seen from China
seen from United States
seen from United Kingdom
seen from United Kingdom

seen from Canada

seen from United States
seen from Austria

seen from United Kingdom
seen from Syria

seen from United Kingdom

seen from Syria

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States
seen from Spain

seen from United Kingdom

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Türkiye
seen from Russia
dinginlik ruha şifadır 🦢🌱
küçük bir çevre, sade bir hayat, dingin bir zihin, telaşsız bir yaşam, mutlu bir kalp.
Sessizliğin Fısıltıları: Kendine Açılan Kapı
Düşünceler ne zaman kelimelere ihtiyaç duyar? Ve kelimeler ne zaman sessizliğe yenik düşer? Bazen bir bakış, binlerce sözcüğün taşıyamadığı bir anlamı taşır. Sessizlik, bir boşluk değil; aksine, anlatılanlarla anlatılamayanlar arasında kurulan ince bir köprüdür.
Sessizlik, bir arayış değil midir aslında? Sözcüklerden yorulan bir zihnin huzura kavuşma çabası... Belki de insan, en derin sorularının cevabını sessizlikte bulur. Gürültünün arasında kaybolan iç sesimiz, sessizliğin dinginliğinde yeniden kendini hatırlatır.
Sessizlik, iki insan arasında kurulan görünmez bir bağdır. Sözcüklere gerek duymadan anlaşabilmek, duyguların kelimelere ihtiyaç duymadan paylaşılabilmesidir. Bazen bir dostun yanında oturup hiçbir şey söylemeden geçirilen bir zaman, saatlerce yapılan bir konuşmadan daha derin bir anlam taşır. Çünkü sessizlik, samimiyeti sınar ve ruhların dilini açığa çıkarır.
Peki ya hayatımızda sessizliğe ne kadar yer veriyoruz? Sürekli bir şeyleri açıklama, doldurma ve gürültü yaratma çabamız, bizi sessizlikten ve dolayısıyla kendimizden uzaklaştırıyor mu? Belki de sessizlikten korkuyoruz; çünkü sessizlik, yüzleşmeyi gerektirir. O yüzleşmenin içinde kim olduğumuz, neleri sakladığımız ve hangi hayallerimizi unuttuğumuz gizlidir.
Bir an için dur ve düşün: En son ne zaman sessizliğin içinde kayboldun? Doğanın sesini, nefes alışlarını ya da kalbinin ritmini fark ettin mi? Sessizlik, evrenin ve bizim içimizde yankılanan bir melodidir. Bizi konuşmaktan uzaklaştırıp dinlemeye davet eder.
Bir gün, hayatın tüm gürültüsünden kaçıp sadece sessizliği dinlemeyi dene. Kim bilir, belki orada yalnızca huzuru değil, kaybolduğunu sandığın bir parçanı da bulursun. Çünkü sessizlik, sadece susmak değil, aynı zamanda içsel yolculuğa açılan kapıdır.
Sessizlikten korkma; çünkü bazen en derin cevaplar, hiçbir sesin olmadığı yerde saklıdır.
Buralardan giderken huzursuzdum. Yorgun ve dermansız. Her şey içimi sıkıyordu. Hiçbir şeye tahammülüm kalmamıştı. Yılların birikimini bir seferde sildim. Giyotinden düşen bir baş gibi. Gerçekten ölümden sonra göz kırpıyor mu insan? Hayır. Yargılıyorum: Lavoisier yanıldı! Bunun için kimseye kızamam. Yanlış tercihler, kişinin sorumluluğunda. Her şey benim heybemde. Aşağıya düşmek de göğe yükselmek de. Şimdi denizcilerin yüzeyde kalmak için neden yük attıklarını anlıyorum. Ama hayır, bu, “Her koyun kendi bacağından asılır.” gibi bir liberalizm değil. Hümanizm bu: Her insan doğrularını ve yanlışlarını kabul etmeli. Biz zıtlıklarımızla varız.
ARA: D İ N G İ N L İ K
Aslında hayatımda çok şey değişmedi. Bazı insanları sildim. Şiirlerimi de. Henüz başladığım romanımı da… Ama yenilerini de kattım. Evet, iş konusunda yoğunluk aynı yoğunluk. İşini yap. Yazını yaz. Yayına çık. Yenilerini ekledim: Şimdi bir kitap yazmaya başladım. Akşamlarım dolu. Arkadaşlarımla daha fazla vakit geçiriyorum. Daha üretkenim. Yapılacaklar listeme tek tek çizik.
D Ö N Ü Ş
Buradayım. Şimdi işlerimi bitireceğim. Canlı yayına çıkacağım. Evime gideceğim. O kapıyı açacak. Beni öpecek, soyacak. Belki yemek yiyeceğiz. Belki sevişeceğiz. Onu yatakta bırakıp, uykumdan çalıp yazacağım. Daha çok. Daha fazla. Niye döndüm? 360 derecelik bir daire mi çizdim? Aynı mı kalmak istedim? Hayır. İçimde müthiş bir yazma duygusu var. Kalemimden taşanları, Bilgisayarıma sığmayanları, Beklemeye gerek olmayanları… Yazacağım… Aç bir kurt gibiyim… Yorulmayacağım ve doymayacağım… Görsel: Ludwig Fahrenkrog, Işığın Karanlık Karşısındaki Zaferi, 1896
Günaydıınlaar. ☀️🦋🌻 Sakin ve dingin ama içimize sığmayan enerjimizi hissedeliim. Rüyalarda bile gördüğümüz ve hayallerle rüyaların birleştiği anda bütünüyle saf ve temiz bir şekilde bütün dikkatimizle her şeyden özgürleşerek burada var olduğumuzu bildiğimiz kıymetli sonsuzluk vaktindeyiz.