Gidecek yer bulamadim, yaratasim da gelmedi. Ev ev uzerine kurulmaz ya, evin restorasyonu da oldukca zaman ve guc isteyen bir is. Her ev sahibi gibi kuf tutmus duvarlara, kirik dolaplara ve dolmus odalara cani canandan tasiyarak yeni hayatlarina kavusturacagim icin heyecanliyim. Daha da otesi, hayatimin kurtulus gunleri icerisinde her ne kadar samimiyet yoksunu travmalarimin beni kusatisiyla kavga icinde de olsam kendime yer acabilecegime eminim.
Bu yuzden en bos bloglarimdan birine donme karari aldim. Belki bu blogla ses ettigim sessiz noktalar zihnin belirli bolgelerinde sevecen bir iki noronu uyandirir, sonra da bu yaptigim yatirimin yemegini yerim.
Ben 25 yasindayim blog. Ilk ceyregimi benim icin yazilan oykuyu yasarak, yasadikca da bu duruma icerleyerek gecirdim. Melankolik kucuk ama "gelismekte" olan bir sehrin, ergen ve metalci bir uyesiydim... Cok da eglendim bu yillanan gri gunlerde. Sonra caz dinlemeye karar verdim.
Kimlikleri kimliksizlikten ayirmiyordum. Kimligi olanin bir sucu olmadigini, yalnizca bir kivilcimla canini hatirlayacak bireylerin sevgi araliklarina sigmaya calisiyordum. Arada cok da ofkeleniyordum. Sonra demli bir kacak caya 1 tl odeyip arkadaslarimla bozuk paralarimizi bir araya getirerek aldigimiz camel soft sigaramizi iciyordum.
Bir donem cok okudum, cumlelerin altini cizip saatlerce bir kelimenin pesinde yeni filizlenen bilgi dunyasinin piksellerinde arastiriyordum. Hep beyaz erkekleri okudum. Kadin ve gay aktivistler dahil okudugum her bireyin cishet erkek zihniyetle konustugu sayfalari erittim, benimsedim. Phallokratik satrancin kralicesi olarak her ismi, terimi ve ideolojiyi ezbere bildigim icin gururluydum.
Hedonizmin medyatik halleri ile tanistim, buyuk sehir kayip hayat. Kendi kucuk cevremin koy hayatini en sosyetik halde surdurdugu okul kampusunde zihnimi bulandirma ve bilincimi durdurma karari aldim. Bu kararin derinine henuz hala inebilmis degilim. Yasanmasi gereken ve iyi kilerin barindigi, her guzel sey gibi bitmeye mahkum edilmis cicili bicili isik dolu gunler.
Pandemiyi bilirsiniz. Pandemide ana ocagina geri dondum. Benim donusumle birlikte dunya da dondu. Ev ev uzerine olmaz. Benim evim ocaga incir nidasiyla inmis olacak ki herkeslerin etekleri tutustu. Tasindim, geri dondum. Normallesme surecine girdigimizde zihnim tamamen bulanmis, iletisimim her nefes alan canliyla (bitkiler haric) koparilmisti.
Veee sonra o "INVISIBLE" hand beni yakamdan tuttu ve alip kuzeye koydu. Yalniz kaldim. Iyileseyim dedim zihnimi artik hayata ikna edeyim.
Anlayacagin ilk ceyrekteyim canim blog. Dort adim attim bugune kadar. Anlatirim hepsini ara ara. Iletisebilmek bir beceri, ben yavas yavas geri kazaniyorum. Islemeyince demir sahiden pas tutuyormus. Ozgurlugumu kazanmak icin kaybettigim seyler bir kenara, kazanclarimin bana sundugu huzunlu bir damla goz yasi, abuhayati kana kana icmekle mesgulum bu ara.
Bir hayyam ayari beyaz sarap, bir de sigaram var. Yoksa pirlanta gibi bir bireyim...











