Franz LISZT (1811‑1886)
Franz Liszt, derin bir ruhani kişiliğe sahip karizmatik bir şovmendi. Müzikte büyük hırslara sahip büyüleyici bir virtüözdü. Kibar tavırları kimilerine pek samimi gelmese de aslında nazik ve cömert bir adamdı. Müzik çalışmaları, göz kamaştırıcı gösteri parçalarından, izleyicileri hâlâ zorlayan deneysel eserlere uzanan geniş bir yelpazeye yayılıyordu. Çok az müzisyen bu kadar karmaşa dolu bir hayat yaşamış, bu kadar muhteşem ve bir o kadar da çelişkili bir üne sahip olmuş ya da arkasında bu kadar etkili eserler bırakmıştır.
Yeteneği erken yaşta ortaya çıkan Liszt ilk konserini henüz 9 yaşındayken verdi. Bir yıl sonra Viyana’ya taşındı ve Beethoven’ın eski öğrencisi, piyanist ve besteci Carl Czerny’den aldığı derslerle 14 ay boyunca hummalı bir çalışma dönemi geçirdi. Liszt, daha sonra bir efsane haline gelecek piyano tekniği, ezberleme ve nota okuma becerilerinde sağlam bir temel edindi. Piyanoyu çalarken saçtığı o enerji çok geçmeden dilden dile dolaşmaya başladı.
Daha 12 yaşına gelmeden babası ile beraber Paris’e yerleştiler. Konservatuara kabul edilmedi ancak konser ve turnelere devam etti. 15 yaşındayken babasını aniden kaybetmek onu derinden etkiledi. Dindarca bir yaşama öteden beri bir eğilimi vardı. Yaşadığı kayıp bu fikirlerin daha da gün yüzüne çıkardı. Yine de hayatta kalmak için piyano dersleri vermek zorundaydı. Öğrencilerinden biri olan Caroline de Saint-Cricq ileride aşık olacağı nice kadından ilki olacaktı.
Yirmili yaşlarının başında çevresini Romantizm akımının önde gelen figürleri kapladı. Hector Berlioz, Frédéric Chopin, Victor Hugo, Honoré de Balzac, Eugène Delacroix gibi birçok kimseyle bizzat tanışıklığı vardı. Ancak en çok etkilendiği kişi olağanüstü teknik becerileri ve seyirciyi mıknatıs gibi çeken sahne şovuyla adeta vecde gelen Nicolò Paganini oldu. Paganini’yi örnek alarak daha önce hayal bile edilmemiş zorluk ve giriftlikte bir piyano tekniğiyle yeni bir parlaklık ve tını elde etmeye yöneldi. O dönem çalmakta olduğu Erard marka piyanonun yeni özellikleri bu arayışında ona yardımcı oldu.
1835’de üç çocuğunun babası olacağı Kontes Marie d’Agoult ile beraber Paris’ten ayrıldı ve İsviçre’ye yerleşti. “Hac yılları” diye adlandırdığı bu dönemde Avrupa’yı daha fazla gezme şansı yakaladı ve öncü piyanist imajını iyice sağlamlaştırdı. Beste yapmaya da daha fazla zaman bulabildi. 1839’a gelindiğinde ilişkileri bozuldu ve Liszt ancak sekiz yıl sonra nihayete erecek konser turnesine yalnız devam etti. Sadece solo piyanonun yer aldığı büyük salonlarda verilen konserler olan piyano "resitalleri"ni ilk veren sanatçı oydu.
Performansları büyük ölçüde göz kamaştıran sahne şovlarına ve çarpıcı teknik ustalığa dayanıyordu. Yine de Liszt en büyük etkiyi, acıdan coşkuya kadar her şeyi kapsayan, etkileyici bir dünya yaratarak bıraktı. Bu etkide bedensel hareketleri ve yüz ifadelerinin de büyük payı vardı. Nitekim Schumann, onu bir perde arkasında dinlemenin bu etkiyi yarı yarıya azalattığı yönünde iğneleyici bir gözlemde bulunmuştu.
O döneme kadar Liszt’in bestelediği en önemli eserleri arasında Etüdler yer alıyordu. Paganini Etüdleri ve Transandantal Etüdler gibi eserler, piyano tekniğini daha önce mümkün olduğu düşünülenin ötesine taşıdı. Macar Rapsodileri de erken dönem repertuarının önemli bir parçasıydı. Aslında bu eserin adlandırılması da tartışma götürür zira Macar halk müziğinden ziyade Çingene temalarına dayanır.
Liszt diğer bestecilerin eserlerini piyano düzenlemeleri aracılığıyla popülerleştirmesiyle de tanınıyordu. Schubert’in liedlerini, Beethoven’ın senfonilerini ve hatta Berlioz’un Fantastik Senfoni’sini piyanoya uyarladı. Ayrıca operalardan ve daha büyük eserlerden çeşitli temaları birbirine bağlayan veya birleştiren parafrazlar da yazdı. Mozart’ın Don Giovanni’sinden uyarladığı Don Juan’dan Hatıralar, bu türün en önemli örneğidir.
1848’de Liszt, hayatının son büyük aşkı Prenses Carolyne von Sayn-Wittgenstein ile birlikte taşındığı Weimar’da orkestra şefi oldu. Geleneksel soyut formlar yerine programlı müziği yeğleyen “Yeni Alman Ekolü”ne bağlı Berlioz ve Wagner gibi bestecilerin müziklerine destek çıktı. Üstelik ilk kez orkestral müzik besteleme ve seslendirme olanağına da kavuşmuştu. Bestelediği senfonik şiirlerin birçoğu bu dönemde yazıldı ve ilk kez onun yönetiminde seslendirildi.
Weimar yılları aynı zamanda en önemli piyano öğrencilerini yetiştirdiği dönemdi. Bunlar arasında daha sonra ünlü bir orkestra şefi olacak Hans von Bülow ile 19. yüzyılın sonlarının en büyük piyano virtüözlerinden biri olan Carl Tausig de vardı. 1861’de Weimar’dan ayrıldıktan sonra Liszt, Roma Katolik Kilisesi’nde başrahip oldu. Hayatının son on yıllarını Roma, Budapeşte ve Weimar arasında gidip gelerek, yoğun bir şekilde beste yaparak ve ders vererek geçirdi.
Liszt'in müziği, 19. yüzyılın en büyük parıltılarından biriydi. Eserlerinin birçoğunun birden fazla versiyonunun oluşu onun gerek icra gerekse bestelemedeki şairane yönünü açığa vurur. Etüdler, Macar Rapsodileri ve Mephisto Valsleri gibi piyano eserleri hem teknik beceri hem de anlatım gücü gerektiren parlak gösteri parçalarıdır. Ancak Liszt sadece ihtişam ve gösterişten ibaret değildi. Années de Pèlerinage ve Harmonies poétiques et religieuses'deki parçaların çoğu temelde ağırbaşlıdır. Daha geç piyano eserlerinde ise zorlayıcı ve bilmecemsi dinleme deneyimleri sunmaya devam eder. Ezgileri parçalı, dokuları serbest ve armonileri belirsizdir.
Si minör Sonat (1853), genel olarak Liszt’in başyapıtı olarak kabul edilir. Eserin formu, bir dizi bağımsız planı ustaca üst üste bindirir. Bir yandan, kesintisiz yarım saatlik süresiyle sonat formunda tek bir bölüm içinde dört “bölüm” içerir. (Piyano konçertoları da benzer bir yapıdadır.) Öte yandan, eser, senfonik şiirlerinde de belirgin olan Liszt'in tematik dönüşüm tekniğinin bir tipik bir örneğidir.
Eserin başında üç kısa tema veya motif tanıtılır. Bunlar daha sonra birbirine karışır ve gelişerek eserin ilk doruk noktası olarak sunulan dördüncü bir temada doruğa ulaşır. Bu noktadan itibaren dört tema etkileşime girer ve başkalaşır. Fevkalade yaratıcı olan bu yolculuk, yüce ve huzurlu bir dönüşümle sona ermeden önce bir dizi güçlü duyguyu açığa çıkarır. Bu olağanüstü eser, Liszt'in verimli bestecilik ürünlerindeki temel müzikal eğilimleri tek tek ortaya koyar ve onları taçlandırır.
kaynak: sinfinimusic.com



















