Felsefe tarihinde sorunu yöntemde görüyor. Akıl doğru işletilmiyor. Yöntemsel Kuşkuculuğu geliştiriyor. Doğru bildiği her şeyi çöpe atıyor. Belki de kötü niyetli bir cin beni kandırıyor diyerek her şeyi şüpheye dahil ediyor. Her şeyden şüphe edebilirim ama şüphe ettiğimden şüphe edemem diyor. Ortada bir düşünce varsa o düşünen de vardır. "Düşünüyorum öyleyse varım" diyor. Sonlu bir varlık, sonsuz bir varlığın fikrine kendi kendine ulaşamaz diyerek Tanrı fikrine ulaşıyor. Tanrının iyi olması gerektiğine inanıyor. Tanrı dış dünyanın bir anlamda sigortası oluyor. Mutlak töz olarak Tanrı'yı kabul eder. Yaratılmış evreni iki ayrı töze, ruh ve beden olarak ikiye ayırır. Buna töz dualizmi denir. Beden yer kaplar ama düşünemez. Ruh ise sadece düşünüyor. Uzayda yer kaplamaz. Ruh ve beden etkileşimi için kozalaksı bezi gösteriyor.