Halepçe’nin Sessiz Çığlığı
16 Mart 1988… Halepçe semalarında o gün görünen şey sadece savaş uçakları değildi. İnsanlığın vicdanını karartan bir felaketin gölgesiydi. Birkaç saat içinde gökyüzünden yağan kimyasal gazlar şehrin hayatını susturdu. Sokaklarda oynayan çocuklar, evlerinde ekmek yapan anneler, yaşlılar… Hepsi aynı zehirli nefesin içinde kaldı.
Bu saldırı Saddam Hüseyin yönetimindeki Baas rejimi tarafından yürütülen ve Kürt halkını hedef alan sistematik yok etme politikasının bir parçasıydı. Tarihe Enfal Operasyonu olarak geçen bu süreçte yüz binlerce Kürt öldürüldü, binlerce köy haritadan silindi, sayısız aile parçalandı. Bu politikanın başındaki isim Saddam Hüseyin’in kuzeni Ali Hassan al-Majid idi. Kimyasal saldırılar nedeniyle dünya onu “Chemical Ali” adıyla tanıdı.
Ama Halepçe sadece rakamlardan ibaret değildir.
O gün sokaklarda kalan küçük ayakkabılar, annesinin kucağında donup kalan çocuklar, kapısının önünde yere yığılan yaşlılar… Hepsi insanlığın hafızasında silinmemesi gereken sahnelerdir. Çünkü Halepçe’de öldürülenler yalnızca insanlar değildi; bir şehrin nefesi, bir halkın sevinci ve çocukların geleceğiydi.
Aradan yıllar geçti. Fakat Halepçe’nin acısı hâlâ rüzgârda dolaşır. O gün zehirli gazlarla boğulan şehir bugün bize şunu hatırlatır: Eğer zulüm unutulursa tarih kendini tekrar eder.
Bu yüzden Halepçe’yi anmak sadece bir yas değil aynı zamanda bir sorumluluktur. Kurbanların hatırasını yaşatmak, gerçeği anlatmak ve bir daha hiçbir halkın böyle bir acı yaşamaması için hafızayı canlı tutmak insanlığın ortak görevidir.
Halepçe ve Enfal kurbanlarını saygı ve rahmetle anıyoruz.
16 Mart sadece bir tarih değil insanlığın vicdanında kapanmayan bir yaradır.
















