yaşamak çarpısı derlerdi buna, yaşamak çarpıntısı. ne acelemiz vardı? kime kavuşacaktık? yokuşu göze almak mı? niçin? bir geçit nereye açılmak için gerekti bize? susmak bilmiyordu tepemizde ses, saklı ve açık: tamamla çabuk! çabuk bitir! hadisene! sese bühtan etmedi aramızdan hiçbiri değil mi ki hepimiz işaretli ve yarım dünyaya sarkık.









