Otelin adı, yaylalarda açan çiçekti, Madımak’tı.
Otelin içindekilerse ülkenin yazarları, şairleri, araştırmacıları, ozanları, karikatürcüleri, tiyatrocuları, semahçıları...
8 saat süren bekleyişin sonunda bir kibrit çakıldı.
35 eli kolu bağlı insan alev alev can verdi.
Tarih: 2 Temmuz 1993.
Gün: Cuma.
Yer: Sivas'tı.
Sivas Katliamı‘nı unutma, unutturma!
Çünkü sıradan bir tarih değildir, 2 Temmuz.
Sivas'ta yanan insanlığı en anlamlı anmanın belki de bir şiir olduğu gün, bugündür.
Nasıl dinlenir bilmem ki
yakılan bir ozanın türküsü,
sesinin titreşiminde hüznü
ve o acı ölümü
duyumsamadan?
Türkülere kan düştü,
dumanlarda boğuldu ozan.
“Aman aman dostlar
kabir bana dar gelir bu gençlikte,
ölüm bana zor gelir.”
Nasıl dinlenir bilmem ki
yakılan bir ozanın türküsü,
sesinin titreşiminde hüznü
ve o acı ölümü
duyumsamadan?
Sivas ellerinde sazının ucu yandı Hasret’in,
Nesimi’nin curası.
“Oy beni beni kanlar otağı,
oy beni beni dertler ortağı, toprak.”
Ah Sivas,
adın böyle mi olmalıydı?
- Gülsüm Akyüz, Hasret’in Türküsü