.farzet ki balıkmışız.
.bilmem nedendir bütün bu sorgulamalar, indirip kaldırıp yerinde duramamalar. bugün yine içimdeki sesler geceyi beklemiş başladılar bir cümbüşe. balık misali kıvrıla kıvrıla dolanıyorlar beynimin kıvrımlarında, bedenimde, biraz da yüreğimde. kıpır kıpır bir çocuk gibi oturamıyorum hiçbir yerde. zaten yerleşme hissini geçtim çoktan. bir de hayatın koşturmacasında kendi akışımı, yeni ilişkileri, duyguları izlemeye çalışmak varken bu kadar hareketin içinde gözlem yapmak epey bi meşakkatli.
.gitmeye meyilli yapım kadar bir de kaldığı yeri sahiplenen, insanlarla mekanlarla bağ kuran yapım var. her yeri “evim” bellemişken, insanları tanıyıp biraz daha keşf-i alemde iken azcık bir duraksadım. gezmelere ara verdim ama bu sefer bitmeyen yol kendi içimde başladı. arı misali çiçeklerden toplarken balımı biraz da kendime saklayasım var. kendimle kaldığım kadar başka birlikteliklerde kalasım var. yalnız ve özgür gezmeler kadar birlikte yolculuklarda öğrenesim, paylaşasım var. hayvan sürüleri gibi birlikte ve hala kendi patikasında yürümeyi öğrenmek bu sanki. balık gibi süzülmek suyun içinde, yanaşmak sevdiğine, uzaklaşıp biraz daha izlemek bütün akışı, sonra yeni balık canlara temas etmek ve oyunlar oynamak. bu kadar basit aslında. farzet ki balıkmışız, içindeymişiz ve sadece yüzüyormuşuz bir yere varma kaygısını kenara koyup.














