ferdâ senin; senin bu teceddüd, bu inkılâb... her şey senin değil mi ki zâten?.. sen, ey şebâb,
bir ufk-ı i'tilâ açılır, yükselir hayât; yükselmeyen düşer: ya terakkî, ya inhitat!
tevfik fikret - ferdâ
seen from China

seen from United Kingdom

seen from Italy
seen from Germany
seen from Türkiye
seen from Japan
seen from Brazil
seen from Algeria

seen from United Kingdom
seen from Brazil

seen from Italy
seen from Türkiye
seen from Russia
seen from Yemen

seen from Saudi Arabia

seen from Italy
seen from Netherlands
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from Yemen
ferdâ senin; senin bu teceddüd, bu inkılâb... her şey senin değil mi ki zâten?.. sen, ey şebâb,
bir ufk-ı i'tilâ açılır, yükselir hayât; yükselmeyen düşer: ya terakkî, ya inhitat!
tevfik fikret - ferdâ
İnsan hiç beklenmedik bir anda, ıssız, kimsesiz bir yerde biriyle karşılaşır ve onunla yaptığı iç ısıtan sıcacık söyleşi, yolculuklarında başından geçen bütün tatsızlıkları, geçit vermeyen yolları, geceyi geçirebileceği bir yerinin olmadığı anların tedirginliğini, insanların yalancılıklarını, düzenbazlıkları unutturuverir; o akşam o söyleşi bir daha hiç çıkmayacak biçimde zihnine kazınır.
Nikolay Vasilyeviç Gogol
Beyti Engin'in sesinden ''Ah Muhsin Ünlü - Resulullahla benim aramdaki farklar'' şiiri
resulullah süper bir insandı, ben o kadar değilim, resulullah yolda ebu bekir’i görse ‘es selamu aleyküm ya sıddık’ derdi, ben yolda ebu bekir’i görsem tanımam. resulullah asla yalan söylemezdi; ben annem ölürken hiç ağlamadım. ben annem ölürken çok ağladım çünkü annem gırtlağından hırıltılar çıkarırken nasıl terliyordu, görmeliydiniz.
resulullah azrail’i yolda görse tanırdı; ben azrail’i annemin yanında görseydim ona bir çift lafım olurdu, derdim ki şimdi yani af edersin ama o sıktığın annemin gırtlağı.
resulullah olsa ona bunları söylesem o bana gülümserdi; o bana gülümserdi ben ona derdim ki, anam babam yoluna feda olsun ey allah’ın resulü; fakat şu koca melek, annemin gırtlağını sıkıyor, bir şeyler yapamaz mıyız?
resulullah orada olsaydı annemin elini tutardı derdi ki ‘kızım ha gayret! ’; ben orada olsaydım annemin elini tutardım ve derdim ki ‘anneciğim ölmesen…’
ben oradaydım annemin elini tuttum ve dedim ki ‘anneciğim seni ben…’; annem döndü bana bir baktı o bakışı görmeliydiniz
resulullah o bakışı görseydi merhametten ağlardı; ben o bakışı gördüm haşyetten bayılacaktım ama annem elimden tuttu.
ne tuhaf, anneler ölürken bile çocuklarının
anneler ölürken bile çocuklarının ellerini bırakmıyor ne tuhaf…
resulullah çok şanslı bir insan annesi öldüğünde o küçücüktü; benim annem öldüğünde ben küçücük değildim, zaten şanslı birisi de değilimdir, filmlerim iş yapmaz.
annem daha yeni öldü fazla uzaklaşmış olamaz!
olamaz dedim annem son nefesini alıp da vermeyince verse de ben alsam onu, içim ferahlasa, siz de görseniz resulullah tutsa annemin elinden birlikte geçseler çölü nasıl olsa resulullah da ölü annem de ölü.
Tadını çıkara çıkara Yudum yudum kederleniyorum...
Nazım Hikmet Ran
Trevanian
çoğal! değiş! tekrar ol! sebebim ol! kederli ömrümde...
Bithan Keskin - Dua
'kimse güneşin altında iltihaplanan kalbin ölmekte olduğuna inanmıyor'