dünyanın şu kadarcıklığı*
topla karpuzu ayırt edebilecek yaşa geldiğimden beri, yirmi iki adamın yuvarlak bir cisim peşinde ölümüne koştuğu her türlü meseleyle ilgilenmeyi kendime bir borç bilmiştim.hayatım boyunca istediğim (ya da öyle olduğunu düşündüğüm) bölümü okuyorum ama futbol dışında sıkılmadan günün üçte ikisini verebileceğim bir meslek yok.hal böyle olunca, teknoloji ile de aramız az çok iyi olduğundan futbol oyunlarında gün geçtikçe profesyonelleşmeye başlamıştım. bilgisayarımın teknik kapasitesi en nihayetinde yetersiz duruma gelince, fifa 14 oynadığım/oynayabildiğim tek oyun olmuştu.
günlerden bir gün, bilmem kaçıncı kariyerimin bilmem kaçıncı transfer döneminde takımıma bir oyuncu almıştım: cameron jerome.
biraz ileri yaşta, futbol oyunlarıyla alakası olanların anlayacağı şekliyle, 74-76 civarı oynayan bir golcü.ama ne golcü...adeta susuzluktan serap görmeye başlayan bedeviye su olan, topu ayağına her aldığında ne yapacağını benim bile kestiremediğim bir makine... kendi sanal dünyamda takımımla başarıdan başarıya koşarken, jerome abimiz de bana eşlik ediyordu.yıllar böyle geçti tabi.internette araştırdım, forumlarda okudum, oyun sayesinde tanıdığım ingiliz bir golcüye hayranlık duymaya başladım.oysa ülkemizde sözde futbolu sevdiğini ve yaymak istediğini söyleyen kesim tarafından her türlü maç paralı hale getirildiğinden, onu canlı izlemeyi geçtim, televizyonda bile görememiştim.
sene 2018 oldu, jerome kariyerine türkiye'de göztepe'de devam etme kararı aldı.yüzümde küçük bir tebessümle okumuştum bu haberi.ben de erzurum'da tahsilimle ilgilenirken, günün birinde arkadaşlarım beni bir maça davet etti: erzurumspor - göztepe.
pazar sabahı hazırlandık, stadın yolunu tuttuk.oyuncular sahada ısınırken biz de tribünde sesimizi açma çalışmaları yapıyoruz.jerome'un göztepe'de olduğunu biliyorum ama oynamasına ihtimal vermiyorum.velhasıl, tam o sırada kadrolar stadyumda anons edilmeye başlandı: jerome maça ilk 11'de başlıyordu.ömrünün çoğu ingiltere'de değişik takımlarda geçmiş jerome abimi, ikimiz de memleketlerimizden yüzlerce kilometre uzaktayken, erzurum'da stadda canlı izledim.hani derler ya nasip olursa gelir yemen'den... diye, işte dedikleri durum tam olarak buymuş.pek tabi bu hikaye sizin için çok bir anlam ifade etmiyor, biliyorum ama benim için şahane bir hikaye.
hayat bir bakıma güzeldir.















