* İnsanlar bu dünyada mültecidir. Evet, evet senin de benim de onun da asli yurt olarak gördüğümüz yer bu dünya değil. Toprak altındakilerin dili yok diye, anlamazlıktan gelemeyiz.
Gurbet elde gurbetçi rolünü bırakıp ahkam kesiyoruz. Ee biz kimiz o zaman? Mülteci kimdir ?
Her insan sığınır, bir güvenli limana. Amerikalısı dahil.
At gözlüğü bile değil bu. İnsan yaşadığı düzenin bir başkasının ömründen çalınmadığını ispatlayabilir mi ? Madem adaletsizlik var, madem "sistem kötü", madem "insanlar hırsız"... biz kimiz ve neredeyiz abi ? Sistemin kuruluşunda ben yoksam bile atam mutlaka vardır. Türkiye içindeki sistemden söz etmiyorum bile.
* Sosyal medyanın insanların bir anlık düşüncelerini bile dile getirme düşüncesinin olumsuz yönlerinden de dem vuralım. Artık insanlar sevgiyi de saygıyı da ve hatta kinini de biriktiriyorlar. Bunu da sosyal medya sayesinde yapıyorlar. Aklından geçen her türlü pisliği öyle -ulu orta- demeden sosyal medyada saçıyorlar. Saçıyoruz. Bunun anlamı şu, iyiliğe öncülük etmektense kötülüğe taş taşıyoruz. Karanlık bir tunelin içinde hızımızı arttırırsak sonucuna da katlanmamız gereken durumlar ortaya çıkıyor. Ki bu hız mevzusu da "like" denen bir sayaç ile yapılıyor. Abone sayısını söylemiyorum bile. Kuyu ama öyle böyle değil. Karanlıktasın ama insanlara yer tarifi yapıyorsun gibi, hayır anlatamadım.
* Hülasa; derdim zihnime, zihnim kelimelerime ağır geliyor artık. Birilerini "öteki" deyip yeryüzünün sahibiymiş gibi ahkam kesmelerin ardı arkası kesilmiyor. Doğarken bile seçim şansın olmayan şeylerde nasıl da kibirleniyoruz? Dil, ırk vs.
* Son dönemde dünyanın mültecileri hakkında neler söyleniyor neler. İnsan az da olsa utanır. Az da olsa düşünce ufkuna yeni fikirler, ülküler yerleştirir. Ama yok. Fikir dünyasında Afrika'dan gelenlerden Asya'ya kadar dünyanın herhangi bir çorak sisteminden kopma gayesini taşıyan herkese karşı düşmanlığı aleni şekilde gösteriyorlar.
Herkes "kendi düzenini sömürüp kurulan" başka bir yere özeniyor, imreniyor. Öyle ki, dünyanın hemen hemen her yeri öyle. Almanya nasıl bu hale geldi? Amerika nasıl bu kadar "gelişmiş" ? Kimse sorgulamıyor. Ya da Afrika neden hala toprağına küskün millet gibi yaşıyor dünyada. Şereften yoksun bir ülkenin "ilaç deneylerini yaptığı" bir kıta olan Afrika'nın neden "adam gibi" bir savunucusu çıkmıyor şu "adaletsiz" düzende? Orta doğunun kaynaklarına çökmek ve yeni kaynaklar elde etmek için orayı "mezbahaneye" çeviren ülkelere neden insanlar yeterince düşman kesilmiyor, laf söyleyemiyor ? Bunun peşine düşmemi lazım. Meksika neden hala cazip gelmiyor insanlarına? Mesela; Meksika sınırından adımını attığında ölümünü arzulayan akbabalarla dolu bir güvenlik şebekesi bekliyor. Osmanlıyı anlatan diziler boşuna hareme odaklanıp "sömürge amacı gütmeyen seferlere" değinmemesini kimse sorgulamıyor.. Devranın çarkını döndüren elbet altında kalır ama biz mevzuların neresinde olacağız? Suriyelinin içtiği nargileye mi takılacağız ? Afrikalının bir göçmen botunda batışını mı izleyeceğiz ? Sömürge devletlerinin en üstünü İngiltere'de mazot neden ucuz onu mu deveran ettireceğiz hayatımızda ?
* Kimse kusura bakmasın ama böyle ufak tefek mevzulardan büyük problemleri çözdüğünü sananlar, Filistinli bir çocuğun şer dünyasına attığı bir taş kadar faydalı değildirler.
* .....(sildim burada yazılan üç beş paragrafı). Çünkü para ekseninde dönen bir dünyaya merhaba için çırpındığınızda sizi de bir "kağıt" parçası olarak görenler oluyor.
* İnsanların "ihtiyaç"ları olduğunda, bizden eman dilendiklerinde ihtiyaçlarını gidermek gerekir diye düşünüyorum. Kim olursa olsun. Tayland'da mahsur kalan çocuklar dahil. Bu duygularım da insani olarak ifade edebilirim. Ha bunu yapmak zor geliyorsa, fikir dile getirilebilir salyalar akıtmadan. İnsani bir şekilde. Hayvan gibi sürekli iftira atarak değil. Hayvan gibi sürekli onları aşağılayarak değil. Hayvan gibi tasvirler yaparak değil. Maalesef ülkemizde bu durum salyanın da ötesine geçmiş gibi. Suriyelinin nefes alması yasaklanabilse, onu da dileyecekler çünkü. Suriyelinin sokak ortasında tecavüze uğramasını düşünmeden bunu dileyebiliyorlar. Afrikalısının maaşını ödememek için sigortadan bile kaçınanı varken uygur türkünün hakkını savunma ihtimalimizi kimse takmaz haliyle. Biz "mazlum" dediğimiz insanın sesi olalım ki mazlum da bizi onuruyla yüceltsin. Mazlumun yüreğinin güzelliği bizi kapının önüne koymak için can atan batı dünyasının hiç birinde yok ayrıca..
Suriyeli memleketinden keyfi göç ettiğini, uygurların can sıkıntısından ağladığına, afrikalısı sömürüldüğü için topraklarını senet karşılığı borç almak için gittiğini zannedenlere lafım yok zaten. Yanıtsız çağrı olarak kalır bu sözlerim onların nezdinde. Ama başlarındaki zalim öldürmek için tekrar memleketlerine çağırdığı insanları neden göndermek için can atıyorsunuz onu anlamıyorum.
* Velhasıl. Gurbet içimizdedir. İnanmayan ne bilsin bereketi, hayrı, şerri..
Ben derdimi ben anlatamıyorum. Ahmet Murat anlatsın;
"Ben geçerdim kaşık bala gömülüyor gibi ağır,
Bir çocuğa bir rüya damlıyor gibi hafif