Bekret, bazen Demirkubuz filmlerindeki çıkışı olmayan kör sokak aralarında gibiyim... #demirkubuz #sartre #today https://www.instagram.com/p/CVeyTIgA8_Vg6GNzE90Mpu6mU8CGsEC91QW2c40/?utm_medium=tumblr
seen from United States

seen from Austria
seen from Panama
seen from Austria

seen from Spain

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Austria
seen from Russia
seen from Malaysia
seen from Japan
seen from China
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from Spain
seen from Syria
seen from United Kingdom
seen from Malaysia
seen from Spain

seen from Malaysia
Bekret, bazen Demirkubuz filmlerindeki çıkışı olmayan kör sokak aralarında gibiyim... #demirkubuz #sartre #today https://www.instagram.com/p/CVeyTIgA8_Vg6GNzE90Mpu6mU8CGsEC91QW2c40/?utm_medium=tumblr
bir an için gördüğün ve bir daha hiç göremeyeceğin bir yüz neden dünyayı daha hüzünlü bir yer yapar?
zeki demirkubuz
Bulantı
Sinemamızın şahsına münhasır yönetmenlerinden Zeki Demirkubuz denince, karşılaştığımız popüler tepkilerin başında, kendi kendine açılıp duran kapılar ve Masumiyet’te Bekir’in uzun konuşması gelir.
Kapılar konusunda yönetmenin cevabı basittir: Sembolik bir anlam yüklemez, kendiliğinden açılıveren bir kapıyı çok sinematik bulduğunu söyler, bir gerilim duygusu yaratabildiği için sever (1). Sembolik ya da metaforik, herhangi bir dolayım üzerine kafa yormadan, söyleyeceği bir şey varsa doğrudan söylemeyi tercih eden bir yönetmen sineması ile karşı karşıya olduğumuzu anlayacak kadar tanıyoruz artık Demirkubuz’u. Yine de bu filmografi, bütün bir sinemanın “ideolojik olduğu kadar senografik boyutu içinde de, kapıların kullanımı tarafından”(2) belirlendiğini iddia eden Pascal Bonitzer’in düşünceleri ile hoş bir biçimde örtüşür: “‘Bir kapı ya açık durmalıdır ya da kapalı’: Ama dramın bütün gücü de kapının ne bütünüyle açık ne de bütünüyle kapalı olmasında yatar; yasaklanmış’ın ve ihlal etme’nin saplantısal mekanizmalarının işlemesi böyle mümkün olur” (3).
Uzun -ya da kısa-, akılda kalmış -ya da uçup gitmiş- diyaloglara gelirsek; yönetmenin konuşmaya, söze, tartışmaya, kavgaya olduğu kadar suskunluklara da dikkat çektiği açıktır. Masumiyet’te Yusuf’un nihilist suskunluğu, Dünya’ya dilsiz doğmuş Çilem’in suskunluğu ile karşılaştığı zamanların önemi ayrıdır. Yazgı’da Musa’yı eylem adamına dönüştürecek boyutta bir sofistike suskunluğu vardır. Yeraltı’nda ‘söyleyememek’, karakterde kırılmaya yol açan başlıca etkendir. Bulantı’da ise sevgilisinin isyan ettiği yemek masasında cevap olarak verdiği suskunuğa ekleyeceğimiz her tür sıfat, Ahmet’in iç dünyasına doğru birer adım olacaktır. Hatta O’nu bir doktor görüşüne başvurmaya götürecek kadar patetik bir suskunluğa kadar gideriz.
Yapım ile ilgilenmesi gerekmez, film üzerine kafa yoran hiç kimse, sınırları, bakış açılarını belirleyen “çerçeve” (kadraj) üzerinde durmadan edememiştir. Deleuze kapılar, pencereler, aynalar gibi çerçeve içinde çerçevelere büyük yönetmenlerin hep özel bir ilgileri olduğunu düşünmektedir (4). Söz konusu çift katmanlı çerçevelere Demirkubuz filmlerinde de rastlarız. Kullanageldiği bir imge olan televizyon ve kimi karakterlerin çerçeve içindeki fotoğrafları da örneklere dahil edilebilir.
Bulantı’da ise farklı ve yenilikçi bir çerçeve ile karşılaşıyoruz: öyle bir yerden bakıyoruz ki, karakterler evlerde, apartman boşluklarında, asansörlerde, duvarların kapı aralıklarının, kolonların arasında büyük oranda sıkıştırılarak, sadece ‘kıstırılma’ veya ‘yalıtılma’dan ibaret olmayan, yeni okunabilir imgeler veriyorlar. Sözkonusu imgelerin bir önemli özelliği de fotografik olmamaları: Bunlar sinematografik imgeler ve film üzerinde çok yönlü niteliksel belirlenimler oluşturuyorlar.
Birçok önemli filmin, içerdiği her şeyin bir mıknatıs tarafından çekilip toplandığı özel bir planı, çerçevesi veya anı olur. Bulantı için bu an, alabildiğine loş bir ışıkta uzanan Ahmet’in, perdeyi enlemesine kat ederek hatları ile bir kontur çizgisi oluşturan yüzüdür.
(1) Kader:Zeki Demirkubuz, S:122, Dost Yayınevi (2) (3) Bakış ve Ses, Pascal Bonitzer, s: 88, YKY (4) Hareket İmge, Gilles Deleuze, s: 28, Norgunk
Zeki Demirkubuz Selanik’te : 57. Selanik Uluslararası Film Festivali’nin Balkanlar’a Bakış bölümü bu yıl yaratıcı yönetmen Zeki Demirkubuz’un toplu gösterimini düzenliyor. Demirkubuz filmlerinin gösterimlerine katılmak üzere Selanik’e geldi. http://www.haberdex.com/sanat/Zeki-Demirkubuz-Selanik-te/76392?kaynak=feeds
57. Selanik Uluslararası Film Festivali’nde Zeki Demirkubuz Rüzgarı! : Türk sinema tarihinin en önemli yönetmenleri arasında gösterilen Zeki Demirkubuz Yunanistan’da!>> Haberi oku | on Beyazperde - 29 Ekim 2016 Cumartesi http://www.haberdex.com/sanat/57-Selanik-Uluslararasi-Film-Festivali-nde-Zeki-Demirkubuz-Ruzgari-/59621?kaynak=feeds
Zeki Demirkubuz un Bulantı sından İlk Fragman!
Zeki Demirkubuz un Bulantı sından İlk Fragman!
1994 yılında ilk olarak “C Blok” filmiyle beyazperdede adını duyuran Zeki Demirkubuz, sonrasında çektiği filmlerle Türk sinemasına seviye atlatan yönetmenlerden biri olmuştu. Son filmi “Bulantı”yla yine kendine has sinema diliyle bizlere Ahmet’in hayatını anlatan Demirkubuz, tıpkı “Bekleme Odası”nda olduğu gibi bu filmin başrolünde de kendisi oynuyor.
Bir dönem dizi sektörüne de el atan yönetmen;…
View On WordPress
Filmi ünlü kitapdan mı uyarlandı? Zeki Demirkubuz açıkladı!
Filmi ünlü kitapdan mı uyarlandı? Zeki Demirkubuz açıkladı!
Masumiyet’, ‘Kader’, ‘Kıskanmak’, ‘Yeraltı’ gibi filmleriyle tanınan ünlü yönetmen Zeki Demirkubuz son filmi ‘Bulantı’yla ilgili bir açıklama yaptı.
Demirkubuz, filmin Jean-Paul Sartre’ın ünlü romanı ‘Bulantı’dan uyarlanıp uyarlanmadığı ile ilgili haberlere şu sözlerle açıklık getirdi:
Filmin konusu ya da temasının Jean-Paul Sartre’ın ünlü romanı Bulantı’yla bir ilgisi yoktur; ama şöyle bir bağı…
View On WordPress
Zeki Demirkubuz un yeni filmi ünlü kitaptan mı uyarlandı?
Zeki Demirkubuz un yeni filmi ünlü kitaptan mı uyarlandı?
Masumiyet’, ‘Kader’, ‘Kıskanmak’, ‘Yeraltı’ gibi filmleriyle tanınan ünlü yönetmen Zeki Demirkubuz son filmi ‘Bulantı’yla ilgili bir açıklama yaptı.Demirkubuz, filmin Jean-Paul Sartre’ın ünlü romanı ‘Bulantı’dan uyarlanıp uyarlanmadığı ile ilgili haberlere şu sözlerle açıklık getirdi:Filmin konusu ya da temasının Jean-Paul Sartre’ın ünlü romanı Bulantı’yla bir ilgisi yoktur; ama şöyle bir bağı…
View On WordPress