Pointer Pointer - İmlecim Nerede?
İmlecinizin nerede olduğunu gösteren bir site.
Please hold still while we locate your pointer...
seen from Philippines
seen from Singapore

seen from Russia
seen from Argentina
seen from Russia
seen from China
seen from South Korea
seen from Yemen
seen from China

seen from Argentina

seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from T1

seen from India

seen from United Kingdom
seen from China
seen from Netherlands

seen from Australia

seen from South Africa
Pointer Pointer - İmlecim Nerede?
İmlecinizin nerede olduğunu gösteren bir site.
Please hold still while we locate your pointer...
Facebook, Kullanıcı Aktivitelerini Öğrenmek İçin İmleç Takibine Başlıyor
New Post has been published on https://www.ozgurbilgi.net/facebook-kullanici-aktivitelerini-ogrenmek-imlec-takibi/
Facebook, Kullanıcı Aktivitelerini Öğrenmek İçin İmleç Takibine Başlıyor
https://www.ozgurbilgi.net/facebook-kullanici-aktivitelerini-ogrenmek-imlec-takibi/
Windows 10 1903 ile birlikte artık Fare işaretçisinin rengini değiştirebiliyoruz ,bunun için ayarlar,erişim kolaylığı,imleç ve işaretçi kısmına gitmemi yeterli
sefere çıkan kelimeler ordusu
kaldırımda yürüyordu. telefonuna kulaklığını taktı ve gömleğinin içerisinden sarkıtıp cebine yerleştirdi, kablodaki tuşa bastı. aşık mahzun-i şerif “işte gidiyorum çeşmi siyahım” dedi sazlar eşliğinde. başka bir kaldırıma gitti bedeni, adımlarını uydurmaya çalıştığı birisinin yanına. birisiydi o şimdi ve yürürken durup bu şarkıyı biliyor musun diyerek mırıldanmıştı. birisinin şarkı söyleyebilmesini düşündü, birisinin gülmesini, birisinin hayata tutunmuş neşesini düşündü o anda. işte kazağı, mavi montu, bol paça denim kumaşından yapılmış pantolonu, kahverengi saçları. işte! rüzgardan perçemi titreşiyordu. işte! gözlerini kırpıyordu. şarkıyı o söylüyordu ‘bağladım canımı zülfün teline, sen beni bıraktın elin diline’ orada olmaması gereken bir direğe çarptı bedeni. zamanı sekteye uğratmanın cezası... tekrar geldi şehrin dokusu. eczane, börekçi, mobilyacı, tekel bayi, köfteci. köftehor seni! ama öyle deme imleç nasıl da özendin. hakkın olanı anlatmak boynumun borcu. sen de biraz geri basmalısın budur aramızdaki anlaşma. anlatmalıyım taşı kenara alıp yaptıklarını, feda etmez misin bir kaç geri adımı? imleç savaş bitince cepheleri tek tek gezdi. yaralı kelimeleri tespit etti. silmedi bu artık yaşamaz diye, can suyu verdi her birine. şubede bekleyen çavuş, üsteğmen, tuğgeneral ve inzibat. hepsine verdi çöğüşten mühimmat. çekildi bir sonraki savaş için usulca. insanoğlu nankör aldı hepsini tekeline. şimdi yazıyorum noktalı kurşunlarla, gidemeyecek artık gönlünce ileri! anlattım imleç, kahraman hikayeni ama çekil artık yolumdan keşfedeyim yeni sahifeleri. başka kelimelere mi rastlarım, onları ben silerim diye mi bu canhıraş direnişin? ne olacak üç beş kelime öbeğinden! eminim önemsizdir benim söylediklerimden! mesafe aldım, yoluma çıkanı tanımam! yeni kelimeymiş ben hiç anlamam! işte yeni bir sahife belirdi uzaktan. sen haklı çıktın imleç kelimeler var burada. işte geliyor temsilcileri sözü bırakıyorum onlara, demokrasi için biraz daha geri çekilir misin? “merhaba yabanci, hosgeldin kelimeler ulkesine. amacin dostluk mudur yoksa dusmanlik mi? dokersen bir kac kelimeni ortaya, anlariz niyetini hakikatlice” - buralara kadar savaşla geldim, ancak dostanedir niyetim! şayet imleç gibi engellerseniz beni, açarım yolumu dolu defterde cesurca! “imlec dusmanimiz olmadi bizim, duzeltti kusurlu harflerimizi, kelimizi, cumlemizi! dosttur o bize dusmandan ote. bil ki buradan otede sahifeler dolusu ordu beklemekte. okurum dersen dur burda artik daha fazla ilerleme” - imleç nasıl dostunuz olur! sildi harflerimi sizin gibi yazarken! ‘ç’amur attı ‘öğ’ürdü ve kustu ‘ş’anlı yaz’ı’n bayrağıma, yazıyor her yerde kahramanlık gibi. inanmazsanız okuyun bendeki tarihi! bir süre tanıyalım ve okuyalım birbirimizi, inanıyorum sonra bana dost diyeceğinizi! “bir gundur bu sure ama temkinliyim size, sembolik ve hicivli guven vermez bize. umarim dost oluruz, budur bizim temennimiz.” boğazına geçiyor bir ilmek, hazır mısın buna imleç?
yüzyıl imleç savaşları
merhaba tumblr! yazamıyorum. klavyedeki tuşlara bastıkça ötelenen, sağa kayan imleci bir harf daha ileriye taşımak benim icin meşakkatli bir iş. bir sonra ne yazacağımı düşünürken zaman dolmuş ve imleç tekrar gücünü toparlamış bir halde ileriye - hayır geriye - doğru hamleler yapıyor ve zar zor toparladığım harfler bütününe saldırıyor. vurma, yok etme beni imleç! ernest hemingway metodu gibi bir daha geri dönmemecesine ileri atılmaya çalışıyorum az biraz anla beni imleç. şurada senden başka kim var ki? tumblr var hadi tumbo olsun adi. selam tumbo gel kavga var imleci döveceğiz. nasil? kalin kalin mi yazayim? hadi canim sen de. ne faydası var. imleci alt etmenin bir yolu, harfleri italik yapmak. böylelikle onu daha güçlü iteriz. hatta “istediğiniz her şey imlecin diğer tarafındadır” “soru kimin bana izin vereceği degil, kimin beni durduracağıdır.” gibi alıntılar yaparsam bir imleç nasıl durur bu güç karsısında? muktedir olamayacaksın imleç! amacına ulaşamayacaksın imleç! al sana, al sana. dik dur eğilme! klavye tuşları seninle! ben ezerden beri hür yaşarım, hür yazarım. hangi geri tuşu beni silecekmiş şaşarım! on parmak noter gibiyim, klavyemi çiğner aşarım; yırtarım sayfaları, dizgilere sığmam taşarım. vatan sevgisiyle mi güç toplayacağım? birey olarak benim hiç mi motivasyonum yok. öyle basit cümlelerle oy… üç kelimemi yuttun ha? acımadın mi onlara hiç! senin hiç vicdanın yok mu imleç. neden yapıyorsun bunu bana, eziyet ediyorsun, uzuyorsun. mağdur edebiyatı iş görmez ama farkındalık için, barış için, kardeşlik icin, batsın bu imleç! tam tam tara tam, tam tam tara tam. bir türkü tutturmuşum, okuyor musun beni? hmmm imleç freudyen bir analiz gerekiyor sana. annen seni sevmemiş, deger vermemiş, üretken, katkili, faydalı olman gerektiğine dair rol model olmamış sana! sende yazılanı, ortaya çıkanı yok etmeye çalışıyorsun. sahip olmadığın kavramlara saldırıyorsun. yazık sana, acıyorum aslında. dur tamam ayakların geri geri gidiyor, bunu istemeden yapıyorsun belli ama ne yapayım, benim elimden bu geliyor! varlığım itmeye zorluyor seni. ikimizin kaderi iç ice gecmis. senin düşüncelerin dahi benim ellerimde şekillenmeli. dürüst, yalansız, hilesiz tamam sil istiyorsan senin hakkında düşündüklerimi ama anla beni! neden geri gitmek istiyorsun. her yazılanı saçma mi buluyorsun? neden? bunun benim özgüvenimle ne alakası var? şimdiye kadar vazgeçmedim bence bu büyük bir ilerleme! üç yüz elli bir kelime, bir bucuk dakikalık okuma eder. insanların degerli vaktini mi çalıyorum? öyle veya böyle ben kendimi ifade ediyorum, okumama özgürlüğü varken zaman yüzünden suclanabilir miyim? bu satıra kadar gelen okurlar! şöyle bir göz gezdirirken tam da bu satırlara gözü kayan rastgeleciler! hadi yine iyisiniz koca bir balina tuttunuz. bu açık sularda beni sinir etmiş, bir geminin istinat kenarlarına kafamı dayamış kuyruğumu sallaya sallaya itiyorum onu! mürettebatı halatlara, direklere tutunmuş olacakları bekliyor. şimdi ilgim sizdeyken bir iki mızrak yedim! kanıyorum, kilometrelerce uzaktan akın etmiş köpekbalıkları! etimden parça koparmanın hevesiyle etrafımda dönüyor. ah nasıl bir cehennem bu soğuk suların içinde! niye karaya vuruyorum zannediyorsunuz? ölmek mi istiyorum hayır! benim mücadelem bu! bir milyon yıl bana da müsade edin, oturalım dertleselim. ayni frekansta degiliz. estağfurullah yüksek frekans sesler çıkarıyorum diye üstün görmem kendimi! hem seslerimizi değil fikirlerimizi yükseltmeliyiz dediniz, ben hak vermedim mi? şimdilik bu yokuşta imlece yenilmemek icin, bu savaşın tarihini aktarabilmek icin duruyorum, koyuyorum imlecin dibine takoz niyetine! irice bir taş!
Bu mouse başka mouse![Video]
Bu mouse başka mouse![Video]
View On WordPress
Bu mause başka mause![Video]
Bu mause başka mause![Video]
View On WordPress
00:50 ... Rötar bildirimi
bu gece sonlanması gereken, hala bitmemiş olan yarım bir yazı var karşımda. İmleç bana göz kırpıyor ben imlece. Çoktan dergiye gönderilmeliydi.