baba siz kimsiniz tam olarak amk
seen from Germany
seen from China
seen from United States
seen from China

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from China

seen from Malaysia
seen from Denmark

seen from United States
seen from Germany
seen from China
seen from Argentina
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States
seen from China
baba siz kimsiniz tam olarak amk
what can i do sometimes
when the clock is already on 01.11
Sevgili Dost,
Merhameti gördün mü? Ne olur bana da göster.. Kimseye söylemem söz zarar vermezler..
Sevgili Dost,
Merhameti gördün mü? Tamam söyleme biliyorsan yerini.. Bari hayatta olduğunu haber ver..
Sevgili Dost,
Merhamet ölmedi değil mi?
(A. Ali Ural)
nirvanavari.
‘‘Şaşkındım. Korkuyordum. Çaresizdim.
Hayatım boyunca olmadığım kadar mutsuzdum.
Hep birlikte mutlu bir evde oturmuş gülerken, birdenbire kendinizi böyle yıkıntıların arasında buluyordunuz işte. Birkaç saniyelik bir titreme ve kurduğunuz, sonsuza dek sahip olacağınızı sandığınız o güvenli hayat yerle bir oluyordu. Bir deprem gibi ayağınızın altından yer kayıyordu.’‘
-Kürşat Başar / Başucumda Müzik
artık yoruldum. sürekli bir tökezleme halinden ve acizlik hissinden. halbuki aynanın karşısına geçip ‘aciz değilsin sen’ diye azarlamalı insan, kendini. kendini bulmalı, ve görmeli. bugün bir spor salonunun geniş aynalarından birinde kendimi gördüm. sağa döndüm ben varım, sola döndüm yine ben. karşımda ben. arkamda. insan hayatında bir veya iki kere kendini görebilecek ruhaniyete sahip oluyor. kişi bitiyor, sürünüyor, hatta ölüyor da bir kere olsun ben ne yapıyorum demiyor. görmüyor kendini, duymuyor çığlıklarını. görmezlikten ve duymazlıktan gelmeyi ne iyi biliyoruz. belirlenmişiz, şartlanmışız, kopup gitmişiz yaşamak eyleminden. kopup gitmişim yaşamak eyleminden. uyandım, yirmi oldum, yirmi bir olacağım. amacım ne. amacım bu. bu'na ulaşacağım. uzun yıllar önce kaybettiğim benliğimi bulacağım. yönlenmek yok, kulaklarım bir kendime açık. bir ben, biz varız, dönüp duran dünyanın içinde olduğumuzun farkındayız, yaşama dahil olduğumuzun farkındayız. yorulmadık. kendime not: aynaya bakmaya devam et.
dans.
insan içindeki durduramadığı kötümserliği bir yerlere bırakması gerektiğinde ne yapar hiç bilmiyorum. sırtımda taşıdığım bir sırt çantasında ibaret bir şey gibi. çıkarıp atamıyorum. açıkçası bir gün asla mutlu olamamamış biri olarak geberip gideceğim günde yağmur yağacak mı merak ediyorum. ıslak bir mezar altında çürümek daha meşakkatli olur her halde diye düşünmeden edemiyorum. ellerimin gerçekten sıcak olduğu anın tüm hayatım ile kıyaslandığında tıka basa dolu bir sinema salonundaki patlamış mısır popülasyonunda yalnızca bir tane patlamış mısır tanesi kadar olan mevcudiyetini hiç yadırgamıyorum. yalnızca fazlaca başına buyruk, fazlaca yabaniyim. ıslah edilmesi zor bir tarım arazisinden farksızım, nadasa bırakıp gitmişler gibi, yüz milyon yıldır unutulmuşum gibi. bir yüz milyon yıl daha unutulacakmışım gibi. kabul edilemezliğimi bir yerlere çıkarıp asamıyorum. bazen ne yapsan olmuyor, bazen de hiçbir şey gerekmiyor. çabalamalarım bile fazla yanlış gibi geliyor, bazı şeyler gerçekten çok gereksiz, çok hissiz. karşımdaki tüplü televizyon bir anda açılıyor. siyah beyaz bir görüntü, parazitler ile dolu bir sahne. işte ben, eski tip mikrofonlardan biri ile konuşuyorum. sesim sanki benim sesim değil, fazla mutlu, fazla hakim. ‘tek kişilik dans gösterime hoş geldiniz sayın seyirciler’ bir dakika benim tüplü bir televizyonum yok. elimde tutabileceğim eski tip bir mikrofonum yok. gülümsemem yok. sesim yok. bir şeylerin farkına varamıyor insan vardığında ise çok geç oluyor, çok geç oluyor zaman geriye akmıyor. içimde milyon geriye dönüş hikayesi var. biraz fazla yorgunum, biraz fazla hisli ve biraz fazla hissiz. aslında, bu aralar galiba, biraz fazla yanlızım. demlemem gereken çaylar var, görünüşe bakılırsa bir yüz milyon yıl daha buradayım.
konusmadiklarimiz da gercek
Gözlerinizi kapattığınız zaman dünya yok olmuyor öyle degil mi?
Cemal Süreya.