Yeşil Yol Projesi, Doğu Karadeniz’de turizmi arttırmayı ve tercih edilir bir yer olmasını hedefliyor olsa dahi insanların deniz seviyesinin çok üstündeki “şehirlere” gitmeyi değil, oradaki doğal yaşamı seyretmeyi amaçladığını ıskalar vaziyette, daha çevreci bir tutum ile var olan yolların ıslahının yöre halkı için daha kabul edilebilir olmasının yanı sıra geri döndürülemez çevre felaketlerine sebep olmaması açısından daha uygun olacaktır. Projenin kamusal yarar açısından sağlıksız olduğunu düşünüyorum. Kamu yalnızca olası geliri ve elde edilecek parayı değil aynı zamanda korunması gereken ve kanun ve yasalarla koruyacağı sözünü verdiği doğayı korumak, onun dengesini gözeterek kararlar vermek zorundadır. WWF’nin “Yeşil Yol Karadeniz’i yoldan çıkaracak” başlıklı yazısındaki bu kısım çevresel açıdan değer konusunda açıklayıcı olacaktır:
“Türkiye’nin Doğu Karadeniz Bölgesi’ni de içine alan Kafkasya, WWF’in belirlediği 200 Küresel Ekolojik Bölge arasında yer alıyor. Bölge aynı zamanda, yeryüzünün en zengin biyolojik çeşitliliğine sahip, ancak tehdit altındaki 35 “sıcak nokta”sından biri. Karadeniz’in sarp coğrafyasında yüzlerce kilometre uzunluğunda ve onlarca metre genişliğinde bir yol ağı açmak, devasa kazı ve dolgularla hektarlarca orman arazisi, mera ve binlerce ağacın yok olmasına neden olacak. Rize’deki Ayder Yaylası, Trabzon’daki Uzungöl ve bölgedeki HES projeleri için açılan yollar bunun en bilinen örnekleri. Doğal yaşam alanlarının yol ağlarıyla ve turistik tesislerin başı çektiği yerleşim bölgeleriyle parçalara bölünmesi de başta büyük memeliler gibi geniş alanlara ihtiyaç duyan yaban hayvanlarının ve kuşların yaşamını tehdit edecek. Hayvanların üremeleri, doğal alanlar arasında geçiş yapmaları, beslenme ve barınma alanları bulmaları zorlaşacak, insanlarla çatışmaları artacaktır.”
Yerel halkın gelirden pay alacağı ve bölgeyi kalkındıracağı söylenen bu projenin es geçtiği noktalardan birisi ise tarım ve hayvancılığa olan zararıdır. Yaylalardaki yabani yaşamın taciz edilmesi yabani hayatın hayvancılık yapan halkın, hayvanlarına saldırmak zorunda bırakılması anlamına da gelmektedir bunun yanısıra yabani hayat insan yerleşim yerlerine de yemek bulmak için giderek daha çok inmektedir. Turizm gelirlerini arttırmak amacıyla yapılan bu proje, aynı zamanda bölgede yaylacılık faaliyetlerini bitirmekte, yaylacılık kültürünü tehdit altına atmaktadır. Daha önce basında karşımıza çıkan “Ayder yaylasında ineklere trafik cezası kesildi” gibi haberler durumun absürtlüğünü göstermek yeterli olacaktır.
Yerel halkın bu projeden gelir elde edileceği söylense de yaylaları turizme açmak aynı zamanda büyük sermaye sahiplerinin buraya gelmesine dolayısıyla da yerel halkı yutmasına sebep olacaktır ya da yaylalarda hak sahibi insanların bazısının turizm alanına kayması ve turizminde -yukarıda söylediğimiz gibi- hayvancılık kültürüne vereceği zarardan dolayı bölge halkında bir kesim zenginleşirken diğer kesim gelir kapısını kaybedecek ve fakirleşecektir. Ayder örneğinde olduğu gibi diğer yaylalarda da bunun olması aslında uzun vadede yaylaların kendisine çekme etkisi olan doğal güzellikleri kaybetmesine yol açarak, bölgeyi cazip bir yer olmaktan çıkaracaktır.
Milli parklar tarafından koruma altına olan alanlarda, kuralların sıkı olmasına rağmen adeta arkasından dolaşılarak çalışmalar yapılmış, proje ÇED raporundan kaçınılmak için 15-20kmlik etütlere bölünerek yapılmıştır. Aynı zamanda bu bölünme hukuki açıdan da hukukçuları zorluyor çünkü her bir idari işlemi ayrı ayrı dava etmek gerekiyor.
Eski DOKAP Başkanı Ekrem Yüce “Devlet ÇED raporundan kaçınmak için yasanın arkasından dolanıyor” sorusuna:
“Sorunuzla, yaptığımız iş arasında bağlantı kurmakta güçlük çekiyorum. Öyle bir hesabımız yok. Bu işi yapan devlet. Kuralı koyan da devlet. Arkasından dolaşmasının ne anlamı var?” diyerek yanıt vermişti.
Sonuç olarak, Yeşil Yol Projesi’nin çevresel açıdan problemli olduğunu, sonucunda bilirkişi raporlarında belirtildiği gibi geri döndürülemez sorunlara yol açacağı yaylaların doğal yapısını olumsuz etkileyeceği kanısındayım. Doğayı ve yeşili korumanın turizm gelirlerinden daha kıymetli olduğu açıktır.











