Senin getirdiğin yağmurla çiçeğimi suladım ben, tek bir fırtınada dalından kırılan...
- M.g.

seen from Serbia

seen from Italy
seen from Türkiye

seen from Italy
seen from United States
seen from United States
seen from Malaysia
seen from China
seen from United States
seen from Germany

seen from United States

seen from Malaysia
seen from China
seen from China
seen from Switzerland
seen from China

seen from Nigeria
seen from Japan

seen from United Kingdom

seen from United States
Senin getirdiğin yağmurla çiçeğimi suladım ben, tek bir fırtınada dalından kırılan...
- M.g.
Bu kalbim seni severken binlerce kez ölür
Asir (Mecazi)
yemin ederim bazen seni özlemek, varlığını özlemek burnumun direklerini sızlatıyor.
yeryüzünün bütün yağmurları üstlerine yağmış gibi pasparlak duran gözlerini düşünüyorum.
her zaman aydınlık duran çehreni, gülümseyen yüzünü, sen kahkaha atarken ortaya çıkan sol yanağındaki gamzeyi, ders çalışırken kalemi tutuşunu...
ve ondan sonra gece uzuyor benim için
Ben hiçbir zaman korkmadım yıldırımdan şimşekten. Ama yanımda sen olursan korkarmış gibi sana sarılırım, sana sığınırım. Şimdi sığınamadım, olsun.
- M.g.
Cennetin bu kadar yakınken beni cehenneminde yakıyorsun, Deirdre.
//Lacivert / Amber
Sahi kaç ömür sürer buluşmamız?
insan kendini tanımaya başladıkça kendisini kandıramıyor. mesela daha önce yaşanmış bir olay tekrar ettiğinde o tanıdık his sana ilerisiyle ilgili fikir veriyor aslında sen kendini ne kadar kandırsanda sonu biliyorsun. kabul edemiyorsun belki ama bu sadece sonu geciktiriyor biliyorsun. ve kendini tanıdıkça daha da çirkinleşiyor insan. o kötü yanlarını fark ettikçe. çocukken olan o masumiyeti özlüyorsun. ben mesela o saf sevgiyi çok özlüyorum. itiraf edeyim artık öyle saf sevgi besleyebildiğimi düşünmüyorum birine karşı. her şey giderek çirkinleşiyor ve insanlar sadece çıkarları ve de görüntüleri için birileriyle iyi oluyor-seviyor diyemiyorum sevgi bu değil çünkü- ben de kendimi bu olayların dışında tutamıyorum çoğu zaman. ben de henüz kendini tamamlayabilmiş biri değilim. olaylar çirkinleşmeye devam ediyor. büyüyorum. büyürken insanları yıkıp döküyorum çoğu zaman. mantığım ve kalbim arasında büyük bir savaş veriyorum. bu skor günlük olarak değişiyor. bi gün çok farklı bi kafayla uyanıyorum ertesi gün bakıyorum ordan çok uzaklaşmışım kendimi başka düşünceler içerisinde buluyorum ya da bir yazı okuyorum, müzik dinliyorum hemen gaza geliyorum bakıyorum yine katettiğim yoldan çıkmışım hatta çoğu zaman başa geri döndüğümü fark ediyorum ve bu konuda sürekli beynimi kandırmaya çalışıyorum. "bak sen şu an gayet güzel bir hayat yaşıyorsun yolundan çıkarsan üzülürsün" diyorum. sonra tabi diğer tarafım durur mu hemen şey diyor "ama sen bu hayatta yeterince mutlu değilsin, kendini kandırıyorsun ve ne kadar daha devam edeceksin bu duruma.cevap yok". kendi kendime yaptığım bu diyaloglar bazen sabaha kadar sürüyor sonunda hep bir taraf kazanmış oluyor ama mantık mı kalp mi? anlayacağınız o ki beynimi kandırma sürem 24 saati bile geçmiyor. bunu birileri okuyacakmış gibi yazıyorum fakat en çok kendim için yapıyorum bunu. düşünceler kafamdan çıkıp gittiğinde biraz daha iyi hissediyorum.
Büyük bir karmaşanın içerisindeyim. Dışardan sakin, suskun görünen bedenin içinde ne fırtınalar kopuyor kimsenin ruhu duymadan. Hırsım büyük. Öfkem çok kuvvetli. Kime karşı ? Neye karşı? Hiç bir fikrim yok. Sorguluyorum yaşadıklarımı. Galiba öfkelemin tek sebebi benim. Mutlu bir hayat kurmak isteyen ben elimden geldiğince mutsuzluğa odaklamışım kendimi. Neden peki ? Mutluluğun ne olduğunu bilmediğim için mi ? Bu zamana kadar yaşadığım ,aralarda yaşadığım ,o his neydi peki? Ben çok az insanın yanında mutlu olurdum ve şimdi hepsini kaybettim. Bunun tek sebebi benim. Kimseyi suçlamaya ne yüzüm var ne de cesaretim. Ben bir kişiye aşık olmuştum. Onu içimde yaşatmam gerekirken dışa vurdum. En büyük pişmanlığım bu şimdi. Ondan sonra kendimi başkalarını sevmeye odakladım. Başardım da. Ama en derinlerde o hep kalmış, yarası hep kanamış başka yaralara karışmış farkettirmemiş kendini. Kalbim hep böyle acıyacak mı peki? Durmadan kanayan bir yaraya mı sahip olacağım yoksa o gelip o yarayı kapatacak mı bilmiyorum. Tüm duygularımı bir kutuya kapadım kilitledim zincirlerle ,açıkta tek bir duygu bırakmışım farketmeden üzüntü… O kutuyu uzunca bir süre açamam ,açarsam her şeyi en baştan yaşarım. Cesaretim yok henüz o kutuyu açmaya. Üzüntüye gelirsek o üzüntünün üstünü gülücüklerle örtmeyi küçük yaşta öğrendim ben. Kimse görmez benim üzüntümü. Tek bir kişi görebilirdi. Ama o yok artık. Tozlu anılar odasında yerini aldı en derin köşelerde. Şimdi yapmam gereken tek şey yok olmak. Herkesi her şeyi yok etmek. Sıfırdan başlamak. Bunu başardığım gün belki kendimi affedebilirim çünkü kendim için ilk defa bir adım atmış olacağım.