Yakın tarihimizde birçok küresel tehditle karşılaştık. Nükleer bir savaşın kapısından döndük, 11 Eylül’ü ve birçok terör saldırısını gördük. Gözümüzün önünde iç savaşlar yaşandı. Devletlerin yıkılışlarına, işgal edilmelerine tanık olduk. Milyonlarca insanın ümitsizce ülkelerini terk edişlerini izledik. Bu tehditlerin her birinin devletin varlığıyla veya yokluğuyla yapılabilecek bir açıklaması olabilir. Mesela, Küba Füze Krizi’ni devletler arası dibi olmayan rekabetin bir zirvesi olarak ele alabiliriz. 11 Eylül ve ulus aşırı terörizmi, Ortadoğu’da zayıflayan devlet kapasitesinin ve dışlayıcı rejim tipinin bir sonucu olarak görebiliriz. İç savaşları, savaşan grupların devlet olma arzusu ve aralarındaki egemenlik kurma çatışması ile açıklayabiliriz. Milyonlarca sığınmacıyı, çöken devlet otoritesinin sonucu olarak görebilir, geri kalmış ülke hükûmetlerinin yönetim başarısızlığından bahsedebiliriz.