onun ruhunda da tıpkı bende olduğu gibi acı veren, toplanıp olgunlaşan ve şimdi bir çıkış yolu arayan bir şey vardı.
cemile, cengiz aytmatov

seen from United States
seen from China

seen from United States

seen from Finland
seen from China
seen from United States
seen from Switzerland
seen from China
seen from United States
seen from Yemen

seen from United Kingdom

seen from Malaysia

seen from United States

seen from Netherlands
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Germany
seen from Uruguay
seen from Finland
seen from Netherlands
onun ruhunda da tıpkı bende olduğu gibi acı veren, toplanıp olgunlaşan ve şimdi bir çıkış yolu arayan bir şey vardı.
cemile, cengiz aytmatov
Bakışlarında şifa buluyorum. Gözlerin tüm yaşama yorgunluğumu alıyor. Sevdan ayakta tutuyor beni. Gönlün sımsıkı tutunmamı sağlıyor hayata.
Ve birdenbire, insanların omuz silkmesine ve alay etmesine neden olan tuhaflığını anlamaya başladım;
hayalperestliği, yalnızlığa olan sevgisi, sessiz tavrı.
Neden bir akşamın gözetleme tepesinde oturduğunu ve neden nehir kıyısında tek başına bir gece geçirdiğini, neden sürekli başkalarının duyamadığı sesleri duyduğunu ve neden birdenbire gözlerinin parladığını ve çatılmış kaşlarının seğirdiğini şimdi anlıyordum.
Derinden aşık bir adamdı. Bunun sadece başka birine duyulan bir aşk olmadığını, bir şekilde yaşam ve dünya için alışılmadık, yaygın bir aşk olduğunu hissettim. Bu aşkı kendi içinde, müziğinde, benliğinde saklamıştı. Duygusuz bir insan sesi ne kadar güzel olursa olsun böyle şarkı söyleyemezdi.
İnsan her şeyi anlatamaz, zaten kelimeler de her şeyi anlatmaya yetmez.
Cemile, Cengiz Aytmatov
Fransız sömürgesi altında.
Cezayir’de bir mahkeme.
Cemile Bouhired yaralı ve işkence görmüş halde hakim karşısında.
Karar: Giyotinle idam.
Salonda herkes gözyaşlarına boğulurken, idam cezası verilen 22 yaşlarındaki orta boylu esmer kadın kahkahalarla gülmeye başlıyor ve herkesi şaşkına çeviren kahkahalarının ardından tarihe geçecek şu sözleri söylüyor:
“Bizi öldürmekle Cezayir’in bağımsızlığına kavuşmasını engelleyemeyeceksiniz..!"
AHMED ARİF'İN CEMİLE'YE YAZDIĞI MEKTUP:
Bir adını biliyorum, bir de yaşını… Yüzünü görmedim ya, sen yaşta kızkardeşim var. Mutlak ona benzersin. Başkaca düşünemem. Sen Cezairden bir can’sın, ben Türkiyeden.
Ayrı suların, ayrı toprakların çocuklarıyız ama kardeşiz.
Ben, bu kahrolası yazıya oturanda, senin idâmın için hazırlıklar yapılıyordur. Karşında Lejyon’dan bir manga…
Dünyamızı, hayatı, bir solucan kadar olsun, anlamaktan, sevmekten korkanların mangası.
Onlar, hep öyledirler. Silâhı, insan avını zulmu severler.
Kim bunlar? Kimlerin soyundan inip gelirler? Aklım duracak…
Belli ki ömürlerinde bir sefer olsun, bir çocuk, bir çiçek, bir türkü sevmemişler. Namusla, yürekle, alın akıyla, seven bir kadının koynuna girememişler. Mertlik, can saygısı, dünya sevdası, bir lahza bile yüreklerine konuk olmamış.
Ve hiç utanmadan da İncîl-î Şerif’i kitâb bilirler. Oysa yaptıklarının hiçbir kitapta yeri yok!
Onlar ki her iki cihanda da yüzleri kara! Senin o Meryem’den bin daha aziz, bin daha bakir canının değerini ne bilecekler…
Karşında bir manga. Ölüm mangası. Parayla, yalan-dolanla, o murdar korkuyla aldatılmışlar. Bundan ötürü küstah, bundan ötürü zalim… İncecik, tazecik çocuk kolların, arkadan bağlı. Bilirim gözlerini bağlatmazsın sen. Namlular karşısında dimdik ve espas’sız duruşunu hayalliyorum. Kavgandan bir marş, bir mısrâ mı son sözün? Anana kardeşlerine selâm mı yoksa?
Yirmi iki yaşındasın. Sakın, gençliğime doymadım, deme!
Şimdiden ölümsüzsün. Niceleri var ki bin yıl yaşasa, sencileyin bir haysiyet katamaz yaşamaya.
Yarının CEZAİR’inde, kurtarılmış CEZAİR’de, okullarda bebeler, önce senin adını belliyecekler. Sonra dünyayı!.
İnan, seninle birlik, ya da senin yerine, kurşuna dizilmeyi çok isterdim. Ölümüne nisbet, yaşamak silik ve anlamsız,
CEMİLE.
Ahmed Arif
Ne güzel sevdalar var.
Ve sevmesini bilen adamlar..
Gerçekten seven,özleyen,bekleyen,
vazgeçmeyen, ihanet nedir bilmeyen,aşık olabilen..🌹
Cemile - Cengiz Aytmatov (Say. 54 / Ötüken Yayınları)
Mavimsi uzaklıklara bakınca, daha önce hiç görmediğimiz topraklar, gümüş sicimler gibi uzayan dereler görürdük. Dallara tutunarak düşüncelere dalardık: dünyanın sonu muydu burası, yoksa bu gördüklerimizin ötesinde bizim göğümüze, bulutlarımıza, derelerimize benzeyen başka gökler, bulutlar, dereler var mıydı?
Öğretmen Duyşen / Cengiz Aytmatov