Yeryüzünü ayakta tutan dört manevi sütun.

seen from United States
seen from United States
seen from China
seen from Yemen
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Canada
seen from United States
seen from United States
seen from Switzerland

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Yemen

seen from United States
seen from United States
seen from United States
Yeryüzünü ayakta tutan dört manevi sütun.
Fotoğrafların hikayeleri olduğu vakit daha da anlamlı oluyorlar. Gelin size bu fotoğrafımın hikayesini anlatayım.
Temmuz ayında Kadıköy'den Ayasofya silüeti çekmeyi planlamıştım. Bilenler bilir gün batımını planladığınız objenin ardında yakalamak için iyi plan yapmak gerekir. Ben de öyle yapmıştım. Temmuz ayı normalde alabildiğine güneşi gördüğümüz bir aydır. Ama işte o gün şansıma semayı bulutlar kaplamıştı. Ve büyük bir hayal kırıklığı ile kaldığım yer Levent'te olduğu için gerisin geri dönmek mecburiyetinde kaldım.
Elbette pes etmemiştim. Ertesi gün yine aynı yerde aynı saatte olmam gerekiyordu. O günümü orada olacak şekilde planladım. Gün batımını bekliyordum. Tek hedefim Ayasofya'nın ardında güneşin batışını yakalamaktı. Bu kareyi yıllardır çekmek istiyordum. Bu sefer gökte bulutlar yine varlardı ama güneşin batacağı noktadan uzak görünüyorlardı. O kadar mutluydum ve bu kareyi çekeceğime o kadar emindim ki artık sadece yarım saat kalmıştı. O sırada önüme Turyol vapuru geldi. Bütün açıyı kapattı. Güneşin Ayasofya'nın ardına gelmesine 5 dakika falan varken böyle bir şeyin olması o kadar canımı sıkmıştı ki hemen çözüm bulmam gerekiyordu.
Kadıköy sahiline demirlemiş vapura girmem imkansız görünüyordu. Çünkü yolcu alma zamanı gelmemiş hatta bir süre de orada kalacağa benziyordu. Ben de sağıma soluma baktım. Üzerimde yaklaşık 5 kilogramlık fotoğrafçılık ekipmanlarıyla vapura doğru koşup atladım. Az kalsın denize düşüyordum. Ama çok şükür vapurdaydım. Kafama koymuştum. Bu kareyi çekmeliydim. Hızlı olmam gerekiyordu çünkü güneş birkaç dakika içerisinde batacaktı. Vapurun burun kısmından merdivenlere yönelirken arkamdan bir ses bağırdı ve peşime düştü. Ben hızla ikinci kata çıktım. Ardımdan abi beni kovalarken öyle heyecanlıydım ki. Sonra zaten günlerdir planladığım açıyı gördüm ve hemen pozladım.
O sırada abi ensemden yakaladı ve ne yaptığımı sordu. Ben de durumu anlattım ama elbette anlamadı. Beni vapurdan yaka paça attı. Ardımdan da epey bir söylendi. Ama tüm bunlar umrumda değildi. Ben makinamdaki çektiğim kareye bakıp gülümsüyordum.
İşte böyle tatlı ve kendi çapında bir hikayesi var bu karenin. Hayatımda hep gülümseyerek hatırlayacağım bir anı benim için.
"Ayasofya'yı açmak, çağın kördüğümünü İskender'in kılıcı gibi biçmek olacaktır."
Sezai Karakoç
~Bizleri bugünlere şahit kılan Rabbe şükürler olsun~
Öyle ise, biz daima
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلَى الطَّاعَةِ وَالتَّوْفٖيقِ
🌿Bize taat ve muvaffakiyet nasip eden Allah'a hamd olsun.🌿
demeliyiz. Ve müslüman olduğumuza şükretmeliyiz.
(Sözler - Risale-i Nur)
Madeni bir Liralarımızın üzerine Ayasofya cami kabartma görseli koyulmuş.Hatıra paraların sınırlı sayıda bu şekilde ara ara basıldığını biliyoruz ama bu zamanda böyle şeylerle uğraşmak yerine daha önemli şeylere yer verilebilir
Mesela 1 € = 8,80 TL olmuş Bizde paraya ne basalım derdindeyiz :(
Böyle daha güzelsin
Ayasofyanın açıldığı gün Beyaz Cübbe giyindi ve kılıç kınındaydı.
Dün ise bayram namazında Siyah Cübbe giyindi ve kılıç kınından çıkmıştı.
Ayasofya Camii’nde savaş sinyali mi verildi?
Ayasofya İmamı Prof. Dr. Mehmet Boynukalın Hocaefendi "Din konusunda toplumu aydınlatmak" (633 Sayılı Kanun Madde 1), şeklindeki kanuni görevini yapıyor. Bu görevi karayolları genel müdürü mü yapacak? Tabii ki din görevlileri yapacak. Yani hocamız işini yapıyor.