Duyulmak...
Duyulmak... Ne kadar kolay bir kelime değil mi aslında? Tek kelime, üç hece ve sekiz harf. İşte benim hayatımı bu sekiz harfli ve üç heceden oluşan kelime tanımlıyor. Bu zamana kadar hiç duyulmak istemedim. Görülmek istemedim. Bu dünyada görünmez olup sadece hayatta nelerin nasıl gittiğini gözlemlemek istedim. Belki de bu benim için bir koruma mekanizmasıydı, bilmiyorum. Zamanında çokça dışlanmış bir insanın görülmek istemesi de bir hayli saçma olurdu zaten. İçinizde yaşadığınız şeyleri kimse bilmez, duymaz, görmez. Her şeyi içine atmak nasıl bir duygu iyi bilirim. Herkesten saklanmak, duygularını gizlemek. Ama ben bir şey fark ettim. Ben artık kaçmak istemiyorum. Saklanmak istemiyorum. Kendim olmak istiyorum. Herkese, her şeye rağmen. Bu zamana kadar duyulmak istemeyen ben şimdi duyulmak istiyordum. Delicesine bağırmak ve “Ben buradayım!” diye duyurmak istiyorum dünyaya. “Beni alt edemedin dünya! Ben buradayım. Her şeye rağmen duyulmak ve görülmek istiyorum!” Sesimi duyurmak istiyorum. Artık kendi kendime değil, kendi iç sesimle değil, beni anlayan insanlarla konuşmak istiyorum. Kendimi insanlara anlatmak istiyorum. Siz de sıkılmadınız mı? Duyulmak istemeyenler size sesleniyorum! Artık duyulma vakti gelmedi mi?















