eylül 2025,
seen from China

seen from China
seen from United States
seen from China
seen from China
seen from China
seen from China

seen from Pakistan

seen from Australia

seen from United States
seen from United States

seen from China

seen from Russia
seen from United States

seen from Czechia

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Australia
seen from United States
eylül 2025,
"Hayat insanı bazen öyle bir noktaya getirir ki, kimseye zararın olmamıştır ama sen ziyan olmuşsundur."
Bir boşluk işte içimdeki. Boşluk nasıl telaffuz edilir ki?...
Bir uzun yoldan geldim, ardım bomboş..
Booommmbooş
Evvet, bu yazı hiçbir amaca hizmet etmeyen dersem yalan söylemiş olacağım, ana amacı benim can sıkıntım ve boş yapma ihtiyacımı giderme amacıyla bu blogda yerini alacak. Hazırsak bir şarkı seçelim ve başlayalım, çünkü neden olmasın?
"Who cares if one more light goes out? In a sky of a million stars"
Çünkü neden olmasın çok garip bir soru. Hayatımın büyük bir kısmına yön vermiş, şu an olduğum kişi, olduğum yer ve yaptığım, ilgilendiğim her şeyin altında yatan soru bu neredeyse. Bunu söylerken de aklımda Levent Ülgen'in "Ya Öyle Değilse?" TED konuşması geliyor. Çok hoşuma gidiyor ya, bu yazıdan sonra bir kez daha izleyeyim onu. Eğer bu yazıdan şimdiden sıkıldıysan ve onu merak ettiysen, buna tıklayıp izleyebilirsiin. Yok ben daha sıkılmadım, biraz daha sıkılabilirim okuyarak diyorsaan devam edelim. Sahi edelim de ne hakkında boş yapalım, neleri konuşalım? Çok kararsız bir başlangıç yaptım, çoğu yazımda yaptığım gibi. Tek fark bu kez nasıl başladığımı elli kez silip yeniden yazmadım. Ufak imla kontrolleri haricinde hiçbir cümleyi silmeden saçmalayarak ilerliyorum. 02.51 itibariyle şarkıyı seçmeyi başardım, podcast ile ilgili yeni kararlar almayı deniyorum. Video Podcast konusunu ciddi ciddi düşünmeye başladım, animasyonlar yaparak tatlı bir görsel destek sağlamak ama dinleyicinin hayal gücünü bastırmadan bunu başarmak zorlu ve zaman alan bir süreç olacak. Ama istedikten sonra olabileceğine inanıyorum. Birazcık kafamın içindeki gürültülerin uzaklaşması lazım sadece. Onlar da sağ olsunlar 5 küçük çocuğu olan üst kat komşu gibi, beş dakika bile sessizlik yok.. Garip bir örnek oldu bu bak. Neden sürekli partileyen gençler demedim ya da ev içinde durdukça yüksek sesle havlayan köpekleri olan biri demedim bilmiyorum. Şimdiye dek hiç ara katta da oturmadım haliyle böyle bir şey de yaşamadım aslında. Ruhumda bir yerlerde biri apartmanda sıkışıp kalmış sanırım. Çıkması için uyarıyorum tekrar, anılar için bir yerde kalmamalı insan, o yer ne kadar kıymetli olursa olsun. Bundan birkaç yıl önce maskeleri kırıp atmanın vakti demiştim kendi kendime. O gün gerçekten de kırıp attım maskeleri ama sözü eksik söylemişim belli ki. Çünkü geçen zamanda yeni maskeler yaptım, onları kırdım, başkalarını yaptım. Kendimi maskesiz tutamadım. Eleştirdiğim sahteliğin kuvvetli bir parçası oldum her bir personada ve hayatımın genel saçmalığında söz sahibi olacak kadar da yapıştılar ruhuma. 502 ile yapıştı sanki hepsi, çektikçe ruhumdan da parçaları götürmekle tehdit ediyorlar. O da çözülür tabi elbet, bazen zamanla bazen kaynar suyla. Sabredebilir miyim sonuna dek bunu sadece bekleyip görebiliriz, kendime zerre güvenmiyorum bu konuda fdjgdfjgfjd Az önce random sonuna nokta koydum. Sonra da diyorum ki "ben o kadar ciddi mi duruyorum?" galiba kendi kendime yanıtladım bu soruyu. Hadi ben sıkıldım, iş güçten bunaldım ve biraz saçmalayayım istedim. Peki ya sen, gecenin üçünde bu satırları okumaya devam eden sevgili arkadaşım, sen gözlerinden ne istiyorsun? Hadi sen de anlat okuyalım. Dinleyelim diyecektim ama ses atılmıyor hala buraya, geri getirmediler özelliği... Bu gece için bu kadar boş yeter, yazacak şey çok ama gereksiz uzadı gibi hissediyorum. Bundan sonraki belki bloğa gider, belki podcaste, kim bilir? benim bilmediğim kesin. AAAAA hala saçmalıyorum bak, gidiyorum ben
Geçip giden şeyler var,
bir de hiç geçmeyenler.
Dilerim ki beni tek bıraktığın kadar tek kalırsın, çaresiz olduğumu bildiğin halde arkana bile bakmadan gidişin gibi senden de gidilir umarım ellerin bomboş kalır o boş kalan ellerini yine kendine sarılarak doldurursun tıpkı benim yaptığım gibi
Tıpkı bir kasırganın merkezindeki sakin bölge gibi durgun, hissiz ve bomboşum.. Kafamdaki karmaşanın içinde sürünüyorum...