Hamile olduğunu ve bunu Austin’e söylemesinin üzerinden neredeyse üç ay geçmişti. Düzenli olarak kontrollere gitmiş ve birçok kez sağlıklı bir şekilde geri dönmüştü. Kendinde çok yüklenmemek için elinden geleni yapsa da, farkında olmadan vücudunu yormuştu. Hope için bu yepyeni bir şeydi ve hiçte kolay değildi. Üstelik tüm bunlara sadece kendisi değil, Austin’de katlanmıştı çünkü Hope hamile olduğu dönemde normalden üç kat daha huysuz bir hale gelmişti. Sabah erkenden uyanmış ve Austin’in hala uyuduğunu gördüğünde ona kıyamamıştı. Birkaç gündür normalden çok daha halsiz hissediyor ve arada sırada karnına keskin ağrılar giriyordu fakat bunun tamamen hamileliğe bağlamıştı. Derin bir nefes alıp, kendisini toparlamaya çalıştı. Bir eli yine keskin sancılar giren karnında kenetlenmişti. Başının döndüğünü de hissedebiliyordu Hope. Hava almanın iyi geleceğini düşünmüş ve kapının önüne çıkmıştı. Fakat aniden gözlerine çöken ağırlık, karnındaki ağrının baş edilemez hale gelmesi ve bacaklarında daha fazla kuvvet kalmadığında, yere öylece yığılıvermişti.
















