bayram tatilini fırsat bilip sekmelerde bekletip durduğum cebirin tarihi serisini seyrediyim dedim. benim bu tarayıcı sekmelerim abartısız 50 tane falan oluyor. sadece sekmelerle kalsa iyi. masaüstü dolu, belgeler klasörü dolu, telefonumdaki sekmeler ayrı dolu, belgeler ayrı dolu, mail kutum dolu, trello dolu, vatsapa yazdığım hatırlatmalar dolu, keep hatırlatmaları dolu, daha aklıma gelmeyen bir sürü yer dolu. haliyle beyim de aşırı dolu ve kaldırmıyor bunca şeyi.
insanlar ilgi duydukları alanlardaki içeriklere nasıl kayıtsız kalabiliyorlar hayret ediyorum. şimdi bir kere daha kendimi bu konuda toparlamaya çalışıyorum. buna yönlendiren asıl şey geçenlerde murat’ın getirip verdiği jules payot’un “irade terbiyesi” kitabı oldu. gerçi kitabı da sürüncemeye soktum, hâlâ bitiremedim ama.. neyse bu adam işte tek şeye odaklanın, hepsini bi arada götürmeye çalışmayın, bikaç yıl birine bikaç yıl birine odaklanın diyor. mantıklı tabii ama yapamıyorum. ilk başta bi vatsap gruplarından falan çıktım, bildirim gelmesin diye instagram hesabından çıkış yaptım vesaire. sözde ilgimin dağılmasını engellemeye çalışıyordum, sonra saldım hemen. şimdi işte bu cebirin tarihi vidyolarının ikincisini seyrederken yarısında napıyom lan ben dedim. gene dağılmışım. en iyisi ilk bir buçuk bölümden aklımda kalan birkaç şeyi bloga yazıp devamını seyretmeyim dedim.
asıl hedefim önümüzdeki birkaç yılı yazılım ve ingilizceye hasretmek. biraz ümitsiz söylüyorum ama bakalım becerebilecek miyim? ümitsiz söylememe rağmen bu sorunun peşinden gitmek zorundayım. ekonomik durumu düzeltmek için başka bir çıkış yolu görünmüyor çünkü.
gelelim vidyolardan aklımda kalanlara:
ilk vidyoyu seyredeli biraz oldu. en çok aklımda kalan şey eski mısırlıların altmışlık sayı sistemini kullanıyor olmaları. rhind papirüsü’ndeki, öklid’in elemanlar kitabındaki, diofant’ın aritmetica kitabındaki soruları ve yaptıkları çözümleri gösteriyor ilk bölümde. cebir bulunana kadar yunanlılar, mısırlılar falan neler çekmişler hesap yapmak için. cebir gerçekten muhteşem bi şey. soyutlamayı artırdığı için matematiğin gelişimini fecî hızlandırıyor. tabi cebir de bi anda bizim bildiğimiz cebir olarak ortaya çıkmıyor.
ikinci bölümde de cebirin ilk ortaya çıktığı islam medeniyetinden bahsediyor ve harezmî’nin al-kitab al-mukhtasar fi hisab al-jabr wa'l-muqabala eserindeki soru ve çözümlerden örnekler gösteriyor. tamam sayıları uzunluk olarak algılama bir nebze aşılmış ama cebir henüz negatif sayılarla düşünme imkanını sunmamış. irrasyonel sayılar ise karesi 8 olan sayı falan şeklinde hesapların içinde var anladığım kadarıyla. en ilginç kısımlardan birisi de harezmî’nin ve islam coğrafyası matematikçilerinin oldukça sözel şekilde matematik yapmaları. nasıl olduğunu ikinci bölüme göz atarak görebilirsiniz.
ben kelimeleri biraz sevdiğim için onlarla ilgili kısımlar aklımda kaldı. harezmî’nin kitabının isminde geçen cebir kelimesi denklemin bir tarafında çıkarma varsa iki tarafa da çıkarılan değer kadar ekleyerek çıkarmayı(negatif terim yok henüz) yok etmek, mukabele ise denklemin iki tarafındaki değerlerden küçük olan kadarı her iki taraftan çıkarıp bir taraftaki değeri yok etmekmiş. cebir ve mukabele kelimelerinin konuşma dilindeki anlamlarıyla buradaki anlamları arasında ilişki kurmaya çalışmak epey zevkli :)
bir de “algoritma” sözcüğünün kökeninin "el-harezmî” olduğunu biliriz fakat bu vidyoda gördüm ki harezmî’nin denklem çözümü için izlediği yöntem “algoritma” kelimesine isminin verilmesine neden olmuş. mesela bugünkü notasyonla x^2+10x=39 denkleminin çözümünü şöyle yapıyor:
bir de sscb’nin harezmî pulu basmış olması ilgimi çekti:
her neyse bundan sonra öyle her şey ilgimi çekmeyecek :P