Fil uçurana bile tamam diyorum artık .
O kadar uğraşasım yok..

seen from Japan

seen from United States

seen from Germany
seen from South Africa
seen from Lithuania
seen from China
seen from Romania
seen from Germany
seen from United States

seen from United States

seen from China

seen from Lithuania
seen from Russia
seen from United States

seen from United States

seen from United Kingdom
seen from Malaysia
seen from Portugal
seen from Belgium
seen from United States
Fil uçurana bile tamam diyorum artık .
O kadar uğraşasım yok..
her şey o kadar derin ve anlamlı olmak zorunda değil.
hayatına her giren,sonsuza dek kalmak zorunda değil.
mutluluk aslında her şey tamam oldugunda gelen bir promosyon değil.
her arkadaşlık,dostluk olmak zorunda değil.
bazı şeyler analiz edilmez,sorgulanmaz, sadece yaşanır. insanın hayatta yüzeysel etkileşimlere,havadan sudan sohbet etmeye, kötü bir espriye gülmeye de ihtiyacı vardır,sadece spor,ders,kurs konuştuğu, hayatına tam dahil olmayan insanlara da. hatta insanın sonsuza dek sürecek muazzam bir aşk hikayesine de ihtiyacı yoktur. çünkü her deneyim bir öğrenme sürecidir.
çektiğin acı ya da hisler gerçek olsun diye o yarayı kanatmana gerek yok,hayatta çoğu şey anlamsız ve zannettiğin kadar derin değil.
Evet, belki tam olarak şu an kendimin elinden sıkıca tutup o yerden yeniden kaldırmalıyım kendimi, sıkıca sarılmalıyım o dağılmış, hırpalanmış ve çok korkmuş hâlime. Ancak omzumda bu kadar fazla yük varken, çokça yaralıyken; yol bu kadar uzak ve tehlikelerle doluyken nasıl mümkün olabilir ki?
'sahafçı abiyle çok güzel sohbet ettik, Platon’dan Aristoteles’e, Aristoteles’ten İbrahim Kalın’a, İbrahim Kalın’dan Stefan Zweig’e, oradan Farabi’ye vesaire derken abim bana sonunda şey dedi; ‘yanlış anlama kızım ama senin kötülüğünde evlenemeyecek olman’ dedi. ‘senin gibi okuyan, düşünen kızların ufku açık, düşünceleri yerli oluyor; beklentileri mal mülk olmayınca erkekler karşılayamaz oluyor’ dedi.. üzdü. bunun gerçekliğinin pek tabii farkındayım ama duymak başka oldu ki.. abime de dedim ‘napalım abi, ben de kitaplardan devam ederim o halde’ dedim. gülümsedi. artık o benim sahafçım arkadaşlar, her istanbul’a gelişimde bu abimi ziyaret edeceğim kesin.
Umutları tükenmiş ve dinlenmeyen bir insan da ölmüş sayılır. Siz yaşıyor mu sandınız?
Derince, İzmit. Türkiye
Karanlığımın kuytularında yürürken;
Yapayalnız, köhne evler...
Buğulu bir ses, is kokulu;
Sarar etrafımı, duymazlıktan gelirim.