Manuel de Falla (1876-1946)
Tıpkı Bela Bartok’un Macaristan’da ve Leos Janacek’in Moravya / Çekoslovakya’da yaptıkları gibi İspanyol besteci de Falla yapıtlarında yurdunun müziğine öncelik tanıdı. De Falla’nın yapıtlarında ayrıca Fransız empresyonizminin etkileri görülmektedir.
Manuel Maria de Falla y Matheu, tüccar bir babayla piyanist bir annenin oğlu olarak Cadiz’de dünyaya gözlerini açtı. Çocuk yaşta annesinden piyano dersi aldı ve Ludwig van Beethoven ve Fryderyk Chopin gibi bestecilerin yapıtlarıyla tanıştı. Yine çok genç bir yaşta Vincenzo Bellini, Gaetano Donizetti ve Gioacchino Rossini’nin İspanya’da son derece popüler olan İtalyan “bel canto” operalarıyla tanıştı.
1905: Kısa Hayat
De Falla 1896 yılında Madrid’de müzik eğitimine başladı. Konservatuarın piyano bölümünden 1899’da birincilikle mezun olduğu halde virtüöz olarak kariyer yapmayı düşünmedi. Onun yerine şarkılı oyunun bir İspanyol türü olan zarzuela bestelerini denedi. 1902’den sonra, folklorizm temsilcilerinden Felipe Pedrell’den özel bestecilik dersleri aldı. La Vida Breve (Kısa Hayat) adlı tek bölümlük operasıyla (ilk sahneleme 1913, Nizza) ile de Falla, 1905’te Madrid Güzel Sanatlar Akademisi’nin açtığı bir yarışmada birincilik ödülünü aldı. Aynı yıl Madrid’de piyanistlik yarışmasını kazanınca, 1907’de Paris’e gitti ve memleketlisi Isaac Albeniz, ayrıca Claude Debussy, Paul Duras ve Maurice Ravel ile tanıştı. De Falla geçimini sağlamak amacıyla Fransa, Belçika ve İsviçre turnelerine çıkarttığı bir tiyatro topluluğunu yönetti. Bu dönemde yazdığı besteler empresyonizmin ve İspanyol müziğinin etkisindedir.
1915: Empresyonizme Veda
De Falla 1909’da Theodore Gautier’nin şiirlerinden Trois Melodies (Üç Melodi) ve Albeniz’e ithaf ettiği piyano için Dört İspanyol Parçası adlı yapıtları besteledi. 1912’de en çok tanınan yapıtları arasında sayılan Yedi Popüler İspanyol Şarkısı adlı koleksiyonunu tamamladı. I. Dünya Savaşı patlak verince, de Falla İspanya’ya döndü. Burada, empresyonizm etkisindeki son yapıtı olan Noches en losjardines de Espana (İspanyol Bahçelerinde Geceler) adlı, piyano ve orkestra için senfonik izlenimlerini 1915’te tamamladı.
1919: El sombrem de tres picos
De Falla El Amor Brujo (Aşkın Büyüsü) adlı balesinin ilk versiyonuyla 1915’te pek büyük bir başarı kaydedemedi. Eser ancak 1921 ‘de, ilk kez Londra’da sahneye konan, büyük orkestra için yazdığı yeni şekliyle dünya çapında ünlenebildi. Cervantes’in Don Quichotte oyunundan aldığı motiflerle bestelediği El corregidor y la molinera adlı pantomimi (1917) de buna benzer bir akıbete uğradı. De Falla, koreograf Sergey Diaghilev’in önerisi üzerine, Londra’da 1919 yılında, Pablo Picasso’nun kostümleri ve sahne dekorlarıyla ilk kez sahnelenmiş olan El sombrero de tres picos (Üç Köşeli Şapka) balesi için yazdığı müziği genişletti.
Tıpkı El sombrero de tres picos’da oldüğü gibi, 1919’da piyano için yazılan Endülüs Fantezisi’nde de, İspanyol halk müziğinden öğeler taşıyan klasisizme bir dönüş görülmektedir Diaghilev tarafından önerilen diğer projeleri De Falla kabul etmedi. Onun yerine Chopin’in melodilerine dayanan fakat hiçbir zaman sahnelenmemiş El fuego fatuo adlı komik operası üzerinde çalıştı.
1923: El Retablo de Maese Pedro
De Falla, 1923’te yine Don Quichotte motiflerinden esinlenerek üç şarkıcı (ses) ve birkaç kukla için yazdığı, tamamlayabildiği son sahne yapıtı El Retablo de Maese Pedro (Pedro Ustanın Kukla Oyunu) adlı operasıyla da başarılı oldu. Bu yapıt Paris’te ilk kez sahnelenince De Falla ilk defa orkestra yöneticiliğini bizzat üstlendi. Bunu izleyen yıllarda şarkı ve küçük bir orkestra için Psyche’yi (Ruh, 1924) ve çembalist Wanda Landowska’ya adadığı, çembalo ve beş solo enstrüman için (1926) bir yapıt besteledi. Bu parçanın tını açısından çok cüretli olması nedeniyle Polonyalı çembalist prömiyerde çalmayı kabul etmeyince, de Falla bu bölümü bizzat çalmak zorunda kaldı.
De Falla bundan sonra, sağlık sorunları nedeniyle, uzun bir süre yaratıcı bir çalışma yapamadı. İspanya İç Savaşı 1936’da çıktığında besteci ağır hastaydı ve zaman zaman felç geçiriyordu. Siyasal olaylarla da sarsılan besteci, içinde yaşadığı yüzyılı bir “tımarhane” olarak görerek kaçış yollan arıyordu.
1939: Arjantin’e Kaçış
De Falla 1938’de Homenajes adlı dört bölümlük süitinin orkestra versiyonunu tamamladı. Daha önce başka enstrümanlar için kısmen yayınladığı ayrı ayrı parçaları de Falla, en çok sevdiği bestecilere adamıştı. De Falla aynı yıl Nasyonalistlerin hükümeti tarafından İspanya Enstitüsü’nün başkanlığına atanmakla beraber, 1939’da Arjantin’e yaptığı konser turnesinden yararlanarak İspanya’dan kaçtı. Kız kardeşleriyle birlikte Sierra de Cordoba’da geçirdiği ömrünün son yıllarında tüberküloza yakalandı. 69 yaşında Alta Gracia’da (Arjantin) öldü. Epik oratoryosu Atlantida ancak 1962’de Ernesto Halffter tarafından tamamlanabildi.
Kaynak: Yüzyılın 100 Bestecisi















