İzmir Doğal Yaşam Parkı ... by Grandük
Geyik yapmadan önce hizmetimi yapem de link verem gari.
www.izmirdogalyasamparki.org.tr
Nasıl gidilir kısmı da vardır ama yazayım yine de.
777'ye binin. Heee Boeing 777 değil, bildiin otobüs. Klimalısı da var arada bir.
Pisketnen gidin. 16 km ama pisket yolu var. Tehlike yok.
Özel otoyla gidin. Benzin 5 lira onu da sölüüm.
-----------*----------------*---------------*------------------*------------------*-----------
Rahmetli babaannem ile her cumartesi hayvanat bahçesine giderdik. Ne kadıncağız bıktı ne de ben. Belki de torun aşkı nedeniyle bıkmadı görüntüsü vardı, bilemem!
Neyse, yaşı genç olanlar pek bilmez. fuarın içinde -esas adı Kültürpark olsa da İzmir insanı oraya "FUAR" der - mini mini bir hayvanat bahçesiyidi oralar. Hayvancihazlar ufak kafeslerde veya alanlarda sergilenirdi. Hımbıl aslanlar, deli maymunlar (ki o konuya daha sonra gireriz), gariban zürafalar, ve herkesin sevdiği, hemşehrimiz rahmetli "Pak Bahadur" vardı. Tabi başka hayvanlar da bulunuyordu ama benim sıfatlar tükendi ne yazık.
Günün birinde akil İzmir insanları, 'yahu buncaazlar da can taşıyor, adam gibi bir yer yapalım da rahat etsinler' deyip, Sasalı'da bu güzelim parkı kurdular. Müteşekkirim (o kısım geyik değil).
Ne yazık ki sevgili Pak Bahadur'un ömrü vefa etmedi orayı görmeye. Ama şimdi fil bölgesinin karşısında huzur içinde yatıyor.
1948 de Pakistan'da doğup 1954 yılında İzmirli olmuştu. 2007 yılında ölene kadar, Avrupa kıtasında yaşayan en yaşlı erkek fil ünvanına sahipti. Toprağın bol olsun sevgili Pak Bahadur.
O'nun hemen karşısında Beümcan, Winner ve Türkiye'de doğan ilk yavru fil olan İzmir yaşamakta.
Fil ailemiz parkın ilgi odaklarından birisi. Ziyaretçileri de çok. Neyse ki insanat ile aralarında epey mesafe var da çok rahatsız edilmiyorlar. Bu "mesafe" konusuna ileride geleceğim tabi.
Fillerin ötesinde maymun adası bulunmakta. Biz (Grandük olduğum cihetle "majestik çoğul" kullanmaktayım :p ) çocukkene fuardaki hayvanat bahçesinde bir maymun saldırısına uğradığımız içün bu uzak akrabalarımızı pek sevmeyiz. Uleynnn ne zormuş bu majestik çoğul ile yazmak. Vazgeçtim anasını satiiim!
Efendim maymunlardan tırsmam ama hem ööle bir travma yaşadığım hem de tiplerini itici bulduğum için, maymun adasını ziyaret etmiyorum. Fotoğraf isteyen verdiğim linkten baksın.
Esasen bu parkın bir haritası mevcut. Ne nerde şıp diye bulursunuz ama amaç doğada yürüyüş, temiz hava almak ve bu arada fotoğraf çekmek olduğu için ben kafama göre takılmaktayım. Maymunlardan ileriye devamla vaşak, ayı ve kurt bölgesine doğru geliyoruz.
Cumartesi Pazar parka gitmeyin!
Şimdi, bu hayvancihazları daha iyi görelim deyu camlı alanlar icat edilmiş, hayvan gelirse oradan görüyorsun. Bazısı da ööööyle yatıp seni iplemiyor. İnsanlarımız (!) ne yapıyor bu durumda? Elinin ayası ile cama vuruyor. Uleyn İKRA! Eşek kadar camlara vurmayın yazıyor. Seni safariye götürüp arabadan indirmek var. Bakalım vurabilin mi camlara...
Hem ayı ile göz temasın olsa ne olur olmasa ne olur?
Kilolu hayvanları seviyorum nedense ;).
Gelmişken bi de kurt vereyim.
Çakalımsı azıcık ama idare ediverin. Adam bunun camına da vuruyor. Yahu, sokakta köpek görünce karşı kaldırıma geçiyorsun da şimdi bu samimiyet niye???
İnsanlardan uzaklaşıp biraz rahatlamak içün geyik meyik gibi canlıların olduğu tarafa yürüyoruz.
Abla büyük meraknan bana bakıyor.
Yüzünde hafif bir acıma ifadesi var. 'Embesile bak, bu güneşte fotoğraf çekicem diye geziyor' der gibi bir ifadesi de yok değil sanki.
Dağ keçisi abimiz de şöööle bir süzüp geviş getirmeye devam ediyor.
Bu civarlarda bir de papağan barınağı var. Çok kalabalık olduğu için kurallara uyup fotoğraf çekemedim. Çekemedim diyorum bikoooz bu mahlukatı fotoğraflamak için kafese yaklaşmak gerek. Ama, ikibuçuk metrelik mesafe çok uzak ve yaklaşırsam diğerleri de gıda vermek ve papağan konuşturmak için (ki illa böyle bir saplantımız var... hayvan anana küfretse kızacaksın ama!) kafeslere gelecek.
Neyse, kışın veya hafta içi gidince fotoğraf alınabiliyor.
Sizin zararsız deli olduğunuza kanaat getiren görevliler papağan kafesine yaklaşmanıza pek ses etmiyor. Aman diiim. Objektifinizi uzatın yeter. Papağanımsı bir yaratık beslemiş biri olarak ne kadar güçlü gagaya sahip olduklarını çok iyi bilirim.
Heee... Buranın ilerisinde yırtıcı kujjj bölümü var ki şimdilerde kentsel dönüşüm procesi var herhalde. İçeride inşaat olduğu içün hayvanat pek bi kızgın. Eski fotoğraflar ile idare edin.
Az ileride yeni bölüm var. Atlar gelmiş. Pek de sevimliler keratalar. Sevmek de serbest ama her ne hikmetse bizim insanımız (çocuklar hariç) sevmeyi sevmiyor. Onun yerine elini kolunu zürafaya, aslana, kaplana uzatmayı tercih ediyor.
Seğirttik doooruca kujjj bölümüne. Ördek, leylek, sülün mülün var etrafta.
Hayrettir, bunlara bulaşan insan fazla değil. Bakıp gidiyorlar.
İleride deve bölümü var. Yanıbaşında da "Develi Kafe". Gölgede kahvemi içip görev yapıyorum ve deve çekiyorum.
Develerin akabinde çocuk hayvanat bahçesi var ama ben çocuk sevmem. Bu yüzden oraya girmiyorum. Zaten ana babalar çocuklarından daha çok gürültü yapıyorlar. Amannn amağnnn!
Arkamızda savan var. Zebra, zürafa, devekuşu, su aygırı falan...
Daha su aygırını net görebilmiş değilim. Rahmetli Volga vardı eski hayvanat bahçesinde, bi onu gördümdü. Şimdikiler bulmuş çamurlu suyu yatıyor. Lan üj lira para saydık iki dön etrafta! Yok nerdeee...
Efendim, bu oğlumuz "Efe".. Pek bi meraklı ve sokulgandır.
Kızımız "Zarife" ise biraz daha hanımdır. Pek muhatap olmasa da arada bir böyle yakınlaşmalar olabiliyor.
Devekujları da pek afilidir. Pek yaklaşmanızı tavsiye etmem. Efe'ye benzemez. Demedi demeyin!
Az ileride bil umum kümeslerde hayvanat var ama kümes olunca foto çekmek zor. Yerine tavus kuji vereyim.
Dedim ya, abuk subuk dolaşıyoruz. İlerideki kemirgenler bölümünü es geçiyorum. Meerkatlara küsüm :p.
Yolda bir iki börtü görüp çekiyoruz. O da doğal yaşamın bi parçası ne de olsa.
Gide gide şeye gelmişiz. Leyn buranın adını hep unutuyorum..
Şimdiiii. Tüyo verme kısmına geldik.
Tropik merkez, adı üstünde tropik bi yer. Parka kışın gittiyseniz ilk buraya girin. O soğukta dolaşıp girerseniz objektifiniz öyle bir buğu yapıyor ki 3 sigara içene kadar buğu gitmiyor. Tecrübeyle sabit. Hatta inanmayan Hakan'a sorsun.
Yılanlar falanlar filanlar burada duruyor. Hayvanata flaş patlatmak yasak, yılan ve kerten kelle abilerin camlarına vurmak da, ama dinleyen kim!
Uleyn teres. Yılan zaten sağır. Ne diye camına vuruyorsun.Üstüne üstlük öyle bol hareketli zehirli yılan (kobra veya çıngırdayan yılan falan) da yok ki atraksiyon göresin.Bildiğin boa, piton, anakonda falan. Onlar da ne hareket edecek zaten. Yemek ayağına geliyor.
İçeride bolca muz ağacı da var.
Bi de timsahınan macaw. Ben o timsahı çakma sanıyordum ama aaazını açtı :p
Halka kuyruklu lemurlar da bu civardalar. Bunlar da bayağı meraklı ve sokulgan. Parmağını kafese uzatma!!!
Ha bir de koi balıkları var ama neticede balık işte.
Neyse tropik merkezi terk edip dışarıda bi cigara sarıyoruz ve akrabaları ziyarete gidiyoruz.
Puma derler bu mahlukat benim Amerikalı kuzen. Karısıynan birlikte iki öküz yedikleri için burada ceza çekiyorlar. Cama vuranlar falan burada da mevcut.
Hintli kuzen. Bu hatunun bi leşi var diye duydum. Annem pek sevmez, o yüzden muhatap olmuyorum. Bunun da camına vuruluyor tabi. Bu defa dayanamayıp. 'Lan oğlum ne vuruyorsun cama, istiyorsan bakıcısıyla konuşayım seni içeri koyalım' diyorum. Eleman tırsıp kaçıyor.
Hayri enişte ile Şehriban hala. Ergenekondan içerideler. Sırtlan gizli tanıklık yapmış.
Amaaan. Ölümlü dünya işte. Kuğulu Kafeye gidiyorum. Bi kahve de orada.
Ahan da kuğu, işte ispatı!
Gezinin sonuna gelirken bakıyorum idari bina açık. İçeri giriyorum.
'İki tane şey edecektim'.
'Efendim, şimdi bu tropik merkezinizde flaş yasak ya'..'millet flaş patlatıp duruyo, bence okuması olmayanı parka almayın.'
'Sonracııma, camlara vurmak da yasak. Ama pata pata vuruyorlar. İç tarafta alentirikli teller var ya hayvanın tarafında, bence siz onları insan tarafına alın. Bi çarpılsın bak bi daha yapıyor mu.'
Ablaların suratında garip bi ifade varken sahneyi terk ediyorum.