katy tiz
ingiliz şarkıcı katy tiz uzun zaman önce dikkatimi çekmişti. çok iyi şarkıcıydı, sesi tiz değildi, inceden amy winehouse etkisi hissettiren karakterli bir vokali vardı. güzeldi, sıcaktı, hatta ingiliz denince çoğumuzun aklına default gelen soğuk, mesafeli, depresif kelimelerden tamamen uzak, daha çok bir amerikan güzeli havası taşıyordu. ama nedense yeterince tanınmıyordu. 2014 gibi rock mafia’nın the big bang şarkısını coverlayarak şeytanın bacağını kırdı.
(rock mafyasını biliyorsunuz, bu miley cyrus’leri selena gomez’leri başımıza saran lanet olasıca bir oluşum. neyse, şarkı güzel) bu coverla billboard başta olmak üzere pek çok dergi ve radyonun chartlarında ön sıralara yerleşti. müziğe teenage yaşlarda erkek kardeşiyle londra klüplerinde, kendi kurdukları gruplarla folk rock söyleyerek başladı. 2013 yılında buralarda bana ekmek yok diyerek amerikaya geldi. demo kayıtlarını gönderip anlaştığı orta ölçekli şirketlerle yaptığı 3 singledan da umduğunu bulamadı, bunlar aslında gayet güzel dans şarkılarıydı ama yetmedi. bakınız:
bu da biraz ballad biraz deephouse hüzünlü bir şarkı. piyanolu falan.
üstelik o dönemde şirketi dağılınca ortada kaldı, tası tarağı toplayıp memlekete dönmeyi düşündü ama erkek kardeşinin teşvikleriyle toparlandı, bu sırada whistle isimli şarkıyı çıkardı. r&b sularında gezinen bu şarkı düzenlemesiyle, hüzünlü sözleriyle katy tiz’in dört dörtlük performansıyla şarkcının şimdiye kadar yaptığı en parlak iş oldu. klibin güzelliğine dikkat. video 7 milyon izlenmiş.
ayrıca katy kendi şarkılarını yazıyor, k-pop gruplarına, cherly cole’a da şarkı veriyor. yetenekli bir hanım. 2015′ten beri röportajlarında atlantic records’tan çıkacak olan reggae / mainstream pop janrında bir albüm hazırladığından bahsediyor. bir gün çıkar herhalde. isterim ki kendine de güzel şarkılar yazsın, söylesin. güzel şeyler yapsın. ben de ‘ben demiştim’ diyeyim.
yazıyı şarkıcının canlı performansıyla bitirelim. bye.














