Pembe bir düşün içine düşmüş gibiydi Eflesya Masal Mîrseren.. İlk bakışta sakin, kendi halinde sanırsın. Ama biraz tanıyınca anlarsın: içi kıpır kıpır, kafasının içinde yüz tane fikirle geziyor. Sevdi mi tam sever; öyle yarım yamalak değil, kalbini paketleyip teslim eder gibi. Ama kırılır da kolayca, çünkü kalbi camdan değil, baloncuklardan yapılmış sanki. Ona bir şey olmasın diye insan eliyle sarıp sarmalamak ister. Gülerken dünyayı neşeye boğar ama o gülüşün altında, "beni unutma" diyen bir çocuk gibi bakar bazen. Masal işte… Adı gibi: içinde kahkaha da var gözyaşı da. Ama her haline değer. Sabahları uyanınca dağınık saçıyla bile tatlığı huysuzluğunu gizler; kahvesini almak için dans ede ede mutfağa gelir, sanki ev değil de klip çekiyoruz. Gülerken içini ısıtır, bakarken kalbini hoplatır ama asıl sihir, sessiz kaldığında başlar o an ne yapacağını bilemezsin, çünkü o sessizlikte bile enerji saklıdır. Sevdi mi tam yerinden vurur; ne abartır ne eksik bırakır, kıvamında bir sahiplenme, dozunda bir “sen benimsin” bakışı atar. Onunla olmak heyecanlı bir yolculuk gibi: bir yanda kahkahalar, bir yanda kalbinin en saklı yerine usulca bıraktığı minik, ama derin bir his. Masal işte… hem çılgın, hem dokunaklı. Sarılınca tüm dünyayı susturur.













