aradaki uzun namlulu silahı görüyorsunuz değil mi? bize hem şoför hem de güvenlik olarak eşlik eden, rejimle ve ışidle savaşmış bir mücahit. ışdin paramparça yaptığı onlarca çocuğu kendi eliyle defnettiğini anlattı.. abisi ve erkek kardeşi savaşta şehit olmuş dört yetim yeğenine kendi çocukları gibi kol kanat germiş onlara da bakıyor ve maalesef bir çadırda yaşıyorlarmış. İHH surıye lojistik merkezinde güvenlik personeli, tüm gün bizimleydi. yol boyunca arapça bilen arkadaşımız sayesinde sohbet ettik. tüm ziyaretler bitip halep'i dolaşmak için arabadan indiğimizdeki tavrı beni kendisine hayran bıraktı. neredeyse yirmi kişilik çoğunluğu kadından oluşan bir grup olarak yürüyorduk. erkek biriminden arkadaşlarımızın gözü hep bizdeydi zaten Allah razı olsun. fakat bu mücahit kardeşi de izledim hep, bir ara kızımla fotoğraf çekildik halep kalesinin önünde yanımızda bizi bekledi ayrılmadı, yürürken geride kalan bir şeyler satın almak isteyen arkadaşımızı gördü blz baya öndeydik arkamı döndüm arkadaşımı kontrol etmek için bir baktım başında onu bekliyor ve belki on dakika hiç kıpırdamadan bekledi onu. hep arkadan izledi ve takip etti, arabaya önce biz bindik ve her defasında en son o bindi, arabadan her indiğinde eğer henüz biz inmeyeceksek kapıları açık bırakmadı kilitledi. kendisine o kadar büyük saygı duydum ki anlatamam. tavrından ve çehresinden azameti o kadar belliydi ki..
dün postta demiştim ya "siz hiç bir mücahit eşliğinde, onun silahlı korumasında yolculuk yaptınız mı?" diye.. biz yaptık.












