
seen from Singapore
seen from United States

seen from Singapore
seen from Maldives
seen from China

seen from Malaysia
seen from Russia
seen from United States
seen from China

seen from United States
seen from Germany

seen from Kazakhstan

seen from Maldives

seen from Sweden
seen from Colombia
seen from China
seen from Sweden
seen from China

seen from Greece

seen from Singapore
manzarası ne kadar güzel olursa olsun seni incitiyorsa eğer o penceriyi kapat çünkü yerini bilmeyene kader mutlaka yerini öğretir.
Beni yeterince incittiler. Her zamanki gibi geç kaldın.
Bir meyhane taburesi kadar yorgundu artık. Sigara kokusu sinen siyah perdeler kadar kederli. İnsandık ve insanlığın getirdiği bir takım şeyler vardı. Lakin hepsinden uzak, hepsine bir o kadar bağlıydı. Adımlar ile gidilecek yeri yoktu. Hatta uçmak da fayda etmezdi. Konacak, dinlenecek bir omzu yoktu.
İnsan böyledir sever, incinir ve kırılırdı...
Uzun zaman olmuştu yaralarını sardığını düşüneli ve unuttuğunu sandığı. Kokusunu unuttum derdi ve gözlerinin rengini... Saçlarının rüzgarda savrulan bir atın yelesi gibi olduğunu. Her ''Canım Kadın'' dediğinde canından can gittiğini. Eminönü de balık ekmek yemek kadar olağan, çocukluk zamanlarından kalan salçalı ekmeğin lezzeti bulmak kadar zordu artık. Hatta düşüp hiç bir şey olmamış gibi kalkmak kadar imkansızdı. Fidan gibiydi vücudu ve parmakları yeni açan dallar gibi uzanırdı gök yüzüme. Sanırım fazla kök salmamış olduğundan ayakları yere sağlam basmazdı. Sek sek çizgilerine denk geldin mi, içindeki çocuk bin yaşardı. Bir çok kuşun yuva yapmak isteyeceği güzellikte yüreği vardı. Hani uçmaya değil de, göçmeye sebepti. Mevsim fark etmeksizin sol yanı hep bahardı. Bu bahara aldanıp, en güzel çağlarımda açtım bütün çiçeklerimi. Döküldü... Kurak bir araziden farksız yüreğim... Olsun... Dedik ya? İnsan sever, incinir ve kırılırdı. O kadar görüştük, buluştuk ama hiç arkasından bakmadım. Arkasından bakarsam yokluğuna alışırım gibi geldi. Ve bir gün gitti... Arkasından bakarken, çoktan yüreğimde bilmem kaç hektar alanda tahribat oluşmuştu. Mevsimleri, çiçekleri, coşkulu müzikleri, yasemin kokulu avuç içlerini hepsini götürmüştü... Bavulu yoktu o kadar şeyi çok kısa bir sürede yüreğine tıkıştırmıştı. Söğüt ağacının dalları gibi saçları salınırdı rüzgar pek bir yakışırdı... Eğer bakmasını bilirsen gidilecek yolu çoktu. Ben hiç yürüyemedim o yollardan... İlk defa bisiklet alınmış bir çocuk heyecanı ile tepe taklak gözlerinden dudaklarına yuvarlandım. Koşmayı göze alan düşmesini de göze almalıydı elbet...
Olayım buydu.
Sevdim, incindim ve kırıldım.
19 Temmuz 2019′
İnsan olmaktan yoruldum . Sevmekten yoruldum. Kaybetmekten yoruldum .ben yoruldum duruyorum artık .
Dürüst İnsan İncindiği Zaman Bir Daha Asla Konuşmaz!
Aşklar mı diyordun, anladım. Senin incindiğin, benimse yollara düştüğümdür yeniden.
Ahmet Telli
Psikolog
Psikoloğa gittim. Kadın ben anlattıkça “incinmişsin” dedi durdu. Desene “Hayatını sikmişler senin” diye. 4 sene bunun yerine “incinmişsin” demek için okuyor ama benim durumumu da en güzel “Seni sikmişler oğlum” tarif ediyor. Bazen küfür bir ihtiyaç ve en güzel ifade biçimi. Valla tam yeriydi psilolog hanım ama sen ağzını bir bozamadın. Ben söyleyeyim. Benim hayatımı sikip sikip incittiler beni!