Boş ve karanlık bir sokakta, ahmak ıslatana aldırmadan yürümeye devam etti. Acelesi yada bir kaygısı yoktu. Bazı insanlar bazen sadece yürürdü. Köşeyi döndüğünde dolunay, güzelliği karşısında önünü ilikledi. Tenine gri bir güzellik katmıştı. Katran karası saçları karanlıkta daha da belirginleşmişti omuzlarında. Yeşil gözlerinde yalnızlığı barındıran bir gizem, dudağının kenarında ki kıvrımda kendine güven vardı. Dolunay pek alışık değildi bu denli güzel bir kadının karanlık sokaklarda yalnız yürümesine. Dolunay bütün vicdanı ile girdiği her sokakta Zaman'ı kollamak adına arkasından takip ediyor, karanlık sokaklarını aydınlatıyordu. İnsanlar ile dolu boş bir sokağa döndü, plansızdı. Henüz nereye gittiğini kendide bilmiyordu. Barların ve sokak lambalarının cılız ışıkları siyah deri çeketinin üstünde raks etmeye başladı. Muhtemelen bu yüzdendir, önünden geçtiği kadın ve erkeklerin bıçak keskinliğinde ki bakışlarını üstünde hissetmesi. Aslında pek rahatsız olduğu bir konu değildi. İnsanların göz hapsine çok kere girmişti ve teni artık kabullenmiş, nasır bağlamıştı insanların bakışlarına. Zaman hakkında öğrenebilecekleri her şey bakabildikleri kadardı.Köşede yalnız bulduğu kaldırıma oturdu. Sağ eliyle ceketinin cebindeki tabakayı çıkardı. Daha önceden sarmış olduğu en kısa sigarayı seçti aralarından. Sigarayı dudağına yerleştirdikten sonra yabancı bir el, ateş uzattı sigarasını yakmak için. Zaman sigarayı körükledi derin bir nefes ile.'Merhaba.' dedi yabancı.Zaman pek aldırmadı yabancıya. Sigarasından bir nefes daha aldı, ciğerlerinden çıkan dumanı gökyüzüne doğru üfledi başını arkasında bulunan duvara yaslayarak.'Seni buralarda daha önce hiç görmedim.' diye ekledi yabancı.Başını duvardan ayırmadan yabancıya doğru döndürdü bakışlarını. Sol kaşını kaldırdı fonda keskin bakışlarıyla. Sonra yeniden gökyüzüne döndü gözleri. Dolunayı fark edebilmişti sonunda. Şehir ışıklandırmaları yüzünden yıldızlar terk etmişti göğü. Dolunayın en güzel olduğu anlardı bu sonsuz karanlığın ortasında bütün asaleti ile karanlığı yırtıyordu tek başına. Yabancı, merak içinde Zaman'ın baktığı yöne doğru döndü.'Dolunay çok güzel değil mi ?'
'Hayır.' diye karşılık verdi Zaman.
'Yalnız olan hiç bir şey güzel değildir. Sadece güçlüdür.Yabancı bir an mutlu oldu. Zaman'ın ağzından bir kaç kelime alabilmişti. Şimdi geriye onu anlayabilmek kalmıştı. Ama biraz gecikmişti. Zaman'ın boşa harcayabileceği pek vakti yoktu. Sigarasının son nefesini ciğerleriyle buluşturup, izmariti kalabalık adımlara doğru fırlattı ve ayağa kalktı.'Bence zamanını sadece burada harcama, daha görebileceğin çok şey var farklı yerlerde.' Diyerek yabancının gözlerine baktı aşağılarcasına.Adımlarını kalabalığın arasına doğru atmaya başladı. Yabancı, zaman'ın dediklerini anlayana kadar, çoktan kalabalığa karışmıştı. Muhtemelen bu bir sigaralık süre uzun bir zaman zihninde yer edecekti. Farklı bir kadındı. Keşke adını öğrenebilseydim diye içinden geçirmişti. Zaman'ı anlayabilecek bir karaktere sahip değildi ve bunu Zaman daha sigarasının yarısında çoktan anlamıştı zaten. Yabancı, Zaman'ı anlamış olsaydı; onun kalabalıklar arasında kaybolmasını izlemek yerine peşinden gelmesi gerektiğini anlamış olurdu kurduğu cümlede.