Gören Aşık, Görmeyen Aşık
O (sav) ki yaratılmışların en hayırlısıdır. Allah-u Teala’nın Habib-i Ekrem’i dostu, arşının nuru, vahyinin emiridir. Ziynetlendirdiği, şereflendirdiği, keremlendirdiği, büyük kıldığı, ilm-i ezelisini talim buyurduğu temiz kuludur.
Allah-u Teala O’nu (sav) peygamberlerin efendisi ve sonuncusu, takva sahiplerinin önderi, günahkarların şefaatçisi ve alemlerin rahmeti yapmıştır.
O (sav) ki iman hakikatlerinin menbaı, Rahmani sırların iniş yeri, Rabbani memleketin mahrem-i esrarı, bütün peygamberlerin ahd ve misaklarının vasıtası, Liva-ı izzet’in sahibi, ezel sırlarının müşahidi, Kelam-ı kadim’in tercümanı, ilim ve hikmetin kaynağı, dünya ve ukba ehlinin cesetlerinin ruhudur.
İlk defa O’nun (sav) için kabir yarılacak ve o binitli olarak mahşere gelecektir. Mahşer divanının en büyüğü O’dur.
Adem Aleyhisselam’ın ve ondan sonra gelenlerin altında toplandıkları sancak O’nun sancağıdır.
Durak yerinde ziyaretçileri en çok olan havuz O’nun havuzudur.
En yüce ve en büyük şefaat Allah katında O’nun şefaatidir.
Ümmet arasında hüküm veren ilk peygamber O’dur.
Bütün müminler cennete O’nun şefaati sayesinde gireceklerdir.
Cennete ilk giren O’dur.
O’nun ümmeti cennete diğer ümmetlerden önce gireceklerdir.
Cennetteki makamların en yücesi olan “Vesile”nin sahibi O’dur.
Ayet-i Kerime’de şöyle buyuruluyor;
“Allah’ın senin üzerindeki lütuf ve nimeti çok büyüktür.” (Nisa: 113)
Üstünlüklerin en üstünü Hazret-i Allah’ın dostu olmasıdır,
Bir yaratılmış ki Yaratan O’na aşık olmuş.









