Fotoğraf Geyikleri - by Granduke
Efendiim. Bayağı uzun bir aradan sonra tekrar karşınızdayım. Sevgili Kontes ise bu aralar fazla meşgul. Ne zaman döner bilinmez.
Neyse efendim,Gezi Parkı, polis şiddeti, hükümet istifa, hüloooooğğğ, göt kılı, Ergenekon, Balyoz, tencere - tava ve bunun gibi konular ile meşgul olduğum için tumblırı ihmal ettim. Özürlerimin kabulünü saygıyla arz ederim.
Fotoğraf geyikleri konusuna dönüp, sizler içün hazırladığım birbirinden pırıltılı tüyolar ile tekrar karşınızda olmanın mutluluğunu yaşıyorum (pek iyi olmadı bu ya. Bülent hanımdan ağdalı laf sanatı konusunda ders almalıyım).
Aşağıda yazacaklarım en bi amatör (otu boku çeken cins) fotoğrafçıları ilgilendirir. Tamamen kendi düşüncelerim olup aman birileri incinmesin, kızmasın, küsmesin vs. kaygı taşımaz. Telif hakkı yoktur. İsteyen kullanır.
(dur bi müzik açayım ve kahvemi tazeliim)
Şimdiiii. Eline fotoğraf makinesi geçiren çok miktarda şahıs, çektiklerinin altına imza atmaya pek bi hevesli. Nedense tamamı da "bişey bişey PHOTOGRAPHY" diye imzalıyor. Tamam anladık, İngilizce biliyorsun da, illa ki imzalayacaksan, adın soyadın veya rumuzun yeterli. Yayınladığın şeyin "fotoğraf" olduğunu anlamayacak kadar embesil değiliz.
Elinize geçirmiş olduğunuz fotoğraf makinası ile "ne çekeceğim" konusu son derece çetrefillidir.
"Ne çekeceğim"den ziyade "ne halt edeceğim bu çektiklerimle" şeklinde bir soru daha şık olur.
Eğer benim gibi ot-bok çekiyorsanız öncelikle makinanız ile evlenmenizde yarar görüyorum. Evliliğe karşıyım derseniz, uzun vadeli seviyeli bir birliktelik de iş görür. Meali şudur: çok özel durumlar haricinde makinenizi yanınızdan ayırmayın efendim! Karşınıza ne zaman ne çıkacağı belli olmaz. Sonra ah vah etmeyin!
Bu durumda, makinayı nasıl yanımdan ayırmam sorusu gündeme gelir. Kadınsanız, muhtemelen içine her şeyi doldurduğunuz devasa bir çanta taşıyorsunuzdur. Bi makine ve bi objektif de o çantaya sığar. Erkek cinsi iseniz iki seçeneğiniz var (ya da benim gibi her ikisini de yaparsınız). Fotoğraf çantası edinin, bu bir. Veya, bol miktarda ve geniş cepleri olan pantolon ya da şort giyin, bu da iki. Kadınlar da fotoğraf çantası edinebilir veya bol cepli bişey giyebilir. Ben karışmam.
Giyim konusuna gelmişken...
Sokakta, dağda bayırda gezerek fotoğraf çeken biz ucubeler için konuşuyorum. Mümkün olan en rahat kıyafetinizi giyin. Özellikle de ayakkabılar. Bol bol yürüyeceksiniz çünkü. Kadın fotoğrafçılara yönelik olarak, özellikle mini etek ya da elbise giymemenizde fayda var. Eğilip büküleceksiniz, gerektiğinde yere yatacaksınız. Benimle dolaşıyorsanız bakarım affetmem!
Eğilip bükülmeden hareketle...
Efendim, açı değiştirmek içün garip şekillere girmeniz gerekebilir. Size fotoğrafı öğreten hocaların(!), yok efendim göz hizası, üçte bir kuralı, altın oran, bakır büzük, sun'i ufuk falan gibi zırvalarını çok da dikkate almayın. Size "üçe bir kuralına uymamışsın" deyip, (atıyorum) İzzet Keribar'ın aynı şekilde kurala uymayan fotoğrafına "muhteşem! harika!" vb. diyen insanlardan bahsediyoruz. Tabiki de portre çekerken kafanın yarısını uçurun demiyorum, veya manzara çekerken ufuk çizginzi azıcık bozun da demiyorum. (bozacaksanız çok bozun, az bozuk güzel değil. tecrübeyle sabit!). Neyse efendim, eğilip büküleceksiniz, yerlere yatacaksınız, merdivene veya çöp kutusuna tırmanacaksınız. İşte o kadar!
Ben sadece bunu çekerim falan gibi garabetlere kalkışmayın! Bir tarzınız olsun tabiki ama her boku da çekin. Siz çiçek böcek çekeceğim diye dolanırken gün batımına doğru ilerleyen vapuru kaçırırsınız. Benden söölemesi.
Her boku çekmek deyince aklıma geldi. Bir sürü insan, makinasının "shutter" sayısı çok olmasın deyu fotoğraf çekmekten imtina ediyor. E niye aldın makinayı madem kullanmayacaksın! 5D Mk.III almış eleman, aman shutter artar diye foto çekmiyor. O zaman Mk.III'e vereceğin para ile 50D + baba iki objektif al, shutter bitince git bi 50D daha al, objektifler yanına kâr kalsın.
"Sanatsal kaygı" diye bi laf var şimdilerde. Niye kaygılanayım la! Kaygısızca çekin fotoğraflarınızı. Zevk için yapıyorsunuz bunu. İşkenceye döndürmeyin! Bırakın beğenen beğensin beğenmeyen de beğenmesin. Her ikisine de teşekkür edin yeter.
Şunu asla unutmayın. Fotoğraf = ışık. Işık yoksa fotoğraf da yok. Makinenizi kullanmak için ışığa bir şekilde hakim olmayı öğrenin. ISO (ASA) - diyafram - perde hızı üçgenini unutmayın.
Işığınız da geyiğiniz de bol olsun :)