var mıdır kendi derdini anlatarak benim derdimi unutturacak?

seen from China
seen from Germany
seen from Egypt

seen from T1

seen from Romania

seen from Malaysia
seen from T1

seen from United States
seen from South Korea
seen from United States

seen from United States
seen from China
seen from United Kingdom

seen from United States
seen from United States
seen from Germany
seen from China

seen from Japan

seen from United States
seen from China
var mıdır kendi derdini anlatarak benim derdimi unutturacak?
"Gerçeği gördüm, hayalime küstüm"
biliyormusunuz artk gemiş anılarm o kadar beni skmaya başladıki sanki birileri penşleriyle boğazımı sıkıyor ve ben zorla nefes almaya çalışıyorum bazen oluyor en mutlu anm bir anda bir şey aklima geliyor öyle hüzünleniyorumki tüm gün öyle dolaşıyorum birisine anlataym rahatlaym anlatacak kimsem yk eşyalara anlataym diyorm deli saniyorlar yanlz kalaym diyorum yanlz kalack biryer yk gece huzr bulaym diyorum o kadar baskicilarki uyamk kalmama bile izn vermiyorlr soyleyn bn ne yapaym haa
Mektup'tan Hayatlar.. - Bölüm 1 (on Wattpad) https://my.w.tt/qLjPz0u0kQ Bir dergide köşe yazarı olan Bilge hınzır, çalışkan, yardımsever, paylaşmayı seven, okumaya yazmaya aşık biridir. Tamamen tesadüfi bir şekilde başlayan "mektup" köşesinde hayatına dahil olan bir çok insanın sessizliğine ses oluyor ve onlara yalnız olmadıklarını hatırlatıyor. Köşesinde birbirinden bağımsız karakterleri ağırlayan Bilge, belki de hayatı boyunca hiç yaşayamayacağı deneyimleri mektuplar vasıtası ile hayatına dokunduğu insanlarla birlikte yaşıyor ve o insanların tecrübelerinden nemalanma fırsatı buluyordur. İşine tutkuyla bağlı olan Bilge için bu durum hem çok eğlenceli, hem de bir o kadar yorucudur. Ama o bir gün bile bundan şikayet etmez çünkü mektup arkadaşları artık onun ailesi gibi olmuştur. Her hafta bambaşka olayların içine çekilirken bulur kendini hal böyle olunca da bitmek bilmeyen hareketli bir temponun getirisiyle kendi hayatını da idame ettirmeye çalışır. Bilge'yle birlikte mektup'tan hayatlara tanıklık etmek, yaşanılanlardan kendinizden de izler bulabileceğiniz bol maceralı mektup serüvenine sizler de dahil olmak ister misiniz? Buyurun o halde hikayemiz yeni başlıyor :) Not: Okuyan arkadaşlar bölümlere yorumlarını katarak fikirlerini paylaşırlarsa çok sevinirim. Birlikte üretelim, birlikte okuyup, birlikte eğlenelim ne dersiniz? Var mısınız? :)
Yeni yazılarımı, öykülerimi, hikayelerimi merak eden arkadaşlar wattpad’den ulaşabilir. Desteklerinizi ihmal etmezseniz çok mutlu edersiniz, şimdiden herkese keyifli okumalar dilerim..
Memleket Günlüğü
Icimde tuttugumu bir dost kuytusu bulup doktugumdeki yaşadığım, tarifsiz bir mutluluk. Saati, oturdugumuz mekani, tum dis dunyayi umursamaksizin kendimi anlatip, binbir hevesle karsiyi dinlerken buluyorum kendimi. Bir insanı cok tanimak, cok bilmek, aranizda emek emek ordugunuz yillarin olmasi ne guzel bir sey. Not: Bir sevgi buyuyor icimde. Paylastikca yerlesen, kendini bulan, cogalan.
Anlatmak
Bizim evde adettendir. Buyuk bir huzun, aci varsa ortada sorulmaz. Derdi olan, mutfak saatinde kendiliginden dokuverir. Ben bir haftadir susuyorum. Adindan kaciyor, kendi kendime dolaniyorum. Gun sonunda kendimizi once yemege sonra temizlige verip stresli bir gunu devirmisiz. Ellerim camasirsuyu kokarken, sanki icimden saatlerdir anlattigim bir hikayeye dalar gibi senden bahsetmeye basliyorum. Kendi hislerimi yine pas geciyorum. Aslinda anlatma hakkini kendime vermiyorum bu konuda. Hem zaten hayat da bana bir eyleme gecme, hatta uzerine dusunme hakki bile vermezken, haddimi asip icimde tutugumu dokuyorum dilimden sonrasinda. "Gelse yine krep yapardım ona. Sevmisti degil mi? Ne guzel yiyordu. O kahvalti ediyor, ben onu izliyordum. Yuzumdeki gülümseme kendim kahvalti etsem o denli icten olamazdi biliyor musun? Hem gelse.. (Ne diyorum ben hay allahim.) Ama gelse mutfakta oturamazdi uzun soluklu. Camasir makinesinin donmesine takilir, ocaktaki cayin kaynamasi onu huzursuz ederdi. (Ederdi de bize ne ki simdi bundan?) Biliyor musun tatliyi pek sevmezmis. Tatli hic sevilmez mi? Isterdim tabi, serdigim temiz carsaflarda uyusun bir -bu- gece. Sabah nasil uyanir o, hic bilemeyecegim. (Bir yabancinin nasil uyuyup uyandigindan bize ne?) Sanirim, ozluyorum (Ne garip)." Guzel, biraz huzunlu bir hikaye anlatmisim gibi bakisiyoruz. O caylari tazeliyor, ben sigara yakiyorum. -Ondan baska pek kimsenin yakalayamadigi şekilde- ellerim titriyor gizliden gizliye. Ben susuyorum, dert ortagim; " Bir bahar aksami degildi. Kara kışın ortasiydi rastlasmaniz." diyor, gulusuyoruz. "O gun evden hic cikmamaliydim."diyorum. Icimden inanmadan soyledigim realist olma cabasiyla sarfedilmis bir soz. O gun tum solgun, hasta halime, sessizligime ragmen; iyi ki..
sen iyisin!
oturmuş denizin kokusuna doğru, kırmızılaniyor dertlesiyorken... akıllar havada ucusuyorken... diyorsun ya: "ben yapamıyorum ama sen yaparsın"... nerden çıkarıyorsun ki senden daha iyi oldugumu? kimin kimseden daha iyi olduğunu nerden çıkarabiliriz ki?