Ne demiş Ümit Yaşar; Bir yanda o, bir yanda ben, ortada İstanbul.
seen from China

seen from United States
seen from United Kingdom

seen from United States

seen from Maldives

seen from Germany
seen from Netherlands

seen from Maldives
seen from United Kingdom
seen from United Kingdom
seen from Netherlands

seen from United Kingdom

seen from Netherlands
seen from Singapore
seen from Germany
seen from United States
seen from Türkiye
seen from United States
seen from Germany
seen from United States
Ne demiş Ümit Yaşar; Bir yanda o, bir yanda ben, ortada İstanbul.
Bosphorusss... Bosphorusss... . . . . #çırağansarayı #çırağanpalace #boğaz #bosphorus #istanbul #constantinapolis #gündoğumu #sunrise #türkiye🇹🇷 #turkey🇹🇷 (at Ciragan Palace Kempinski Istanbul)
Bizans Kralı, İstanbul'da çıkan ayaklanmayı 18 Ocak 532 tarihinde kontrol altına alabildi. Ayaklanma sorumlusu olan 30 bin kişiyi idam etti.
İstanbul’un Forumları-5
Amastrianum
Bir halk meydanı olan Amastrianum, bugünkü Aksaray ve Şehzadebaşı semtleri arasında uzanıyordu. Bizans Dönemi boyunca halka açık idamlar Forum Amastrianum’da gerçekleştirilmiştir. Amastrianum hiçbir Bizans kaynağında forum olarak geçmese de sonuçta bir kamusal meydan olduğu açıktır. Meydan aynı zamanda at ticaretinin de merkeziydi.
Amastrianum adı, Karadeniz’de bir Paflagonya kenti olan Amastris’ten (Bugünkü Amasra) gelir. Rivayete göre iş için Konstantinapolis’e gelen Amasralı bir yurttaş burada öldürülünce meydanın adı böyle söylenegelmiş. Bir diğer olasılık da meydanda idam edilen suçluların genelde Paflagonyalı olmasıdır.
Amastrianum’da bulunan Güneş'in Efendisi Titan Helios’a adanmış olan V. Yüzyıl yapısı pagan tapınağı Konstantinopolis’in ilk anıtlarından biriydi. Bu tapınak dairesel planlı ve kubbeli yapısıyla bir rotundaydı. Tapınak, 41.8 metrelik dış çapıyla Roma’daki Pantheon’dan sonra antik dünyadaki ikinci geniş kubbeye sahipti.
Daha sonra İmparator Romanos Lekapenos, 10. Yüzyılda, Helios tapınağı’nın üstünü kapatarak günümüze kalmamış olan bir saray yaptırmıştı: Myrelaion Sarayı. Sarayın yanına ayrıca bir kilise inşa edilmişti. Kilise günümüze ulaşmıştır ve Bodrum Camii adını almıştır. Tarihçi Ioannes Skylitzes, IX.bölgede Myrelaion Kilisesi ile İmparator I.Romanos Lekapenos’un özel mülkü olan bir sarayın varlığından söz eder. Patria’da Romanos’tan önce de burada bir manastırın bulunduğu, adının, V.Konstantinos tarafından, “pis kokulu” anlamına gelen Psarelaion olarak değiştirildiği söylenir. Sudas burasının önceleri Sofist Kraterios’un Konağı olduğunu, daha sonra bu özel arazinin Romanos (920) tarafından ele geçirilip, buradaki daha eski bir rotundanın sarnıca dönüştürülerek üzerine saray ve bitişiğine de alt katı büyük bir kripta (mezar şapeli) olan kilise inşa ettirdiğini belirtir.
Rotundanın doğu yarısı üzerinde saray yapısı, batı yarısı üzerinde de sarayın önünde açık bir teras şeklinde uzanan avlu yer alıyordu. İki ya da üç katlı saray binasına, ortadaki dikdörtgen planlı 8 x 22 m ölçülerindeki ana binanın zemininde bulunan beş sütun üzerine oturan altı kemerli bir revaktan giriliyordu. Revak bölümünün her iki yanında (kuzey ve güneyinde), kanat biçiminde kare planlı mekânlar vardı. Geç Antik döneme ait (4 – 5. yüzyıl) olan rotundanın, ilk kullanılış evresinde Roma’daki Pantheon Tapınağı ve Selanik Hagios Georgios Kilisesi’ndeki gibi üzerinin büyük bir kubbe ile örtülmüş olması mümkündür. Kuzey ve güneyde iki anıtsal girişi olan yapının iç duvarlarında karşılıklı gelecek şekilde yarım daire ve dikdörtgen büyük nişler vardır. 10. yüzyılda yeniden kullanılan yapının içine 70 tane sütun yerleştirilmiş, üzeri çapraz ve sarayın altına gelen kısım ise saray yapısının ağırlığını karşılamak üzere kubbeli tonozlarla örtülmüş, duvarlar da Horasan harcı ile kaplanarak sarayın su ihtiyacını karşılamak üzere sarnıç haline getirilmişti. Rotundanın güneyinde bulunan, son yıllarda otopark yapmak amacıyla kaldırılan yarım daire şeklinde sekiz basamağında sarayla bağlantılı olduğu düşünülür. Latin istilasında zarar gören kilise, 14. yüzyılda tadilat görmüştür.
Aslen Palaiologos hanedanı üyesi Sadrazam Mesih Paşa Kiliseyi 1501 yıllarında camiye çevirmiştir. Cami, yeraltında kalan bölümüne ithafen Bodrum Camii olarak veya kurucusunun adı ile Mesih Paşa Camii olarak da anılmıştır.
Bodrum Camii, 1784 ve 1911 yıllarındaki yangınlarda hasar görmüş ve terk edilmiştir. 1930 yılındaki kazılarda bulunan yapı 1965 ve 1986 yıllarında yapılan restorasyonlarla eski haline getirilmiş ve tekrar ibadete açılmıştır. Kilisenin yanında bugün mağaza olarak kullanılan sarnıcın 30 m çapındaki çatısını, çoğu orijinal ve yükseklikleri 2.5 - 2.9 m arasında değişen 75 sütun taşımaktadır.
Amastrianum’un bir diğer önemli anıtı da bugün Kıztaşı olarak anılan Markianos Sütunu’ydu. Anıt, Praefectus urbi (belediye başkanı) Tatianus (450-452) tarafından 455 yılında İmparator Markianos anısına diktirilmiştir. Kızıl-gri Mısır granitinden iki parça olarak yapılmıştır. Kaidesi dört yüzlüdür ve beyaz mermerden yapılmıştır. her üç yüzündeki madalyonlar Yunan haçları ile bezenmiştir. Kaidesinde Nike heykelinin bulunuşundan ötürü halk arasında Kıztaşı olarak bilinmektedir. Kadesinin batı yüzünde bir de kitabe bulunmaktadır. Kitabede Latince olarak şu metin yazılıdır: “PRINCIPIS HANC STATVAM MARCIANI CERNE TOVUQVE PRAEFECTVS VOVIT QVOD TATIANVS OPVS” "İşte bu imparator (birinci yurttaş) Marcianus'un anıtıdır / Ki Tatianus bu eseri adamıştır".
İstanbul’un fethinden sonra kurulan ilk Türk mahalleleri arasında “Kıztaşı Mahallesi” olarak adı geçmiştir. Uzunca bir süre Saraçhanebaşı’nda Yeniçeri odalarında bir evin bahçesinde kalan bu anıt bütün bölgeyi yakan Çırçır yangınından (1908) sonra yeniden yapılan düzenleme sonunda ortaya çıkarılmıştır.
Sütunun üzerinde ise bir Korint başlığı bulunmaktadır. Başlığın İmparator Markianos'un heykellerinden birinin kaidesi olması muhtemeldir. Sütunun üzerinde bulunan ve İmparator Markianos'a ait bronz heykelin 4. Haçlı Seferi sırasında Venedikliler tarafından İstanbul'dan götürüldüğü ve şu an Barletta kasabasında bulunan heykel olduğu söylenmektedir. Bazı kaynaklar 5 metre büyüklüğündeki bu devasa bronz heykelin, bugün Fatih'te Kıztaşı olarak bilinen Markianos Sütunu’nun tepesinde yer alması gereken heykel olduğunu söylemektedir. Ancak sütunun teknik açıdan bu boyuttaki bir heykeli taşıması pek mümkün görünmemektedir.
Yaklaşık yüz yıldır sessizce sizi seyreden, İstanbul'un yüzlerinin farkında mısınız?
Bugüne kadar sayısız insanı taşıyan ihtiyar. // İstanbul
— el Fredo's Photo Book // www.elfredoblog.com