Ne güzeldi değil mi yaşadıklarımız, ne güzeldi.. Artık ne sen ne de ben bulamayız o günleri. Bazen düşünüyorum da bende de yanlış bişeyler vardı galiba diyorum. İkimiz de kıymetini bilemedik bişeylerin. Hatırlar mısın akşam olur mumlarımızı yakardık. Sen kokunu sürerdin oda sen kokardı. Olmadık şeylere güler, durup dururken ağlardık. Güzel havalarda sokaklara çıkardık, bir de kar yağınca kartopu oynardık seninle. Sen iskambil kâğıtlarından fal bakardın. İstediğin çıkmadığında kâğıtları bir daha karardın. Çok kızardın sigara içtiğime ve içkime karışırdın uzun uzun zararlarını anlatırdın bana. Ara sıra rejim yapardın. Tartı bi doğru tartsa bi yanlış tartardı. Yani onunla da anlaşamazdın. Komşunun çocukları vardı bizim kızla oynarlardı. Çocuk bahçesine giderdiniz ben de televizyonda maça bakardım. Ara sıra arkadaşlar gelir sohbet ederdik. Şurdan burdan konuşurduk işte. Benim askerlik hatıralarım, senin doğum hikayelerin bitmezdi. İlk tanıştığımız günü hatırlar gülerdik. Sen bana ‘Üstümde ne vardı?’ diye sorardın ben de her seferinde hatırlamazdım. Şimdi hatırlıyorum. Kırmızı bir kazak,siyah bir etek, siyah çoraplar, kırmızı pabuçların ve bir Perşembe günü saat ikiyi dört geçiyordu. İkimizde önümüze bakmamıştık çarpıştık önce. Sen pardon dedin sonra ben yere düşen kitaplarını topladım. Göz göze geldik ve başladık. Film gibi yani.. Son mektubunu dün aldım. Teşekkür ederim. Ben sana yazmıştım grip salgını var demiştim. Bak yine gribe yakalanmışsın. Neyse geçmiş olsun. Buralarda da hava soğuk ama hasta falan değilim. Bu gözlüklerle başım dertte. Hayat işte yuvarlanıp gidiyoruz.
Hepinizi çok özledim..















