Stres
P: Bugün size, stress ismi verilen, fakat esas itibariyle, beşerî karmanın tortularından neş'et eden pratik bir mevzuu vereceğiz. Beşerî karma, insanın fonksiyonel yapısı ile alâkalı bir özelliği ve hususiyetidir. Yani insan, ruh ve beden sahibi bulunduğu müddetçe, yani insan hüviyetindeyken daima bir faaliyet içindedir. Bu faaliyet, Kâinatsal enerjinin kuvvetleri ve kanunları dahilinde meydana gelir. Kâinatsal enerji, bütün mevcudata hakim vaziyettedir. Bu enerji, daha evvelki celselerimizde de bahsettiğimiz gibi, bütün varlığın hayatiyetini temin eder. Varlık dediğimiz zaman, yaratılmış olan her şeyi anlamalısınız. İnsan, mütemadiyen faaliyet içerisinde bulunurken, Kâinatsal enerjinin ve kuvvetlerin paralelinde [veya] ona zıt bulunabilir. Bunlar aynı zamanda, İlâhî Kanunların, Prensiplerin kısaca [İlâhî] İrade Kanunlarının paralelinde veya] zıttında bulunmak demektir.
Faaliyet ve iş, insanın gösterebileceği en yüksek var olmak yeteneğidir. Bir varlık, faaliyet içerisinde iken, bütün enerjisini kullanamaz. Fakat faaliyet için gerekli olan enerjiyi kullanır. Buna paralel olarak, faaliyet için gerekli olan bilgiyi, ruhî yetenekleri, fizikî yetenekleri ve sosyal yetenekleri de istimal eder. Fakat, faaliyet her zaman Kâinatsal enerjiye ve prensiplere uygun olarak meydana getirilmez, çünki, insana yani beşere irade serbestiyeti yani hürriyet tanınmış ve verilmiştir. Kendi idrâki, kendi düşüncesi ve kendi vicdanı bu faaliyetin istikametini, vasfını ve irtifasını tayin eder. İşte insan faaliyet içersinde bulunurken, kendi ruhî seviyesini, ruhî kapasitesini arttırma, genişletme veyahut aksine dağıtma durumlarını da yaratmış olabilir. Beşeri karma, böylece teşekkül eder.
Varlık, bir madde sisteminin vibrasyonel tekâmülünü itmam edinceye kadar, o madde sistemine gömülür ve bu aralıklarla devam eder. Buna reenkarnasyon denir. Müteaddit hayatlar içerisinde meydana getirilen faaliyet, varlığın ruhî yapısı üzerinde kâh 'parlak sahalar' kâh 'donuk sahalar' hasıl eder. Parlak sahalar, Kâinatsal enerjiye ve prensiplere uygun hareketten neş'et etmiş, insanın hakiki tekâmülünü temin etmiş faaliyetin bir aynasıdır. Donuk sahalar, benzetebilirsek hatta paslı sahalar, yukarıdaki faaliyetin verimsiz olduğunu, varlık için telâfisi mevzubahis olduğunu ifade eder. İşte insanın karmik kaderi, kendi ruhunda birikmiş, faaliyetleri neticesinde birikmiş olan ağır, kaba vibrasyonların telâfi edilmesini gerektiren bir kanundur.
Bu kalın, kaba, engelleyici, anlayışı ve vicdanı karartıcı tesirlerin bir hayat boyu içerisinde meydana getirdiği köstekler, kıpırdanmalar insanlarda birtakım marazı faaliyetlerin doğmasına sebep olur. Şuur sathı ve şuur sahası, varlığın esas karmik faaliyetleri ile alâkalı bulunmayan birtakım marazî partiküllerle, vibrasyonlarla doludur. Yahut, öbeklenmeler mevcuttur. İşte bunlara 'stress' derler. Bu kelimeyi kullanışımız, ancak, medyumunuzun bunu bu şekilde ifade edişindendir. Biz buna, telafi edilmesi gerekli olan yersiz partiküller tarzında bir tarifle cevap verebiliriz.
Stress'lerin normal insan hayatındaki rolü, bazen müsbet ve çoğu zaman menfidir. Müsbet oluşları, bir murakabe-i nefis safhasına girmiş olan varlık için şuur alanını kaplayan bu partiküllerin mevcudiyetini görmek ve kıyasen onları yok etmek cehrini göstermek bakımındandır. Menfiliği ise, zayıf iradeli, gelişmemiş ruhî bünyeli bir varlığın devamlı olarak bu stress'lere bağlı kalması ve hayatın çok dar bir zaviyeden, gereken karmik faaliyetleri göstermeden israf etmesi neticesinde ortaya çıkar. Sözgelimi, kin bir stress'tir. Garez bir stress'tir. Öfke bir stress'tir. Birtakım tutkularınız, ihtiraslarınız stress'tir. Sabit fikirleriniz stress'tir. Peşin fikirleriniz, peşin kanaatleriniz stress'tir. Yani, şuur sahasından atılması gereken, uzun veya kısa bir zamanda, seviyesi yüksek olmayan kaba partikül veya vibrasyonlardır. Bunlar sizin ağırlıklarınızı, safranızı teşkil eder. Bunlardan kurtulmanızın en iyi yolu, bu partikülleri şuur sahasında bilmek ve tayin etmekle başlar. Hiç bir surette tevile, affa, hoşgörüye maruz bırakmadan stress mevzuunu teşkil eden her şeyi önce bir müşahededen geçirmek ve onun hakikaten zararlı, yıpratıcı, enerjiyi tüketici, enerjiyi tahvil edici olduğunu tesbit etmek gereklidir. Bundan sonra yapılacak iş, beşerî karmanın tahakkukudur. Kin mi duyuyorsunuz, kin duymadığınızın tatbikatını yapacaksınız. Yani faaliyet ve iş olarak göstereceksiniz.Nefret mi duyuyorsunuz, bunun aksini iş ve fiil olarak göstereceksiniz vb.. Bu anlattıklarımız yeni bir mesele değil, fakat sizlere hatırlatılmasında çok büyük faydalar olan bir meseledir. İş ve faaliyetin kıymetini moral sahalarda tatbik edebilmek, beşeri karmanın kökenidir, esasıdır.
Bunlar yapılamadıkça, bir tekâmül seviyesi elde edilmesi biraz hayaldir ve aldatmacadır. Yaşayışın en büyük maksadı, zaten insanın; Kâinatsal enerji, kanun ve prensipleri içerisinde varlığın göstereceği hürriyetin şeklidir. Bu hürriyetin istimalindeki şekil çok önemli, çok mühimdir. Bütün mütevali hayatlarınızın yapısı, işte bu şekilde mündemiçtir. Ne ekerseniz, onu biçersiniz. Ekmek de bir faaliyet, biçmek de bir faaliyettir. Ekilen de bir enerjidir, biçilen de bir enerjidir.
S: Hoşa giden bir hadise veya müzik, resim, tatmin hissi kişide stress yaratabilir mi?
P: Yaratır. Fakat, alelumum stress sözü her yere tatbik edilemez. Bir anın, bir manzaranın zevki, sizde, bu zevkle ilgili geçmiş intihaların çağrışımım yapar. Ve bu çağrışımdan dolayı, onlan da kendinde ihtiva edecek derecede kudretli bir yeni haz ile karşılaşırsanız, farklı bir zevk içerisinde kalmış olursunuz. Ve ancak bu şekilde daha geniş ve daha derin nazları aramak ve onun peşinde gitmek kabildir. Fakat, normal hayatınızın faaliyeti içerisinde bir çok şeylere karar vermek, bir çok şeyler hakkında hükümde bulunmak gerektiği vakit, sizde bulunan kıyas unsuru ile bağlı bulunursunuz. Yani, gördüğünüz bir tablonun gerçekliği, samimiyeti, duygusallığı ve hüner bakımından vasfını ifade ederken, sizde daha önce birikmiş olan zevkleri, duyguları ister istemez nazarı itibare alarak, yani bir kıyasdan geçirerek, o tablo hakkında hükme varırsınız. Sizdeki daha evvel birikmiş olan hüküm, bir nev'i stress'tir. Fakat, stress'ler mutlak manada aşın bir yük, bir baskı demek değildir. Tâ ki bunlar ferdin vicdanını ve idrâkini genel Kâinat prensiplerinin dışında bir hattı harekete sevk ediyorsa, ve bir ayak bağı durumundaysa, kısaca müsbet olmayan bir tesire mâlikse, stress ismi ona lâyıktır. İşte, bütün peşin fikirleriniz, bütün şeriatleriniz birer stress'tir. Tekâmül vetiresi içerisinde irtifa kazanırken, idrâkinizin ve şuurunuzu şümûllenmesi, bu nev'i stress'lerin izalesiyle daha değerli ve kıymetli olur.
Stress, alelumum, zihne ve şuur altına sokulmuş ve bastırılmış, itilmiş fazla yükler, daha ziyade düşük ihtizaza kaba faaliyetlere sebep olabilecek titreşimli bir nev'i partiküldür. Bu partiküllerin dışarı atılabilmesi, yani sizin deşarjınız, çok muhtelif kanallardan gerçekleşir. Bu, tamamen İlâhi bir mekanizmadır. İmtihanlarınızın büyük bir kısmı, karmik yolla getirmiş olduğunuz, kısmen sürekli stress'lerinizin izalesiyle meşguldür.
S: Ferdî, sosyal ve kâinatsal karmanın, ferdî stress üzerindeki etkisi nasıl olmaktadır?
P: Ferdî karma, ferdî stress'i otomatik olarak hasıl eder. Ferdî karma, yani ruhun tekâmül vetiresi içinde irtikâb etmiş olduğu her türlü hattı hareket, faaliyet, imal-i fikir şüphesiz onun şuur sahasında birtakım izler, birikintiler, çöküntüler, posalar, tortular meydana getirir, bunlar ancak, vibrasyonel karakterdedir. Bunların temizlenmesi, zaten ferdî karmanın mevzuunu teşkil eder. Yani bir nev'i telâfi... Şuur sahasında birikmiş olan bu ağırlıklar, bu paslar, stress olarak isimlendirilebilir. Fakat, bizim size bahsettiğimiz stress, yaşayan varlığın bugünkü şuur ve şuuraltını işgal eden muzır yüklerdir. Biz stress'i bu manada kabul ederiz.
Sosyal karmaya gelince, her ne kadar bir cemiyetin kendine göre bir mukadderi mevzubahis edilirse de, onu teşkil eden gene fertlerdir. Dolayısıyla, fertlerin karması, cemiyetin ortalama karmasını hasıl eder diyebilirsiniz. Fakat bu her vakit isabetli değildir. Cemiyetin karması, onu teşkil eden fertlerin karmasından müteşekkildir derken, şunu da nazar-ı itibare almak icabeder: Biliyorsunuz ki, Kâinat manzume itibariyle gerek fizikî, gerek gayri fizikî bir organizasyon manzumesi halindedir. Bu organizasyon manzumesi, aynen fertte olduğu gibi bir karmaya haizdir. Bir milletin, bir toplumun tekâmülî seyrini kudretli avuçlan içerisine almış, onu hedefine doğru götürmekte olan bir Ruhî Organizasyon, bir İdare Grubu'nun kendine göre bir karması vardır. Yani, daha evvel yetiştirmiş olduğu varlıklardan şu veya bu sebeple kendi uhdesine düşen bazı aksaklıkların ağırlıkları mevcuttur. Şüphesiz, siz, şimdi bu halinizle bunu kavrayacak durumda değilsiniz. İşte böylece, toplumun en küçük biriminden, en büyük toplum birimine kadar Ruhî Organizatörleri de kendilerine has bir karmaya sahip oldukları için, bunlann toplamı sizde bir toplum karması tarzında kavram hasıl etmiş bulunmaktadır. Evrensel karma diye bir şey sözkonusu değildir. S: İntibalarla stresslerin arasındaki bağıntıyı biraz daha açıklar mısınız?
P: Batan güneşin deniz üzerinde meydana getirmiş olduğu türlü renk oyunları karşısında duyduğunuz his ve yaptığınız müşahede, muhakkak ki dünya varlığınızın derinliklerinde bir sürü akisler bulmuş, intibalar hasıl etmiştir. Bu sizde derin imajlar halinde; köklü, kuvvetli imajlar halinde yer eder. Buradan aldığınız yüksek vibrasyonlar, sizde bir haz, bir gönül hoşluğu, bir tezyid-i enerji meydana getirir. Ve bu örnek, bu imaj sizin için daima bir sonrakileriyle ve bir evvelkileriyle kıyas edilmek zorundadır ve bunu yaparsınız* Ve dersiniz ki: 'Şu andaki hissettiğim hazzı hiç bir zaman tadamamıştım. Çok mutluyum..' Bu, müsbet bakımdan bir birikmedir. Aynı şekilde, beşerî hayat içinde mücadele ederken karşılaştığınız zorluklar, güçlükler, nizalar, kavga ve döğüşler, hatta hakaret ve darb'lar sizde o güzel manzaranın aksi yönünde olmak üzere aynı şiddette imajları derin şuurunuza, şuur sathınıza ve şuur sahanıza intikal ettirir. Bu imajlar sizin için mühimdir. Bu imajlar sizi idare eder, bu imajlar sizin karakterinizi teşkil eder. Bu imajlar sizin sıhhatinizi etkiler, düşünce mekanizmanızın çalışmasını, şu veya bu istikamette düzenler, insanlarla olan ilişkinizin yöneticisidir. İşte şu basit misallerle de izah edildiği gibi, stress, her halde intibalar kanalıyla gelen geri seviyeli, rolünü tamamlayamamış, şuuru zenginleştirmekten ziyade fakirleştiren, hafifletmekten ziyade ağırlaştıran, rüyeti berrak hale getirmekten ziyade puslu hale getiren, işitmeyi keskin hale getirmekten ziyade ağır hale getiren; işte gerek fikir, gerek tecrübe, gerek müşahede yoluyla aldığınız imajların kalıplaşmış hali, zorla kendini ileri süren stress'leri teşkil eder. Bu yüzden, insanların şuur sahaları hep peşin fikirlerle, ağır baskılı intibalarla, duygularla doludur. Bunun sebebine gelince; sizin dünyanız ahenk içinde bulunan, birbirine müsavi olacak kadar yaklaşmış, maddî ve manevî her türlü ahengi içten ve dıştan kurabilmiş varlıklardan meydana gelmiş değüdir. Ayrıca, dünyanızın fizik yapısındaki karmaşıklık, onun bu devre içerisinde, kozmos içerisinde [özel bir] yer tutması, özel bir yere sahip olması[ndan]dır. Yani sizin stress'leriniz, şuurunuzu ağırlaştıran aşın yükleriniz çok komplekstir. Aynı tarzda, yaşadığınız âlem de çok komplekstir. Henüz aranızdaki yükseklik ve alçaklıklar, sivrilik ve yuvarlaklıklar birşekilli olmaya başlamamıştır.
S: Stress'Ierin izalesi için, şuurlanma ve bilgi sahibi olmak dışında başka bir metod var mıdır?
P: En güzel metod budur evlâdım. Kâinatın temel yapısı, şuura, bilgiye istinad eder. Bütün menfilikler, bütün nizalar, bütün ızdıraplar ve yükler, bilgisizlikten ve şuurun darlığından meydana gelir.










