında bu sınıflamaların ardına konulan Homo erectus (ya da Homo ergaster) ise tartışmasız dik yürüyen, iskeletleri günümüz insanından farksız gerçek insan ırklardır.
Yine 1994 yılında Amerikalı antropolog Holly Smith'in Australopithecus dişleri üzerinde yaptığı ayrıntılı analizler de, bu canlıların insanlarla benzerlik taşımayan bir maymun türü olduğunu göstermiştir.
Bu konuda Smith, şöyle demiştir:
-Dişlerin gelişimi ve yapısı kriterine dayanarak yaptığımız analizler, Australopithecus türlerinin Afrika maymunlarıyla aynı kategoride olduğunu göstermektedir. Evrim Teorisi taraftarlarınca Afrika kıtası insanın evrimleştiği sonrada bütün dünyaya yayıldığı yer olarak kabul edilir.
= = = =
Bir Australopithecus aferensis redüksiyonu. Oldukça mutlu görünen hanım kızımız insanlar gibi dik yürüyebiliyor. Yürüyebiliyor ama bu bir kandırmacadır.
= = = =
Bu seçimin evrim teorisi paralelinde olması için özel seçildiğinde (bu seçimi gerektirecek bilimsel bir kanıt olmadığından) en küçük bir şüphe yoktur.
Bu varsayım, insanın evrimleştiği yer niçin dünyanın başka yeri değil de Afrika kıtasıdır sorusunu gündeme getirir.
Evrim taraftarlarınca yapılan bu tercihin nedeni şüphesiz ki insanın ataları kabul ettikleri maymunların ya da evrimcilere göre maymunsuların bu kıtada bol, bol bulunması olmalıdır.
Bu nedenle bu kıtada bulunan fosillerin evrim teorisi taraftarlarınca ayrı bir değeri vardır. Onlara göre bulunan her fosil ya ilkel ata yani maymundur, ya ara formattır, ya da gerçek insandır.
Australopithecus'ların dik yürüdükleri konusunda kanıt yoktur ama dik yürümedikleri konusunda kanıtlar vardır.
İnsanlar ile maymunlar ya da insansılar arasındaki benzerliklerden yararlanılarak her primat fosili bir insan ya da ara format olarak yorumlama imkânını verir.
Evrim taraftarları en olmayacak fosil kalıntılarından o dönemin hayali canlıları konusunda sayısız resimler, animasyonlar üretebilir. Ve bu resimleri, animasyonları bilimsel gerçekler gibi takdim edebilir. Daha da ilginci bu resimlerin, animasyonların gerçekliğini kendileri de inanabilir. Onların bu durumu kendi yonttukları putlara tapan putperestlere benzer.
= = = =
Bilindiği gibi, evrim taraftarları günümüz insanının maymunsu birtakım yaratıklardan evrimleştiğini iddia ederler.
İnsanların varsayılan ilk maymunsu atalarına da güney maymunu anlamına gelen Australopithecus ismi verilmişti.
Güney Afrika'da bulunan fosiller genelde Australopithecus robustus türüne ait olduğu belirtilerek bu türden hominid (insansı) olarak söz edilirse de bilimsel bulguların ortaya koyduğu gerçeklere göre Australopithecus robustus bir hominid değil, bir maymun türüdür.
Evrim teorisi taraftarları daha öncede belirttiğimiz gibi insanın evrimini Australopithecus > Homo habilis > Homo erectus > Homo sapiens şeklinde bir sıralama ile göstermeye çalışırlar.
Bu sıralamaya göre Australopithecus bir maymun türüdür. Daha sonra gelen Homo habilis çok maymun az insan, Homo erectus ise çok insan az maymun olan iki ara format canlısıdır. Homo sapiens ise tam insandır.
Diğer ifade ile evrim zaman içinde kademeli olarak oluştuğu varsayıldığından ara format canlıları olan homo habilis ile homo erectus ve homo sapiens evrim gerçek ise aynı zaman dilimi içinde yaşamamaları gerekir.
= = = =
Australopithecus Robustus kafatası ve bu kafatasına uygun olarak çizilmiş resmi
= = = =
Fakat paleoantropologların son bulguları, Australopithecus, Homo habilis ve Homo erectus'un dünyanın farklı bölgelerinde fakat aynı dönemlerde yaşadıklarını göstermektedir.
Homo türünün, kendisinin atası olduğu iddia edilen Australopithecus robustus türü ile aynı dönemde yaşamış olması evrimcilerin ata-torun ilişkilerini tamamen geçersiz kılar.
Nitekim ara format iddia edilen fosilleri bulan jeolog André W. Keyser'in de, bu çelişkiyi şöyle ifade ettiği belirtilmiştir:
-Bu sorulara rağmen, ne kadar çok şey bulursak o kadar çok şey öğreniyoruz. Öğrendiklerimiz yeni soruları da gündeme getiriyor.
Australopithecus robustus nasıl yaşamış, Homo ile beraber nasıl aynı anda var olmuşlar?
Kazıldıkça ve incelendikçe Drimolen'den daha çok yanıt ve soru çıkacak.
Görüldüğü gibi, evrim taraftarlarının ata ve torunu olarak nitelendirdikleri türlerin aynı dönemde yaşadıklarının ortaya çıkması evrim teorisi taraftarlarını hiç bir zaman yanıtlayamayacakları soruların burgacına sokmaktadır.
Yapılan araştırmalar sonucunda şu bilimsel gerçeklere ulaşılmıştır.
1)-Australopithecuslar'ın fiziksel yapıları göz önüne alındığında günümüz maymunlarıyla aynı özellikleri taşımaktadır.
2)-Tümünün beyin hacimleri, günümüz şempanzelerininkiyle aynıdır veya daha küçüktür. 3)-Ellerinde günümüz maymunlarındaki gibi ağaçlara tırmanmaya yarayan çıkıntılar vardır.
4)-Ayaklar dallara tutunmak için kavrayıcı özelliklere sahiptir.
5)-Boylarının en fazla 130 cm kadardır. Bu uzunluğu geçmemektedir. Diğer ifade ile boyları kısadır.
6)-Günümüz maymunlarındaki gibi erkek Australopithecuslar dişilerinden çok daha iridir.
7)-Bunlarla birlikte; birbirine yakın gözler, sivri azı dişleri, çene yapısı, uzun kollar, kısa bacaklar gibi birçok özelliklerle ve kafataslarındaki onlarca benzer ayrıntılar, bu canlıların günümüz maymunlarından farklı olmadıklarını gösteren yadsınması mümkün olmayan delillerdir.
Bu nedenlerle Australopithecus türlerinin tümü, günümüz maymunlarına benzeyen fakat soyu tükenmiş maymunlardır.














