"Sırf birisi iyi geceler demediği için, iyi geçmeyen geceler vardır." Hayırlı sabahlarr

seen from United States
seen from Russia

seen from Russia
seen from China
seen from United States

seen from Canada
seen from United States

seen from Russia
seen from United States

seen from France

seen from United States
seen from China
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Russia

seen from United States

seen from Russia
seen from United States
seen from United States
seen from Poland
"Sırf birisi iyi geceler demediği için, iyi geçmeyen geceler vardır." Hayırlı sabahlarr
What a sexy guy.
Kader, dedi, vazgeçme esasına dayanır. Vazgeçersin; vazgeçmekten, vazgeçmekten vazgeçmekten, vazgeçmekten vazgeçmekten vazgeçmekten… Sabit kalmak ne büyük kibir. Şiiri şiir bilir ancak, Eylül’ü ancak Eylül. Sen seni bil, sonra seni, seni, seni; yankı - yankı - yankı: Ne! Kalp cananla der, geri kalan canan. Bir sesim varsa on bin tane taklit eden bulunur içimde. Duayı zar zor tuttururum. İyelik ekini eşlik ekiyle karıştırırsanımızı korur yaradan. Belki, sevene kadar korkutur. Biz bütün şahıs ekleriyle, yaradan. Yaradan, yaradan, yaradan… Hiçbişeyimser olmak istiyorum. İsmi iyimser diye çıkıyor dudağımdan. Ha bi de, anne olmak istiyorum.
- 28 Mayıs 2013
Falımda çıktın Tarık. Bundan bir şey öğrendim. Dün sağ kulağıma okuyup üzerine yattığım dua, şükür ki uyandığımda gerçekti. Hiç kimse için bulacağım sevgili kelimeleri, soru işareti gibi bir jilet izi bırakacak sol kısmımın derinlerinde. Kendimi bildim bileli lanetim gibi ezberime yerleşmiş o eski püskü ve pası yüreğimi sarmış kelimeler, endişeler, küçük ekranıma tutkalladığım beklentiler ve şarkı şarkı günah, senin taşıyacağını bildiğim yağmurun bereketiyle karışacak ılık suyuna toprağın. Ben, dünyayı bana üflenmiş nurla seyretmeyi dilerim; çünkü gözlerim var. Hatırla, gözlerinin tümü yoldan çekildiğinde nasıl yağmıştı parlak damlalar halinde kalbin dilekcikleri. Bir duanın yolu gözlenir mi hiç, yapma etme! Ve bilirsin. Kitapta da yazmış ya hani. Bilginliğe filan değil, kalp gözüyle görmeye geldik.
-28 Mayıs 2013
Üzerime düşen bu yorgunluk, mayısın son deminde, akşam serinliğiyle doymuyoruz; affet.
Bir öf bile diyemem derdine dilim varmaz ki.
Belim ve belleklerim arz talep meselesi olmuş bileklerde. Tartı bile suyu yalancı çıkarıyor, utanmasa boyum da ceplerime küçülecek.
Kemiklerim nasipleniyor yastıklardan. Kemiklerim damarlarıma düşkün.
Ellerimde bir şey keşfettim.
Bir tek çimlere söyledim.
- 27 Mayıs 2013
Dizlerimi çekeyim göğsüme. Etrafıma bir balon sar. Çay kahve doldur balonun içine biraz. Bir balonda yaşamak istiyorum geri kalanımı. İnsanlardan bence konuşan yok. Ve aşkları alınmak istemem artık üzerime. Gözlerimi höpürdetmek istemiyorum sitemlerime. Annemi bilememekten yoruldum. Kendimi başka ellerden sevmekten de. O çocuk bu şarkıları severdi bunları dinledim. Şu çocuk bu oyuncakları severdi bunlarla oynadım. Ben neyle oynarım ki? Elvedaları gerçekçi bulmadım hiç. Kinlere yeteneksizdim. Öfkelerim pastörize değildi sanırım. Sesim içime kaçmıştı. Çıkar! Balonum kadar bir salıncak yeter bana. Babam bana dünyayı tercüme eden bir adamdır. Okula gitmezsem kızar. Babamı sen güzel seçmişsindir elbet inanıyorum, nasıl istiyorsan’ını bozmayacağım bir balon yap. Kimseyi görmek istemiyorum. Herkesi görmek istiyorum. Hayal istemiyorum. Kimse için dua etmek istemiyorum. Bana kandil simidi bile ikram etmeyecek kadar cimri bu insanlar. Dost edinmek istedim, kollarını çok seviyorlardı beni sarmadılar olsun. Beni bir balonun içine koy. Nütfen!
- 26 Mayıs 2013
Bu şehirde denize girilmez. Bu şehirde denizin üzerine yürünür ancak. Dalga manzaralı üst geçitler, makinelerin üzerine dizginler kuş seslerini; kuşlar birkaç ben kadar için doğurmaktan hiç vazgeçmez. Martıların lodosa yanlayan kanatları, daima aynı kalmayan bir açıdan doğar buluta. Arabalar keskinleşmez. Sarhoşsa sevgililer, dünyanın her yerinde olduğu gibi, burada da düz çizgiler hafif hafif dolambaçlanır gözlere. Şükür ki bilirim, birkaç yerine istiflenmiş dostlar yaşar bu girilmeyen denizin eteklerinde. Hep yalnız, ama hiçbir zaman kalabalığımla oturmadığım bu bank, daha yeni itiraf etti bana bunca yıldır kalabalığımın yolunu gözlediğini. Bir parkın yanından geçtim ve dedeliğini unutan bir çocuk “yemin etmek günahtır oğlum” dedi ötekine bağırarak. Diğeri hemen açtı zihninin not defterlerini. Hiçbir şey söylemeyip yine suskunluğuma borçlandım şahsi dünya devrimimi. Bugün aynanın karşısında dans edip hal hatır sorayım dedim yanaklarıma. Allahım bu ne kadar dolmak! Çok çektirmişim zavallıcıklara. Üstelik bu dansın geç kalışına dair masum bir serzenişleri vardı. Çünkü aynı dansı, benim yerime beni izlemesini hayallediğim birkaç göze sergilemişliğim bulunduğunu biliyorlardı. Günahtı. Neyse ki bağışlayıcı bir sıfatları vardı. Şu an denize dayanmış haldeyim. Birazdan iskeleyle merhabalaşacak ve biraz da onun bana sakladığı kalabalığı dinleyeceğim. Eve döndüğümde kim bilir, belki bir dost çayın suyunu koymuş olur.
- 24 Mayıs 2013
Onlar her gülümsediğinde, yangının ağlamak değil, meysiz gülümsemek olduğunu hatırlarım.
- 21 Mayıs 2013