Bugün, sanki hayat nefesini tutmuş da bana bir cümle söyleyecekmiş gibi. İçimde garip bir sessizlik var. Ne umut tam anlamıyla yaşıyor, ne de korku susuyor. İnsan bazen bir günün, koskoca bir ömrün ağırlığını taşıyabileceğini böyle anlarda anlıyor.
seen from China
seen from Canada

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Brazil
seen from South Africa

seen from Russia
seen from Australia

seen from Australia

seen from Italy
seen from China

seen from United States

seen from Netherlands

seen from United States
seen from China
seen from United States

seen from Vietnam
seen from United States
Bugün, sanki hayat nefesini tutmuş da bana bir cümle söyleyecekmiş gibi. İçimde garip bir sessizlik var. Ne umut tam anlamıyla yaşıyor, ne de korku susuyor. İnsan bazen bir günün, koskoca bir ömrün ağırlığını taşıyabileceğini böyle anlarda anlıyor.
Bazı günler hayatın sesini kısmak istiyorum. Kimse konuşmasın, hiçbir şey benden bir cevap beklemesin. Sadece pencereye vuran rüzgâr kalsın ve içimde yıllardır adını koyamadığım o boşluk… İnsan bazen mutsuz olduğu için değil, çok uzun zamandır güçlü durduğu için yoruluyor. Sonra gece oluyor. Herkes uyuyor. Bir tek insanın içinde susturamadığı düşünceler uyanık kalıyor.
Ay yine penceremde,
ben yine kendimden kaçacak bir şarkı arıyorum.
Belki bir gün bütün bu sessizlik
bir melodiye dönüşür de
kimseye anlatamadığım her şey
yalnızca birkaç nota ile anlaşılır.
O zamana kadar
beni soran olursa söyle;
bir şarkının en hüzünlü yerinde
kendimi dinliyorum.
Bu şehir beni yavaş yavaş tüketti.
Sokak lambaları bile benden daha umutlu yanıyor.
Kulaklığımda aynı şarkı,
kalbimde aynı boşluk,
ve her gece tekrar eden o düşünce:
“Bazı insanlar yaşamak için değil,
sadece günleri geçirmek için uyanıyor galiba.”
Bazı insanlar hayatımıza kalmak için değil, bize kendimizden bir parça göstermek için gelir. Kimi bir anı bırakır, kimi bir ders, kimi ise sadece bir soru işareti.Ama her karşılaşma, insanın kendi hikâyesinde küçük bir iz bırakır.
Hayatın en garip yanı, hiçbir şeyin sonsuza kadar sürmemesi. Ne güzel anlar kalıcı, ne de zor zamanlar.Belki de bu yüzden insan her şeye rağmen yürümeye devam eder; çünkü her bitiş, fark etmeden yeni bir başlangıcın kapısını aralar.
Bedenim yatağa sığmayacak kadar yorgun, ruhum ise taşıyamayacağı kadar ağır. Günler birbirinin aynısı gibi geçiyor; gözlerim kapanıyor ama içimdeki bitkinlik hiç dinmiyor. Sanki hayatın bütün sesleri üzerime çökmüş, ben sadece biraz sessizlik arıyorum.
Artık hiçbir şeyin peşinden koşacak gücüm yok. Sanki ruhum çok uzun zamandır aynı yerde oturuyor ve bedenim onu sürükleyerek yaşamaya çalışıyor. Yoruldum; insanlardan değil sadece, hayattan da biraz.