Bu yazı sevdiğim biri için, sevdiğim birinin mutlulu için... Sana ben yokken gülmeyen hayatın ben geldikten sonra gülmesi dileğiyle SEVDİSAN Özgür sana değer veriyor...
Eğer hayata tekrar gelseydim bir papatya olarak gelmek isterdim. Çünkü ölüleri bile güzeldir papatyanın. Ben papatyanın kopan yaprağı olarak dünyaya geldim. Hani düşer, ayaklarınızın altında ezilerek ölür. Kimse fark etmez onca parıldayan yaprağın arasında benim yokluğumu. Ben, o ayaklarınızın altında ezilen küçük beyaz yaprak… Hayata bir sıfır yenik başlamış derler ya… Onlardanım ben. Hayata eksi sayılarla başlamış eksilerle devam etmiştim. Benim bitmiş hikayem dokuz yaşımdayken başlıyor. Dokuz yaşında küçücük bir çocukken annem işe gittiği gece yaptığı kazada vefat etti. Çocukluğum annem gittikten sonra elimden alındı. Elimde hiçbir şey kalmadı. Her gün yediğim dayak, çektiğim eziyet çocukluğumu alıp götürdü elimden. Yedinci sınıfa giderken yanlış seçimler yaparak bir sokak köşesinde ilk defa uyuşturucu kullandım. Ondan sonra bırakamadım zaten. Yıllarca evde işkenceler görerek yaşadıktan sonra on altı yaşımda yaşadıklarıma dayanamayıp babamın yanına kaçtım. Bir süre babamın yanında kaldıktan sonra on yedi yaşımda babam kalp krizi geçirerek vefat etti. Yıllarca tek başıma ayakta kaldım. Uyuşturucu paramı çıkarmak için çeşitli yerlerde çalışıp okula gitmekten başka hiçbir şey yapmıyordum. Aslında okula neden gittiğimi bile bilmiyordum çünkü artık etrafta bir ölü gibi gezmeye başlamıştım. Bir gün arkadaşım bir konsere çağırdı ve bende gitmeyi kabul ettim. Akşam olmuş ben hala sarhoş olmamıştım. Beni çağıran arkadaşım yanında iki kızla gelmişti lakin kızlar sarhoş olmuştu. Ortama girdiği anda dikkatimi çeken bir kız vardı. Benim dikkatimi çektiği kadar arkadaşımında çekmiş olmalı ki arkadaşım kıza asılmaya başlamıştı. Arkadaşımı kızadan uzaklaştırıp bir şeyler içmeye gittim. Lakin kafam hala kızdaydı. Konser sonrası çıkmadan önce kalabalığın içinde gözlerim onu aradı. Belki görürüm diye gözlerim etrafı taradı lakin kızı o gün orda hulamadım. Birkaç gün sonra aynı arkadaşım beni arayıp Kadıköyde bir kızla buluşucağını söyledi. Benimde gelmemi istiyordu. Peki dedim gelirim. Sonrasında arkadaşımla braber Kadıköye geçtik. Buluşcağımız kızların konserdeki kızlar olduğunu gördüğümde gözlerim direk onda takılı kalmıştı. Arkadaşımla beraber masaya oturduk konuşuyoruz falan benim arkadaşım kıza dokunmaya çalışıyor ona yakınlaşmaya çalışıyor falan. Ben için için sinirlendim arkadaşımı engelledim. Sanki o dokunsa içim alev alacakmış gibiydi. O günün sonun da kızla beraber yedik içtik kafayı bulduk. Kızı kendi evime getirdim çünkü götürebileceğim bir yer bilmiyordum. Bir süre balkonda gecede parlayan yıldızları izledim. Kendi kendime neden bu kıza dokunmaya kıyamadığımı düşünüyordum. Neden daha öncekiler gibi ona dokunamıyordum bilmiyordum lakin bu durum hoşuma gitmiyordu. Aslında gidiyordu belki ama bilinç altım bunu kabullenemiyordu. Balkonu arkamda bırakıp bir sigara yakıp kızın yattığı yatağa yaklaşıp oturdum. Uzun uzunizledim onu her mimiğini ezberlercesine. Sonra bana anlattıkları aklıma geldi. Çok sevdiği arkadaşıyla beraber intihar edeceklermiş lakin kız onu terk edip gitmiş. Sessiz sessiz ağlamaya başladım. Onun yalnızlığına, benim yalnızlığıma… Sonra yanına kıvrıldım usulca. Benim yanına yattığımı hissedince sarmaya çalıştı küçücük kollarıyla beni. O an içim daha bir garip oldu. Sanki kilometrelerce koşmuşçasına hızlı atan kalbim beni daha da endişelendiriyor gibiydi. Ama aslında endişelenmiyordum sadece korkuyordum. Sevmekten sevilmekten değer vermekten… Bir süre sonra daldığım uykuda onun kusma sesleriyle uyandım. Kucağıma alıp lavaboda üstünü başını temizledim. Ben yatağı çarşafları toparlarken oda üstünde benim sweetimle köşede durmuş utangaç utangaç beni izliyordu. En sonunda onunöyle durmasına dayanamadım gittim sarıldım yok bir şey hadi uyuyalım dedim. Benim sözlerimle rahatlayıp sakince yatağa girip bana sarılmıştı. Bundan sonrası mutlu hikayenin mutlu sonu değildi. Ya da bu çocuklarınıza anlatabileceğiniz bir aşk hikayesi değildi. Bu hikaye aslına gerçeklerdi. Papatyanın yaprakları eskisi gibi değil artık. Ya da artık papatyayı yaşatacak bir beden yok ortada. Papatya bir cinayet işledi. Beyaz yapraklarına kanları bulaştırdı. Papatya işlediği cinayeti görmezden geldi ama öldürdüğü beden çürüdü…







