Birini Özlerken Bile Kendini Seçebilmek
Bugün çok net, çok pürüzsüz bir şey fark ettim: Bazı insanları özlemek, onlarla yeniden bir hayat kurmak istemek anlamına gelmiyormuş.
Bugün bir mesaj geldi. Geçmiş, hiç beklemediğim bir anda kapıyı çaldı işte. O an kalbim sıkıştı, nefesim daraldı, oturdum çok ağladım. Bir an için sadece görmek istedim onu. Sesini yeniden duymayı, kokusunu, bir zamanlar çok iyi tanıdığım o tanıdık hissi… Çok özledim, yalan yok.
AMA özlemek, her zaman geri dönmek istemek değilmiş.
Çünkü insan bazen karşıdaki kişiyi değil, onun yanındaki o eski halini özlüyor. Birine ait hissetmeyi, koşulsuz görülmeyi, o sıcak “biz” duygusunu… Sonra tam o duygu selinin ortasında, büyümüş tarafın içeri giriyor ve sana sessizce şunu hatırlatıyor:
“Sevgi her zaman yeterli değil.”
Değil çünkü. Sevgi, kırılan güvenin yerini doldurmuyor. Belirsizliği sakinleştirmeye yetmiyor. İnsanı tek başına huzurlu yapmıyor. Birini zamanında çok sevmiş olabilirsin. Hatta şu an, tam da bugün o mesajla birlikte çok özlüyor da olabilirsin. Ama bu, onun sana iyi geldiği anlamına gelmiyor.
Ve bugün, hayatımda ilk kez çok net bir yerden şunu söyleyebiliyorum: Benim zamanım, ruhsal dengem, sağlıklı zihnim ve o çok uğraşarak inşa ettiğim güçlü psikolojim; güvensiz, tekinsiz, ne olacağı asla belli olmayan bir ilişkiden çok daha kıymetli.
Eskiden “idare ederim, bir şekilde çözeriz” dediğim o yorucu şeylere artık aynı yerden bakmıyorum. Çünkü artık çok iyi biliyorum: Uykularımı bozan, iç huzurumu söküp alan, beni kendimden her gün biraz daha uzaklaştıran hiçbir insana, hiçbir düzene hayatımda yer yok.
Ben artık sevgiyi sadece yoğun ve kaotik hissetmek istemiyorum.
Güvenli hissetmek istiyorum. Sakin hissetmek istiyorum. Yanında her an tetikte beklediğim değil, omuzlarımı düşürüp huzurla nefes alabildiğim bir sevgiyi hak ediyorum.
Hani bir zamanlar öfkelendiğin, üzerine saatlerce düşündüğün, her detayını tekrar tekrar kazıdığın o yoğun hayal kırıklığı vardır ya... İşte bugün o evreyi de geçtiğimi, artık yorulmadığımı, o hissin bile içimden tamamen çekildiğini fark ettim. İçimde garip bir boşluk ama aynı zamanda muazzam bir hafiflik var.
Bugün anladım ki artık sana karşı o yoğun hayal kırıklığını bile kazımıyorum. Bu bile yok içimde. Artık ne iyi bir duygu, ne kötü bir öfke, ne de bir kırgınlık barındırıyorum. Duygusal olarak o hesabı tamamen kapattığımın, hayatımdaki etkini sıfırladığımın ilanı bu. O kapı artık tamamen kapandı, üstüne kilit vuruldu ve anahtarı da fırlatılıp atıldı.
Geçmişsin. Bitmişsin.
&
Geçmemiş olabilirsin belki AMA artık beni geçemiyorsun.
Ve galiba hayatımda ilk kez… Birini bu kadar çok özlerken, o geçmiş tam bugün kapıma kadar gelmişken bile, durup kendimi seçebildim.
İŞTE ŞİMDİ KENDİMİ OMUZUMDAN ÖPME VAKTİDİR!
Dilan Balkay'a sevgiler, artık bi başkasını değil kendi omuzlarını öpme zamanı:
Bugün de omuzlarını
Öpmedim uykudan önce
Her gün ayrı uyanmamız
Biraz tuhaf, değil mi sence
Artık olmaz
Artık olmaz
N’apsam olmaz

















