Agacoren Haber
seen from United States
seen from United States
seen from China
seen from Brazil
seen from Russia
seen from Malaysia

seen from United States
seen from Russia
seen from China
seen from United States
seen from Russia

seen from United States
seen from China

seen from United States

seen from Norway

seen from United States

seen from United States
seen from China

seen from United States
seen from United States
Agacoren Haber
Herr Mannelig döneminin en yakışıklı ve en cesur şövalyelerindendir. Bunun yanında dinine düşkün bir Hristiyandır. İlk önceliği savaş ve vatandır. Onun için aşk sonradan gelir.
Bir gün trol kızı, bu genç şövalyeyi görür ve Bay Mannelig'e aşık olur. Uzun süreli bir sessizlikten sonra hislerini anlatmak ister. Herr Mannelig'i o kadar çok seviyordur ki onun için tüm sahip olduklarından vazgeçebilirdi. Sonunda genç şövalyenin karşısına çıkar ve ona evlenme teklifi eder.
"Herr Mannelig, Herr Mannelig benimle evlenir misin?"
Herr Mannelig bu teklifi kabul ederse trol insana dönüşecektir.
Genç şövalye, trol kızını üzmemek ve onu reddettiğini anlaması için susmayı tercih eder. Trol kızı tekrarlar:
"Herr Mannelig, Herr Mannelig benimle evlenir misin?"
Yeniden cevap alamayan trol kızı bu sefer ona verebileceği mükemmel hayattan bahseder. Dişi dağ trolü, Herr Mannelig’in evlenmeyi kabul etmesi karşılığında ona çeşitli hediyeler vermek ister.
Sırtına hiç eyer vurulmamış, gölgeli bahçede otlayan ve ağzında hiçbir şey olmayan 12 at,
Yeni, yıpranmamış, iğne veya tahtayla hiç dikilmemiş, beyaz tığ işi en parlak gömlek,
Taşları en kırmızı bakırdan yapılmış, çarkları gümüşle doldurulmuş, Tillö ve Ternö arasında on iki değirmen,
Her savaşında zafer getirecek, beraber savaşacakları on beş altın halka ile çınlayan bir kılıç.
Herr Mannelig trolün yüzüne bakarak onu Hristiyan bir kadın olmadığı için reddeder ve şöyle dedikten sonra arkasına bakmadan atını sürüp gider:
“Eğer Hristiyan bir kadın olsaydın,
Hediyelerini memnuniyetle kabul ederdim.
Ama biliyorum ki sen en kötü dağ trolüsün,
Necken'le* şeytanın tohumusun.”
Dağ trolü göz yaşlarına hâkim olamaz, acıdan ve hüzünden, titreyerek ve inleyerek koşarak kaçar. Şu sözler dökülür ağzından:
“Yakışıklı bir genç adama sahiptim ve o bana azap verdi.”
Mağarasına kaçan trol yaşadığı üzüntüyle öyle acı bir çığlık koparır ki bütün dağlar sarsılır ve ağaçlardaki bütün kuşlar uçar. Hatta acısına üzülen bazı kuşlar trolün yanına gider ve onunla birlikte ağlarlar, gözyaşını kimse dindiremez. Acımasız şövalye, köyüne döner ve bir süre sonra evlenir. Dağ trolü ise bu acı ile bir ömür geçirir.
Güzelliği bedenlerde değil, kalplerde aramanız dileğiyle…
Delibalın fazlası zehir..
Karşımdasın ama, bak yoksun burada.
Hatırla, kaybettiğin her şey gibi yabancı, bir korkak belki.
Böyle hatırla. Sarılıp kendine sıkıca, bu hayat benim değil de.
Beni biraz da böyle hatırla.
:))
Bir efsaneye göre;
Kırmızı iplik seni seçtim demenin en eski yolu
Ama bu bir hediye değil bu geri dönüşü olmayan bir söz. Bir kez bağlandığında artık başka birini sevsen bile hep eksik kalırsın.
O iplik sadece bir kişiye bağlanabilir. Eğer o kişide sizi severse iplik ruhunuzu ve kaderinizi bağlar. Ama sevmezse...
İplik her geçen gün sıkmaya başlar önce bileğini sonra kalbini.Ne kopar ne çözülür
Sadece şunu hatırlatır;
"Sen birini sevdin, o seni sevmedi. "
Bu yüzden insanlar artık iplik bağlamıyor
Ama bazıları hala taşıyor onu
Görünmeyen bir çizik gibi bileğinde
Unutulmamış bir acı gibi içinde...
Bildiğimiz bir çok karakter ve hikayenin, Binbir Gece Masalları'ndan çıktığını biliyor muydunuz ? Ali Baba Ve Kırk Haramiler, Denizci Sinbad, Keloğlan Masalları ve daha bir çok hikayeye, öyküye öncülük etmiş bir eserdir. Bir çok versiyonu, farklı farklı hikayeleri vardır. Aşk, gizem, kahramanlık, dostluk, korku, dini akla gelebilecek her türde hikayeler barındırır.
Kısaca konusu : Şehrazat adlı bir kadının, Şahriyar adındaki bir hükümdara gece gece masallar anlatması üzerine kurulu bir hikayeye dayanır. Bu hikayeler 1001 gece boyunca devam eder. Şahriyar, her gün bir kadınla evlenir ve sabaha karşı kadını öldürtür. Çünkü önceki karısı ona ihanet etmiştir. Bu böyle yıllarca devam ederken ülkede başka evlenecek kadın kalmaz ve vezirin kızı olan Şehrazat babasına hükümdarla evlenmek istediğini söyler. Babası korkup kabul etmek istemez ancak Şehrazat ısrar edip hükümdarla evlenir. Zekâsı ve hikaye anlatma yeteneğiyle, her gece bir masal anlatıp sabaha kadar sürdürür. Fakat masalın sonunda bir anda bırakıp sonunu ertesi geceye bırakır. Bu, Şahriyar’ın merakını uyandırır ve onu öldürmekten vazgeçirir. Şehrazat, her gece bir masal daha anlatarak yaşamını kurtarır ve sonunda hükümdar onu affeder ve yaptığı bu yanlıştan geri döner.
Binbir Gece Masalları ile ilgili bir ilginç olay ise masalların tamamının okuyanın öldüğü inancıdır. Masallar bu uyarıyla başlar ve buna inanan kişi sayısı da hiç de az değildir. İnanışa göre masalların tümünü okuyan kişi ölecektir yada diğer bir deyişle hiçbir ölümlü masalları bitiremeyecektir. Edebi yönden bakarsak aslında bu bir gerçektir. Çünkü masallar kendi içinde başlayıp bitmez, hep birbirleriyle bağlantılar vardır. Yani bir masalın geçtiği bir yer sonraki 10 masal sonra tekrar çıkabilir. Yani bir nevi hepsini okumaya ve yorumlamaya ömür yetmez anlamı da taşır. Kitap olarak tabiki okuyup bitirebilirsiniz ama o hikayelerin derinliği ve içindeki temalarla birleştirmek kitabı bitirseniz bile hikayenin bitmemesine sebep olur. Belki bu yüzden binlerce Keloğlan masalları, binlerce fakir balıkçı masalları, şişe içinde denizden çıkan cin teması uzar da uzar. Ben şahsen Binbir Gece Masallarını severim özellikle Denizci Sinbad favorilerimden biridir. Zibilyontane versiyonu olması da aslında okuyana iyi bir şey değil. Yani kötü ve sığ bir versiyonunu okursanız hemen sıkılıp bırakabilirsiniz. O yüzden Binbir Gece Masallarına ön yargıyla yaklaşmayın. Sizi de memnun edecek güzel hikayeler elbette vardır..
@kitapkontu